Beyninizi İş İçin Terbiye Edebilmek

Merhaba sevgili parlak fikirler okurları. Bu yazımızda beynimizi iş için nasıl terbiye edebileceğimizi konuşacağız. Bununla birlikte tembelliği bir hak mı bir erdem mi yoksa bir boşluk mu olduğunu münazara edeceğiz. Bununla da yetinmeyip çalışmanın, bir işte var olmanın kişiye psikolojik, fizyolojik ve diğer açılardan neler katabileceğinizi de sizlerle paylaşacağız.

Biliyorsunuz. Olay kafada bitiyor diye popüler bir söz var ortalıkta. Yani beyin dediğimiz ve kimi biyologlara göre hala gizemini koruyan o sırlı organ, kafa diye nitelendirdiğimiz ve genel olarak düşünme biçimimizi belirleyen bir yapı. Olay kafada bitiyor dediğimiz andan itibaren beynimizi yönlendirebileceğimizi ve insanın nasıl düşünmek isterse öyle düşünüp öyle hissedeceğini anlıyoruz.

Bu yazımızın başlığı beyninizi iş için terbiye edebilmek olsa da asıl adı ”olay kafada bitiyor” diyebiliriz. İnsan sürekli olarak kalbini işaret etse de, birini severken de ne kadar acı çektiğini gösterirken de kalbini gösterse de işin aslı öyle değildir. Aslında hisettiğimiz duyguların tümü beynimize aittir. Beynimizde oluşur, meydana gelir ve tüm vücuda yayılır. İnsan düşünemediği yerde hissetmeye başlar ve düşünce de his de beyin tarafından organize edilir.

Hal böyle olunca iş için kendimizi inandırmamız, daha inançlı, daha hırslı, daha çalışkan olmamız tamamen beynimize bağlı diyebiliriz. Bizi aşık eden de bize nefret ettiren de beyin olduğuna göre bir işi sevip sevmemek bile tamamen beynin kontrolüne bağlıdır. Bu noktada asıl sorulması gereken nokta şudur: Beynimiz mi bize hükmedecek biz mi beynimize hükmedeceğiz?

İşte bu soruya doğru yanıt verilip doğruluktan yana gidilince insanlar sevdikleri işlerde bir ömür boyu mutlu olarak, azimle çalışırlar. Asıl kaçırılmaması gereken nokta, beynimizi bizim yönetmemiz. Zira bizi çalıştıran da çalıştığımız işten, ürettiğimiz emekten de memnun kılan o yapı. Birine salak dediğimiz bile aslında onun beyinsizliğine değil farklı düşünme biçimlerine hakaret etmiş oluyoruz.

Çünkü insan istese de istemese de beyin düşünür. Bunun dışarıya aktarılması ise bazı zamanlar kesintili olur. O nedenle bir işi sevip sevmemek salaklık ile ilgili değil beynin kontrolünü ele alamamamız ile ilgilidir.

Her neyse. Yeter bu kadar nörolojik bilgi! Ha bu arada bu bilgileri bu kadar sade, bu kadar tane tane anlatacak başka site bulamazsınız. Parlak fikirler farkıyla yüzünüzde gülümseme, beyninizde ışık olmamız dileğiyle.

İş Yaparken Umutlu Olmanın Önemi bizi umutlu kılıp birçok işe inanarak nice beladan zafer ile çıkmamızı sağlayan da beyindir. Bizi umutsuzluk zindanlarında çürütüp birer işe yaramaz sefile dönüştüren de beynimizdir. Yalnızca beyninin kontrolünü elinde bulunduran biri iş yaparken umutlu olur ve o işin karşısında ezilip büzülmek yerine dizginleri eline alınarak hem beyninin hem işinin efendisi olur. Ayrıntılar yazımızda. Keyifli okumalar.

Çalışmak, bir erdemdir.

Çalışmanın Kişiye Genel Yararları Nelerdir? 

Eğer çalışmanın insana zihinsel, fiziksel, psikolojik ve toplumsal açıdan yararlarını kavrar, bunları tam tamına anlarsak öyleyse beynimizi de iş için terbiye edebiliriz. Şimdi madde madde çalışmanın kişiye genel yararlarını sıralayacağız.

  • Çalışmak hafızayı güçlendirir, bilinci açar: 

Yapılan birçok araştırmaya göre işleyen demir ışıldar atasözü tam olarak gerçeği yansıtıyor. İnsan ister el emeği ister akıl emeği gerektiren işte çalışsın, her ne üretiyor olursa olun sürekli bir hareket ve dikkat halinde olduğu sürece beyni de çalışıyor. Bir nevi çalışmak, beyni beyinler için düzenlenmiş bir spor salonunda koşturuyor. Koşan, ağırlık kaldıran beyin de giderek kaslanıp güçleniyor. Bu da daha güçlü bir beyin, daha çalışkan bir organizma doğuruyor.

 

  • Çalışmak, mutluluk getiriyor: 

Türk ulusunda ”eve ekmek götürmek” gibi hassas ve duygusal bir tabir vardır. Eve ekmek getirmenin özellikle er kişi için tarifsiz mutluluğu ise tartılmaz. Bir memur, hastanedeki işini bitirip bu kışın soğuğunda sıcacık evine gittiğinde, zevcesinin hoş geldinine mazhar olunca, çocuğunu doya doya öpünce tüm yorgunluğu geçer. Yorgunluğun yerine kendisine ait olana bakmak, onları beslemek, onların geçimini sağlamak gibi değerlerin içinde yarattığı sonsuz huzur ve gurur gelir. Çalışmak, mutluluk getirir arkadaşlar.

 

  • Çalışmak, boş zaman düşmanıdır:

Boş zaman ise insanın düşmanıdır. Boş zamanı çok olan insan otomatik olarak boşluğa düşer. Cinnet, delilik, kötü düşünceler hep boş zamanların bolluğundan gelir. Aylaklık, neler doğurur neler. Bu nedenle çalışmak, insanı meşgul eder ve meşgul ettiği şeylerle de verimli kılar.

  • Çalışmak, eşittir para kazanmak: 

Geldik, çalışmanın en büyük yararına. Elbette ki para kazanmak için çalışmak gerekiyor. Öyle bedavadan yaşamak yok. O nedenle para kazanmak, çeşitli derecelerdeki zenginlikleri tatmak için çalışmak, çalıştığınız alanda ve yerde yükselmek gerekiyor. Çalışmak eşittir para kazanmak. Eğer gökten önünüze para düşeceğine inancınız tam değilse, çalışmaya başlamalı ve beyninize bu inanç üzerinde parlamanız gerekiyor.

Sözel Zekası Olanlara İş Fikirleri sözel zeka, beynin farklı bir çalışma disipline hürmet etmesi demektir. Bu nedenle halihazırdaki mevcut işler, sözel ve sayısal olarak ikiye ayrılır. Sözel zekası olanlara iş fikirleri başlıklı yazımız parlak fikirler farkıyla yalnızca burada.

Beyninizi terbiye etmeyi ihmal etmeyin!

Beyniniz Çalışmaya İnanmalı! 

Çalışmak, yarı düşünceyle yarı duyguyla inandırılacak bir şeydir. Yani hem duygu durumunuzun hemde düşünme gücünüzün çalışmaya, iş yapmaya inanıyor olması gerekiyor. Bir işe mental olarak hazır olsanız da duygunuz buna hazır olmayabilir. Yani evet çalışabiliyorsunuz, bunu yapabiliyorsunuz ama tamamen mutsuz bir haldesiniz. Eve yorgun değil, üzgün, tabiri caizse perişan olmuş halde dönüyorsunuz. Bu çalışma biçimi, sağlıklı bir biçim değildir.

Ya da çalışmak sizi mutlu etse bile vücudunuz, direnciniz buna hazır olmayabilir. Siz ne kadar mutlu mesut olsanız bile patronunuz çalışma biçiminizden, eforunuzdan memnun olmayabilir. Bu nedenle duygu durumunuz ne kadar müsait olsa bile çalışma disiplininiz, performansınız buna uygun olmayabilir.

Peki beyninizi çalışmak için nasıl eğitebilirsiniz? İşte kısaca ve herkesin anlayabileceği şekilde bu sorunun cevapları.

Artık Babanızın Yanında Çalışamayacağınızı Gösteren Belirtiler beyninizi kullanın ve artık babanızın yanında çalışmayın arkadaşlar. Beyninizi iş için terbiye ederken belli başlı göstergeleri de göz önünde bulundurun. Çalışmak var, çalışmak var. O nedenle beyninizi iş için eğitirken size en uygun işlerde çalışmayı da kendinizde hak bilin.

Beyninizi İş İçin Nasıl Terbiye Edersiniz? 

Beyninizi tembellikten kurtarmanız gerekiyor. Bunun için kendinize ”tembellik bir erdem” değildir diye teskin etmeli, telkinde bulunmalısınız. Tembellik, önce beyni sonra vücudu dondurur. Beyinden komut gelmeyince, gelemeyince, o vücudu yataktan kaldırmak, iş için yollara düşürmek son derece zordur.

Beyninizi iş için disiplinize etmeniz gerekiyor. Bunun için düşünce egzersizleri bile yapabilirsiniz. Beyninizin kontrolünün tamamen sizin elinizde olmanızı istiyorsanız yapmanız gereken sabit fikirli olmaktan vazgeçip korkularınızdan arınmak.

Evet korku. Beyin, korku da üretir. Ve bu korku, dışarıya çıkmak, çalışmak gibi sosyalleşmeyi gerektiren, içinde hırs ve kuvvet barındıran eylemlerden sizi uzak tutar. Bu da ayrı bir tembellik, ayrı bir aylaklık biçimi üretir.

Ya işin içlerinde çalışıp kendinizi gerçekleştireceksiniz, ya da tembel ve hiçbir şey üretmeyen bir hayatın içinde kaybolur gidersiniz.

Yorum yapın