Adaletin Ekonomiye Katkısı

Adalet… Adil olmak. Yunan mitolojisinde bile adı geçen bu kavramlar, hala bir erdem mi? Yoksa göz ardı edilmesi gereken eski bir alışkanlık mı? Önce adalet kavramını şöyle bir analiz edip deşifre edelim daha sonra yolumuza adaletin ekonomiye ve diğer alt katmanlara katkılarını bir bir analiz edelim.

justice photo

Dünya Adil Bir Yer Mi? 

Şimdi biri kalkıp dünyanın ne kadar adil ve kusursuz bir hakkaniyette bir yer olduğunu söylese tepkilerimiz üç aşağı beş yukarı aynı olur. Kimileri çıkıp o adamın enayi ve saf olduğunu söyler. Kör müsün kardeşim? Çık dışarı. Çok değil bir saat dolaş. Gör dünyanın her alanda, her canlı arasında ne kadar adaletsiz olduğunu. Biri annesinin ona hediye aldığı kazağın rengini beğenmeyip mızıldanırken, bir diğer az gerisinde tartıdan para kazanmaya çalışır. Soğuk betona oturmuş, yağan yağmura ve gelen soğuğa aldırmamaya çalışarak, her kazağın her rengine muhtaç bir şekilde dilenciliğin bir tık üstünde yaşar gider.

Dünyanın adil bir yer olduğunu söyleyen diğerleri ise pastanın kaymağını yiyen, kaymak tabakadan olan asri kısımdır. Dünya ona göre adildir. İsyan etmenin, çok da fazla hareketlenmenin bir manası yoktur. Herkesin karnı doyuyorsa neyin isyanı, neyin karşı çıkışıdır hem bu. O nedenle bırakın dünya adil bir yer mi tartışmasını da çalışmaya bakın der durur.

justice photo

Dünya adil bir yer değildir arkadaşlar. Belki bir zamanlar adalete uygun bir dizayndaydı ama gün geçtikçe, çağlar kapanıp çağlar açıldıkça bu haksızlıklar bütünü de daha artmıştır. Bugün sayıları bini geçmeyen dolar milyarderleri, dünyanın geri kalanından daha fazla kazanmaktadır. Bir yanda 7 milyar insan, bir yanda sayıları yüzlerle betimlenen şanslı azınlık! Hem de ne şanslı!

Adaletsizliğin kökenine inmek için uzun uzadıya bilimsel araştırmalar, sosyolojik rehberler tutmaya ne hacet! Zaten her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor. Bir takım ülkelerin insanları Asya’da olsun, Afrika’da olsun, Ortadoğu’da olsun yiyecek ekmeği zor bulurken, birileri Paris’te oranın kahvesini içmek için günü birlik uçuşlar gerçekleştiriyor.

Şimdi adaleti patron ve çalışan vizyonuyla değerlendireceğiz. Daha sonra ise ekonomi pastasının geneline inerek adil olmanın geniş versiyonlarına uzanacağız.

Empati Yoksunu Patron Ya Da Çalışanlarla Baş Edebilme Yöntemleri empati yoksunu bir patron adaletin ”a”sından haberi olmayan bir patron demektir aynı zamanda. Siz hakkını talep etseniz de o hak hukuk demez. Eski filmlerin o karikatürize edilmiş tiplerinde sürekli çalışanlarını ”çalışın, çalışın, daha çok çalışın” diye uyaran patron tipidir. Başkalarının ne hissettiğinden, ne kadar yorulduğundan zerre haberi yoktur. Haberi bile olsa zerre umurunda değildir. Bu yazıyı okuyan bir patron da olsa bir çalışan da olsa çıkarılacak dersler çok sevgili parlak fikirler okurları.

Bir Patron Neden Adil Olmalı? 

Özellikle özel sektörde adam kayırma dediğimiz şey çok fazladır. Her zaman için patronun asıl bir adamı vardır. O adam, yüksek perdeden görev ve sorumluluklarla donatılmıştır. Kimsenin giremediği yerlere girer, kimsenin soramadığı soruları sorar. Buraya kadar her şey yolunda. Zira bu tarz ”görev adamları’‘ her kurumun içinde illa ki olmalıdır diye düşünebiliriz.

Ancak haksızlıklar da tam olarak böyle soyut düşüncelerin gıyabında ortaya dökülür. O seçilen görev adamı başkalarının haklarını da gasp etmeye başlar. Çünkü bir kere diğerlerinden daha fazla maaş alır. Bu maaşın karşılığında da gammazlık, ispiyonculuk, arkadan iş çevirme gibi bir iş yerinde asla bulunmaması gereken kara belalar ortaya çıkar.

Yani bir patronun çalışanları arasında tutum ve maaş olarak adil olmaması gün gelir duyulur, bu da infiale yol açar mutlak surette. Çalışanların arasında bir huzursuzluk, bir kıpırdanma meydana gelir. Neden o şu kadar maaş alıyor da bizim maaşımız bu kadar düşük sorusu bir kere soruldu mu artık o patronun başı derttedir. İnsanlar eskisi gibi çalışan olunca direkt olarak köle olarak çalışmaya gönülden razı değildir. Değişen devir ile birlikte insanlar da haklarını aramaya başlar.

O fazla maaşlı görev adamının maaşı düşmelidir ya da diğer çalışanların maaşları o seviyeye çıkarılmalıdır. Bir patron, ben patron olarak kimseye hesap vermek zorunda değilim diye de düşünebilir, bu konuda gerekli önemler de alabilir. Ama şirketin içine yayılan huzursuzluktan nasıl kurtulacaktır, kendisi düşünmelidir.

Alkolizmden Kurtulmanın Ekonomik Olarak Katkısı hazır konu ekonomik katkılardan açılmışken kendinize karşı da adil olmayı unutmayınız. Bazen insan kendi kendine haksızlık eden dev bir patrona dönüşür. Adeta kendini ikiye bölerek, bir yanıyla patron olarak bir yanıyla çalışan kısmını ezer. Bin bir güçle kazandığı parayı gider hem sağlığını hem de ekonomisini kötü etkileyen alkole yatırır. Alkolizmden kurtulmanın ekonomik olarak katkısını merak edenler için yazımız size bir tık kadar uzakta.

Çalışanlar da Adaletin Peşinde Koşmalı 

Türkçe’de ”hakkını aramak” diye bir tabir vardır. Demek ki hak aranacak bir şeydir. Demek ki kaçmıştır, kaybolmuştur, görünmezdir, uzaktır. Bu hakkını aramak tabiri oldum olası başımızda olmasına rağmen çoğu alt seviyede çalışan kazandığa üç kuruşa şükredecek duruma düşmüş ya da düşürülmüştür. Bundan mütevellit böyle bir başlık açmak mecburiyeti hissettik.

Zira adalet iki yönlü bir işleve sahiptir. Adaleti tek bir kısım vaat edemez- tek bir kısım da talep edemez. Talep ile vaadin kesiştiği noktada ise tam olarak bir adalet sürecinden bahsedebiliriz. Şimdi size dünyadaki haksızlıkların doğurduğu karanlık sonuçlara kısaca derleyerek sunacağız.

Bir Çalışanı Ne Zaman Atmaya Karar Vermelisiniz? bu yazımızda patronlara özel. Elbette ki her patron her daim haksızlık üreten bir dinamo değildir. Bazen de çalışanlar patronlarına haksızlık eder. Yüzsüzlük eder, daha fazlasını hakkı olmadığı halde talep eder. Bir çalışanı ne zaman atmaya karar vermelisiniz yazımızı adalet alanında okuyabilir ve rasyonal sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Haksızlıkların Doğurduğu Karanlık Sonuçlar

Evvela fakirlik. Orta sınıf ölüyor sevgili parlak fikirler okurları. Bir zamanların orta sınıfları, memurları, alım gücü idare eder boyutta olan sınıfı yerini ya çok zengine ya çok fakire bırakıyor. Dünyanın da adaletin de terazisi kaymış durumda. Hal böyle olunca zenginler zenginliklerini ultra bir seviyeye çekerken, diğer kısım da fakirliğin dibine vuruyor iyice.

Bununla birlikte haksızlıklar, adaletsizlikler suç oranının da artmasına neden oluyor. Çalışma gücü ve imkanı bulamayan kitleler, kendilerinde hak gördüklerini suç işleyerek almaya çalışıyor. Siz vermezseniz biz alırız demeye getiriyorlar. Soygunlar, vurgunlar, hileler…

Bunun yanı sıra adaletsizlik, psikolojide de derin tahribatlara yol açıyor. İnsanlar ne kadar çalışırsa çalışsın hak ettikleri ücreti bir türlü alamadıklarını fark edip yoruluyorlar, sıkılıyorlar, cinnetin eşiğine geliyor.

Adaletin ekonomiye en büyük katkısı budur işte. İnsanları daha barışçıl, daha sağ duyulu bir noktaya çeker. Adamın teki metrobüste güçlükle soluk alırken yanından bir züppe son model arabasıyla geçip gitmez. İnsanların arasındaki savaş da ekonomik bir savaştır.

Dileriz en kısa zamanda dünya adaletin yönünde ciddi emareler gösterir. Başka bir yazıda görüşmek üzere.

Yorum yapın