Bakırköy’de Emlak Fiyatları Gelecek Vaat Ediyor Mu?

Bakırköy’ün Kısa Tarihi 

İstanbul’un hemen hemen hangi ilçesine gitseniz yahut yurdumuzun herhangi bir köşesine, çoğu zaman ‘burası şu kadar eskidir‘ – ”burada Yavuz Sultan Selim 2 hafta konaklamış” gibisinden çoğu külliyen uydurma ya da yarı masal yarı efsane olan hikayeler dinleriz. Milliyetçiliğin en yanlış şubelerinden biri olan memleketçiliktir çoğu zaman buna sebep olan. Ancak söz konusu Bakırköy olunca orada durmalı, gerilere, gerilere, çokça gerilere kadar gitmeliyiz. Zira bu ilçe ”eski” ya da ”tarihi” sıfatlarından ziyade ”kadim” sıfatını daha fazla hak ediyor.

4. yüzyılın son çeyreğinde Bizans İmparatorluğu tarafından kurulan bu kadim şehir, öyle asparagas birtakım söylentilere dayanarak değil, her köşesinde tarih barındırarak bugünlere gelmiş bir ilçe. Bizans İmparatoru Konstantin’in emriyle kurulan şehir 17 asırlık tarihinde birçok varta atlatmış, birçok savaş görmüş, birçok milletin ve kültürün geleneğini harmanlayarak günümüzdeki son halini almıştır. Pek tabi bunun kıymetini tam manasıyla bilenler kaç kişi? Orası tartışılır. Ya da tartışılmaz bile. Tümevarım yöntemiyle genelleme yapacak olursan, varacağımız sonuç bir ön yargının değil öngörünün sonucu olur.

Bakırköy’ü de kapsayarak şöyle bir yorumda bulunabiliriz. Türkiye, bazı şeyler konusunda o kadar nimetlendirilmiş ki farkına varamıyor bu güzelliklerin. Başkasının kah saatlerce kah günlerce hayran hayran izleyip onlarca fotoğrafını çektiği yapıların, eserlerin, değerlerin yanında elini kolunu sallaya sallaya geçiyor. Sanırım bir de bunun iç – dış psikolojisi. Dışarıdan gelen sırf görmek için geliyor zaten. İçeride olan, yani biz, zaten içinde olduğumuz için güzellikleri önce kanıksıyor, sonra da yadsıyoruz.

Bakırköy, 93 Harbinde Ruslar tarafından bir üs olarak kullanıldı. Ta Yeşilköy’e kadar. Yetmedi Fransızlar tarafından işgal edildi. Tarih boyunca birçok isim aldı. Bunlardan en çok bilinen ve zikredilenleri, Makriköy ve Jeptimum’dur. Yüzlerce yıldır Bakırköy’ün adını aynı zannedenler ise kesinlikle yanılıyor. Zira ilçe şimdiki adını Cumhuriyet’in ilanından yalnızca 2 yıl sonra, 1925 yılında aldı.

Bakırköy Nerede Hata Yaptı? 

Bakırköy gibi İstanbul’un en eski ilçelerinden biri ne ara en ”eski püskü” ilçesi halinde geldi diye soracak olursak, bize Bakırköy’ün eskileri dışında kimse itiraz etmez herhalde. Zira, bu ilçede 4 yıl yaşamış biri olarak 10 yıl öncesinin şikayetlerinin günümüzdekilerden tek farkı, 2020 yılı itibariyle şikayetlerin, serzenişlerin ve eleştirilerin tonunun daha koyu ve seslerin çok daha şiddetli çıkması! Belki başka şehirlerde, başka ilçelerde halk da belediye kadar, yetkili kurumlar kadar hatalıdır ama Bakırköy halkının eleştirileri mızmızlanmak manasında değil, bilakis içinde yaşadıkları biraz olsun güzelleştirmek adına atılmış yardım çığlıkları. Dramatize ettiğimizi düşünmeyin sakın. Oraların içinden gelmiş biri olarak konuşuyorum, dışarıdan ahkam kesen bir yabancı olarak değil.

Evvela Meydan! Yıllardan beri yapılan ”Meydan bakımsızlıktan harap” tarzı haberler, her zamanki gibi meselenin özüne değil vitrinine odaklanmamıza neden oldu sadece. Nasıl ki bir filmin senaryo derinliği değil hangi oyuncuların baş rolde oynadığı mühimse, nasıl ki bir kitabı sırf kapağı güzel diye alanların sayısı binden milyonlara doğru çıkmaya başladıysa, Bakırköy Özgürlük Meydan’a yapılan ”yenileme” çalışmaları bu örneklerden hallice!

Girişi düzeltelim.

Başka?

Bir de çıkışı düzeltelim.

İkisi de aynı kapıya çıkıyor!

Tamam işte kapıları düzeltelim, yeter.

Bu kapıları, vitrinleri düzeltip içeriğe hiç temas etmemek köklü bir gelenek bizde. Nice turistik – tarihi yerler böyle kıyım kıyım kıyıldı. Bakırköy de İstanbul’da olmasaydı belki çoktan adı unutulmuş kadim ilçelerimizden biri olacaktı. Meydan, hak etmediği bir kaderi yaşıyor. Ve yerli halk, yabancı turistler ya da öğrenciler… Hiçbiri burayı beğenmiyor, sevmiyor. Bakırköy’ün adı gri kent olarak kalmak üzere. 10 – 12 yıl önce emo’ların baskınına uğrayan Meydan, yavaş yavaş bir Ghost Tower – Hayalet Kasaba olma yolunda emin adımlarla ilerliyor!

Şu İş İlgini Çekebilir:  Sarıyer'de Emlak Fiyatları Nasıl Bu Hale Geldi?

Eh ama günde 1 milyona yakın kişi bu meydandan geçiyor diye ezbere bir tepki ise sadec çocukça olacaktır. 1 milyon kişinin geçmesi herhangi bir anlama gelmez. 1 milyon kişi buluşmalarını burada ayarlamayıp tatil planlarını meydan odaklı yapmadığı için zaten, buradan sadece ”geçiyor” ve ”gidiyor”

Geri kalan hatalar da hem İstanbul’un hem de ülke genelinin hatalarının tekrarı… Sürekli bir şantiye, uğultu, gürültü ve hava kirliliği, şehir planlamasının ‘p‘ harfinde kalmış bir plansızlık. Sonuç? Sonuç emlak fiyatlarına da yansıdığı üzere kadim bir kentin ağır ağır kendi sisinin altında giderek daha fazla görünmez bir yer olmaya başlaması.

Bakırköy ”öylesine” bir yermiş gibi birilerinin geçip gittiği bir yer olmaktan kurtarılmadıkça başta emlak fiyatları olmak üzere birçok ekonomik emare daha da düşmeye, grafikler eksileri göstermeye devam edecek. Yoksa İbn Haldun haklı mı? Medeniyetler, ülkeler, şehirler ve yerleşim bölgeleri de doğar, büyür, yaşlanır ve ölür mü? Fakat nasıl ki bir insanı hayatta ve ayakta tutmak yine bir insanın elindeyse, bir kenti daim kılacak olan da yine kentin kendisi. Hele ki 17 asırlık Bakırköy gibi bir koca çınar ise bu kent.

Bakırköy’ün En Önemli Özelliği Ne? 

Bakırköy’ün en önemli özelliği hiç kuşku yok ki birçok geleneği sürdürmesi, daha dürüst bir ifadeyle sürdürmeye çalışması. Ancak İstanbul gibi salt güncel ve modern olanla beslenen ve her şeyi derin bir hafıza kaybına gömmeye teşne olan bir metropolde yüzlerce yıllık gelenekleri sürdürmek, bunun mücadelesini vermek de her yerin göğüsleyebileceği bir başarı değil. Taksim bu mücadeleyi kaybetti örneğin. Sadece 20 yıl içerisinde patır patır döküldü yüzlerce yıllık geleneğinden. Yüzü değil siması, tarihi değil geçmişi olan bir ”yapıya” dönüştü. Bugün İstanbul’da kültür ve gelenek deyince akla iki ilçe gelir. Bir – Kadıköy – İki Bakırköy.

Bakırköy’ün diğer öne çıkan özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Her şeye – her şerre rağmen bir sahili var. Kadıköy’e ulaşım kolay. Yeşilköy Pazarı hala revaçta. Başta İstanbul Havacılık Müzesi olmak üzere birçok müze ve tarihi yapı Bakırköy’ün sınırları içerisinde! Önemli olan bu değerlerin daha fazla ön plana çıkarılması ve doğru bir politika izlenmesi. Aksi takdirde kadim Bakırköy, hiç hak etmediği halde yerinde saymaya ve belki daha kötüsü ”Gerileme Dönemine” girecek.

Kadıköy’ün emlak piyasası ve kültürü hakkında kaleme aldığımız yazı da şurada:

Kadıköy’de Ev-Dükkan-Arsa Fiyatları Neden Patladı?

Emlak Buralarda Para Eder Mi? 

Bakırköy’ün sahil kesimi ve Çamlıkta iseniz eder. Geri kalanlar ise ”bir ölü bir diri yatırım” olarak tanımlanabilecek bir dengesizlikte. Hele ki böylesi bir dönemde, (daha önce de yinelediğimiz gibi) temkinli ifadeler kullanmakta fayda var. Lakin Bakırköy, çok özel bir yer. Gerçek anlamda üzerine düşünülür ve birtakım aksiyonlarla yeni bir çehreye kavuşursa, bir Kadıköy olmaması için hiçbir sebep yok.

Zaten önümüzdeki 10 – 15 yıl içerisinde (hem emlak hem de diğer sektörler açısından) Bakırköy, ya Kadıköy ya Taksim olmaya zorlanabilir. Bunun sonucunda emlak fiyatları herkesi mutsuz edecek kadar yükselebilir ve yine herkesi kaygılandıracak kadar düşebilir. İyi düşünelim iyi olsun diyorsanız, biz de iyi şeyler olsun ki iyi düşünelim diye mukabelede bulunalım.

Yorum yapın