Ahlaksız İnsanlardan Uzak Durarak Yapılabilecek En Mantıklı İş Fikri Hangisi?

Ahlaksız insanlar eskiden parmakla gösterilecek kadar azdı. Hakların uzun uzun mütalaa ve analiz edilme imkanı vardı. Ancak bugünlerde, özellikle milenyum ile beraber dünyanın genelini saran yozlaşma, özellikle iş yaşamında tebarüz etmeye başladı. Eskiden azınlıkta olan kötülükler, şimdi çoğunluğu, hem de büyük bir çoğunluğu teşkil ediyor. Biz de Parlak Fikirler olarak bu yazımızda ahlaksız insanlardan uzak durarak yapılabilecek en mantıklı işin hangisi olduğu yönünde görüş sunmaya karar verdik.

Tabi bunun öncesinde hem iş hayatında hem de sosyal yaşamda karşımıza çıkan türlü ahlaksızlıkları deşifre etmeye ve ahlakı tek bir boyutu ile değil tüm yönüyle ele almaya çalışacağız. Yazımızın son kısımlarında ise sizi ahlaksız, kötü niyetli, yozlaşmış ve içten içe çürümeye başlamış insanlardan uzak tutacak iş fikrini tüm detaylarıyla sunacağız.

Ahlak Nedir? 

Sadece Türkiye’nin taşrasında ve hatta Türkiye’de değil dünyanın genelinde ahlakın yorumlanmasında bir kolaya kaçma ve bu dar ana kavramı dar kalıplarda sıkıştırma hedefi mevcut. Ahlak dendi mi ya da nedir sorulduğu zaman herkes dili döndüğünce iffetten, namuslu olmaktan dem vurur. Daha sonrasında bu eylem ve kavramları salt cinsellikle ve hatta cinsiyet ile sınırlamaya kalkışır. Ahlak demek, kadının kocasına sadık olması, (genellikle sıkıştırılan dosyalar o kadar küçük hale getirilir ki erkeğin kadına sadakatinden bahsedilmez bile), namusuna sahip çıkması, evlenmeden olmaz demesi gibi geleneksel köklerin en diplerine kadar indirgenmiş, salt çığırtkanlıktan ibaret olan klişe deyişlerine başvurulur.

Oysa ki cinsiyet ve cinsellik bağlamındaki ahlak bu olgunun sadece tek bir kısmını ve yönünü belirtir. Örneğin verdiğin sözü tutmak da bir ahlaklı olup olmama meselesidir. Ve hatta ince ve derinlemesine düşünen insanlar için randevusuna vaktinde gelmek dahi belli başlı bir ahlaki kriteri yerine getirmektir.

İş Dünyasında Ahlaklı Olmak Nedir? 

Gelelim hem Parlak Fikirler platformunu hem de genel okur kitlemizi daha çok ilgilendiren kısma. İş dünyasında ahlaklı olmak nedir? Bu sorudan daha günceli ve maalesef daha önemli olan başka bir soru var: İş dünyasında yüzde yüz ahlaklı olarak bir yerlere varmak mümkün mü? Örneğin patrona yalakalık yapmadan ya da iş arkadaşının kuyusunu içten içe kazmadan? Yalan söylemeden, alacaklıları yok yere oyalamadan ya da üç ay sonra elde kalması kaçınılmaz bir ürünü bir yıllık sahte garanti belgeleriyle satışa çıkarmadan bir yerlere varabilir miyiz?

Burada çok daha mühim bir ahlaki ikilem ve krizle karşı karşıyayız. Aslında sistem, diğer adlarıyla düzenek ve mekanizma bireylere tek tek ahlaksızlığı mı öğütlüyor? Fırdöndü olmak, nispeten karakter aşınmasına göz yumarak Napolyon gibi ‘Para Para Para‘ diye ortalıklarda dolaşmak sistemin bize dikte ettiği etmenlerin başında mı geliyor? Galiba birçoğumuzun cevabı evet olacak. Maalesef bu verdiğimiz örneklerden en azından birkaçını iş yaşamımızda ya yaptık ya da düzenli olarak yapıyoruz. En basitinden müşteriye irili ufaklı yalanlar söylemek, rakip firmalara karalama kampanyalarında bulunmak, reklamlarda ürünü ön plana çıkarayım derken dürüstlükten ödün vermek… Saymakla bitmeyecek bir sürü dalavere, maalesef iflas bayrağını çekmemek, piyasanın içinde tutunabildiğin kadar tutunmak adına elzem! Aksi takdirde sık sık tekrarlamamız gereken bir gerçeklik var: Doğru söyleyeni artık sadece köylerden değil, iş yerlerinden, ofislerden, istihdam alanlarından, kısacası piyasalardan da kovuyorlar!

O halde iş dünyası söz konusu olduğunda ahlak nedir sorusundan ziyade ahlaklı olmak mümkün müdür sorusunu sormamız çok daha yerinde olacaktır.

Ahlaklı Olmak Bir Aptallık mı Yoksa Bir Zeka Göstergesi mi? 

Nasıl ki kurnazlık peşinde koşmak bir zeka göstergesi değilse aptallık da asla ve kat’a bir zeka belirtisi sayılamaz. ‘En büyük günah aptallıktır” tepitinden hareket edecek olursak yaratıcı her birimizi bir irade ve zeka ile yarattı. İrade doğru ile yanlışı seçmekte nasıl özgür ise, zeka da potansiyel ve sınırsız bir depo olarak içinde neleri saklayacağına karar verme hususunda tamamen hür. İster deponuzu çürük çarık mallarla, kokuşmuş gıdalarla, taklit olan her şeyle doldurup aptallığınızı çeşitli kılıflarda paketleyip ambalajlayabilirsiniz. İsterseniz de sizi hayvanlardan ve bitkilerden ayıran yegane özellik olan Bilgi’yi Zeka ve Kültür ile buluşturup devamlı ilerlemenin yollarını ararsanız. Necip Fazıl Kısakürek insan hakkında çarpıcı bir ifadede bulunup ‘tekamülün hududu yoktur‘ demiştir. Yani ilerlemenin, kendini geliştirmenin hiçbir şekilde sınırı yoktur.

Şu İş İlgini Çekebilir:  Kitleleri Daha Da İşsiz ve Aç Bırakacak 4 Yıkıcı - Süper İş Fikri

Hal böyleyken aptallıkta ısrar etmek, aptalı yatıyorum deyip aslında gerçekten aptal olmak, insanın en başta kendi özüne ihaneti, daha sonrasında çevresine yaptığı büyük bir zulümdür. Müşterileri kandırmak, yalan söylemek, fesatlık yapmak, haksız rekabet, reklamlarda aşırı kaçıp milleti kandırma ve dolandırma isteği, aslında insan aptallığının bir uzantısıdır. Zira açgözlülük, aşırı hırs, nefret ve öfkeyle beslenen tutku da insanın hayvani yönüne, yani düşünceyi tamamen bırakıp salt eyleme dökülen tarafına hitap eder.

Bize büyüklerimiz ‘doğru bildiğin yoldan şaşma‘ diye öğüt verirlerdi. Aynı zamanda akıllı, düşünceli, kültürü bir birey olmanın isteğiyle o söz konusu yola çıkılmalı. Aksi takdirde yoldan çıkmamız kaçınılmaz olacaktır.

Ahlaklı ve Etik Olmayan Bir Topluluk Örneği Nasıl Olur? 

Ahlaktan nasibini almamış ve etik olmayan bir toplulukta bireysellik yavaş yavaş egoizme ve kibre dönüşür. Herkes sadece kendisinden bahsetmeye başlar. İkili ve toplu diyaloglarda karşı taraf sizi dinliyormuş gibi görünse de aslında konuşma sırasını beklemektedir. Yalan ve iftira silahları kullanılarak yükselme tutkusunun en karanlık yönü gösterilir. İnsanlar tıpkı piyasalar gibi dengesizleşir ve garip bir biçimde bu dengesizliklerini karakterlerinin vazgeçilmez bir parçası kabul edip ballandıra ballandıra anlatırlar. Dürüstlük modası geçmiş erdemler çöplüğüne atılır. Böyle bir toplumda insanlar artık iki yüzlü değil çok yüzlüdür. Her güne, her kuruma ve kişiye takacakları ayrı ve özel maskeleri bulunur. Evden çıkmadan önce  cep telefonları ve anahtarlarını kontrol ettikleri gibi maskelerini kontrol ederler.

Herkes tamamen maddi ve dünyevi şeylere odaklanır. En büyük ideal mutfağı yeniden yaptırmak ya da mobilyaları yenilmektir. Daha fazla para, daha iyi bir araba, daha lüks bir yazlık gibi iktisadi hedefler söz konusu topluluğun ortak paydada buluştukları temel hedeflerdir.

Tanıdık geldi mi?

Şirket: Sadece Edebi Yazarlara Hitap Eden Bir Kayıt- Tescil Şirketi Kurmak 

Ahlaksız ve yoz insanlardan fersah fersah uzakta yapabileceğiniz iş, bir kayıt- tescil – telif şirketi kurmak olacaktır. Sadece edebi şeyler üreten yazarlarla yapacağınız sözleşmeler neticesinde hem geçiminizi sağlayacak hem de arkasında kimse olmadan bir yerlere gelmeye, dahası sesini duyurmaya çalışan yazarları güvenceye almış olacaksınız.

Başvuru sistemi ile çalışarak sadece elit ve kaliteli insanlarla ortak projeler bile yürütebilirsiniz. Kayıt altına alınmak istenen yazılı eserler (şiir kitabı, öyküler, romanlar, hatta senaryolar bile) için size başvuran kişilere ihtiyaç duydukları belgeleri sunabilir, yasal işlemleri başlatabilirsiniz. Bunun dışında tescil ve telif hakları belgeleri hazırlayarak eserlerin korunması için şirketiniz aktif olarak hizmet verebilir.

Kayıt yapılacak belgeleri e-imzalı ve zaman damgalı olarak şirketinzde muhafaza eder ve hukuksal anlamda delil niteliğine sahip dosyalar ile koruma sağlamış olursunuz.

Bu tür bir şirketi büyük şehirlerde ve metropollerde kurmanızı öneririz. Bu tür yerlerde ne kadar fazla ahlaksız insan olsa da bir o kadar da edebi ve nahif karakterler de hala var.

Yorum yapın