Cehaletten Kurtulmak İçin Yapılabilecekler

Ortada gün gibi bir gerçek var. Bilgi çağı geldiğinden bu yana çok daha fazla cahil bir toplum olduk. Üstelik sadece biz de değil. Hemen hemen tüm dünya toplumları bile. Amerikalılar örneğin. Hala Türkiye ya da Türkler denilince akıllarına çöl, deve ile yolculuk eden insanlar ve kara çarşaf geldiğine göre kendi alanlarında epey cahil olmalılar.

stupid photo

Oysa bin yıllar boyunca ilim öğrenmenin, alim olma yolunda ilerlemenin ne kadar biricik, ne kadar değerli olduğu öğretilmeye, gösterilmeye çalışıldı bize. Ama sonuçlar pek iç açıcı olmadı. Cehaletin yıkıcılığını, etkili sonuçlarını ve maalesef hayrete düşüren etkilerini görüyoruz. Yahu bu kadar da cahillik olur mu dediğimiz noktadan an be an sonra daha kalın çizgilerle çiziliyor cehaletin rengi.

Cehaletin bir rengi var mıdır? Vardır. Koyu siyahtır önce cehalet. Her şeyi karartır, ise, kire, pasa bular. Daha sonra koyu beyaz olur cehalet. Hiçbir şey görmediği gibi hiçbir şeyi de göstermez olur. Dünya, karanlık ve kapalı bir kutudur artık. Dışarıdaki pencereden göz ucuyla bakıp öğreneceğin, kavrayacağın, doyumuna varacağın her şeyden uzaklaştırır seni güçlü ve demirli elleriyle.

Sosyal medyada bir ara sıkça dönen şu söz her şeyi özetliyor aslında. Cahil olmak, ne güzel her şeyi biliyorsun. Çünkü ancak cahillerde her şeyi ben bilirim edası ve nevrozu var. Şimdi öncelikle neden cahil olduğumuzu kısa özetlerle aktarmaya çalışacağız. Daha sonra ise cahillikten kurtulma rehberini size sunacağız. Zaten o rehberi sizin için hazırladık. Hepimiz için. Çünkü bu çarpık bilgi çağında hepimiz biraz cahiliz.

Yakın bir akrabam geçtiğimiz yıllarda ziyaretimize gelmişti. Odamdaki sayısız kitabı görünce önce şaşırmış, sonra morali bozulmuş gibi suratını asmıştı. Sonra çıkardı baklayı ağzından: ”Ne kadar çok kitabın var. Amma yer kapladı. Neden okudun ki bu kadar kitabı? Kağıt israfı.” Bunu söyleyen kişi yakın akrabamdı ve sorguladığı şey buydu. Tamam bir tebrikler beklemiyordum kendisinden. Ama onun cahilliği öyle bir noktaya gelmişti ki kitaplardan rahatsız oluyordu. Ve okuyan insanlardan. Ona göre en güzel mobilya kitaplık değildi. Kitaplar da hem kağıt hem yer israfıydı. Bu görsel burada kalsın arkadaşlar. Kitaplar hala bizimle çünkü.

Neden Cahil Bir Toplum Oluyoruz? 

1-Fazla bilmişlik: ”Kusursuzum diyenin en azından bu kusuru vardır.” sözünden de yola çıkarsak sonuca çabucak varırız. Fazla bilmişlik yapıyoruz. Ve sonuç olarak gerçekten biliyor olmanın önüne çeşitli imajlar yıkıyoruz. Oysa fazla bilmek diye bir şey yoktur. Bir şey sonsuzsa onun fazlasına erişmek ne zihnen ne de matematiksel olarak mümkündür zira. Bilgilerin, ilimlerin sonsuz deryasında ağzımızda birkaç yudum su var diye kendimizi alim ilan etmemiş, ne kadar çocukça ve gülünç!

2- Bilmeyi değil yaşamayı sevmek:  ”Abi ya, kim okuyacak ya şimdi o kadar kitabı” diye başlayan cümlelerle birlikte. Artık öğrenciler bile okumuyor. Meslek erbapları bile okumuyor. Peki size bir soru: Siz hiç kitap okuyan bir kitapçı gördünüz mü? Ben görmedim. Bilmek değil yaşamak önemli olan. Sahip olmak değil içinden geçip gitmek önemli olan. Önem sıralamasına göre de biraz cahil olmanın hiçbir önemi yok. Çünkü bu çağ mutlu olmaya inanıyor. Mutluluğa tapıyor. Eh cehalet de mutluluk demek bir yerde.

3- Aşırı öz güven patlaması: Ben bilirim, ben yaparım, her şeyin en iyisinden, en doğrusundan ben anlarım. Özellikle sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte herkes imparatorluğunu ilan etmiş durumda. Bu da insanları öğrenmeye, kültürel birikim yapmaya giden yoldan sapıp kısa yoldan zengin olmaya, meşhur gibi davranmaya davet eden cazibeli yola sokuyor.

Cehalet pompalaması yapılır. Hem de itinayla. Bugün televizyon kanalları, diziler, eğlence programları, gündelik hayatın içindeki diğer yönlendiriciler adeta cehaleti kutsamış durumda. Kitap okumayın, bizi izleyin! Ah bir de şey durumu var. Siz araştırmayın, merak etmeyin, sorgulamayın. Biz sizin yerinize hepsini hazırlayıp size sunmakla mükellefiz zaten. İşte televizyon çağının bilgi çağıyla hemhal olup bize kattığı yeni cehalet ünitesi. Ama bundan kurtuluş elimizde. Sırada cehaletten kurtulma yolları var.

Cehaletten Kurtulmak İçin Yapılabilecekler

1- Çok okumak: Cehalet rüzgarına kapılanların her zaman iki bahanesi vardır okumamak için. Birinci bahane: Kitaplar çok pahalı, alacak para bulamıyorum demeleridir. Benim gibi sahaflardan 5 liraya ne güzel kitaplar alan insanlar için bu sadece bir komedi piyesidir. İkinci bahane ise daha vahimdir. Okumaya vaktim olmuyor. Ama bunu söylerken akıllı telefonu elinde, kulaklığı kulağında. Oyun oynamaktan, chat yapmaktan, komik video izlemekten vakti kalmayanlar için okumak, bir yol değil bir duvardır. O duvara çarpmamak için cahilliğinin bayrağını özgürce dalgalandırırlar.

2- Çok gezmek: Çok okuyan mı bilir çok gezen mi saçmalığına buradan da yanıt vermiş olalım. İkisi de çok bilir efendim. Yeter ki ikisinden biri tercih edilmiş olsun. Çok gezmek de farklı kültürleri tanımak, o kültürlerden insanlarla iletişim kurmak anlamına geldiği için, farklı farklı yerlerde bulunmak kültürel olarak doldurur akıl haznesini. O nedenle ya gözlerinize ya ayaklarınıza kuvvet diyelim.

3- İlgilenilen konularda araştırma yapmak: Çağımız insanı için araştırma yapmak Google’a yazmak ya da birkaç sözlükten birkaç entry okumaktan ibarettir. Halbuki araştırma yapmak gerektiğinde kütüphanelerde uykusuz kalmak, cilt cilt ansiklopedi kalınlığında kitap okumakla ancak anlamını bulur. Ona mesai harcadığınız şey üzerinde hak talep edebilirsiniz. Bilginin çoğunlukla kolay erişilebilir ve ucuz olması ise bu çareye bir çaresizlik ekler. İlgilenilen konularda araştırma yapmayan bir toplumuz artık maalesef.

4- Gözlem yapmak: Gözlem yapmak ama bakarak değil görerek. İnsanların mimiklerini okumak, kültürel faktörlerinin tespitini yapmak. Olayları incelemek, olguların köküne inmek. Bütün bunları sıralı bir şekilde okumak bile canını sıkar insanın. Modern insan yeryüzüne eğlenmeye geldiğini zanneder çünkü. İsmet Özel ”Ey hayat rengini sazendelik sanan yırtlaz kalabalık!” diyerek bu tip insanları işaret etmektedir. Gözlem yapamayız çünkü gözlerimizin hedefi başka şeylerle dolu. Uzun süre de öyle kalacağa benziyor.

Görmedim, duymadım, bilmiyorum. İşte korkunun cehalet krallığı. Böylece kafan rahat yaşar gidersin. Fazla düşünme delirirsin, fazla okuma contayı yakarsın uyarıları hep bu üç maymundan ileri gelir. Bunlardan olmak istemiyorsanız sağırlıktan, körlükten ve maymunluktan itinayla kaçınmalısınız.

5- Üzerine düşünmek, analiz yapmak: Çok az düşünüyoruz artık. Çünkü düşünmek, can sıkıcı ve baş ağrıtıcı bir şey. Bir şeyin üzerine düşünmek yerine onu hasır altı etmek, kiri temizlemek yerine halının altına süpürmek insanlara çok daha kolay ve pratik geliyor çünkü.

6- Merak etmek ve çekinmeden sormak: Merak etmek en güzelidir. Çünkü, merak bilmenin başlangıç noktası ve hareket kaynağıdır. Çekinmeden sormak da ayrı bir güzeldir. Çünkü insanın her şeyi bilmesine imkan yoktur. Bu nedenle fütursuzca merak etmeli ve hiç çekinmeden sormalıyız nedir, ne değildir diye.

7- Saygı duymayı bilmek: Bunun dışında cehalet sadece bir öğretim değil bir eğitim sorunudur aynı zamanda. O nedenle her türlü bilgiye, o bilginin kaynaklarına saygı duymalı ve saygıdeğer bir hayat için cehaletten kurtulmanın yollarını bir bir arşınlamalıyız.

Yorum yapın