Çöpçatanlık karlı bir meslek midir?

Çöpçatanlık yapmayı düşünenler ve de bu işin inceliklerini az da olsa öğrenmek isteyenler için hazırladığımız kısa yazımız umarım size faydalı olur.

Aşk için her zaman için en az iki kişi gerekir. Çöpçatanlık için ise en az 3. Bir çift, birbirinden haberi olan ya da olmayan. Bir de onları birbirine ”çarpıştıracak” olan bir çöpçatan.

Malumunuz artık iletişim çağında yaşıyoruz. İletişimin bütün nimetlerinden son sürat faydalanan insan; bu sefer de aşırı doz iletişimden olsa gerek, ”biraz farklı türden” bir yalnızlığın içine düşmüştür. Ünlü Fransız yönetmen Jean – Luc Godard’ın da dediği üzere ‘artık sadece iletişim araçları var, iletişim yok.” Bu size biraz karanlık bir görüntü gibi gelmiş olsa da; olası gelecek telefonlarıyla, bilgisayarlarıyla aşk yaşayan ama gece yataklarına girdiğinde yalnızlığın en koyusunu hisseden bireylerin sayısı gün geçtikçe artmakta.

Şöyle biraz düşünün. Hadi kendinizi tenzih ederek düşünün. Etrafınızda kaç kişinin gerçek bir ilişkisi var? Kaç kişi, türdeşi olan insanlarla sağlıklı bir iletişim kurabiliyor? Cevap pek tatmin edici olmayacaktır. Spike Jonze’in yönettiği ve ünlü aktör Joaquin Phoenix’in baş rolünde olduğu ”Her” filmi bu türden ”milenyum yalnızlığını” çok iyi anlatan bir filmdir. Bir bilgisayar teknisyeninin konuşan bilgisayarına kadın ”sesi” yükletip sonra o bilgisayara, o kadın sesli makineye önce aşık sonra bağımlı oluşunu anlatan film, çağımızda da halen çöpçatanlığın elzem bir meslek, hatta bir görev olduğunu gösteriyor. Hem meslek, hem görev diyorum çünkü insanoğlu, kendi ürettiği makinelerin esiri olmuş durumda.

Akıllı telefonlar niye var? Akıllı olmak, biz insanlarda daha şık durmuyor mu? Konuşan bilgisayarlar, söz dinleyen disketler neden var? Konuşmak, insana özgü bir edinim değil miydi? Varacağım sonuç açıktır. Makineler, insanlaştırıldıkça; insanlar makineleşmeye başlamıştır. Sonuç, birbiriyle konuşmaya gerek duymayan ya da isteyip de konuşmayı beceremeyen bir iletişimsizlik ağıdır. Bilgisayarlarımızı açarken kuru bir ”hoş geldin” yazısı görmekteyiz. Ama çocuklarımız, eve gelen misafirlere bir ”hoş geldin” demeyi çoğu zaman layıkıyla yerine getiremezler. Makinelerin konuştuğu, hoş geldin diye buyurduğu bir algı sisteminde, insanların birbirlerine bu türden sözler sarf etmesi amaçsız gelmektedir. Nitekim iletişimin en basit aşamasını bile yerine getiremeyen insanoğlu, gönül işlerinde de çok geçmeden çuvallamıştır.

Önceki zamanın imkansızlığında çöpçatanlar, birbirine coğrafi olarak uzak çiftleri birbirleriyle tanıştırmak ve birbirlerine kaynaştırmak vazifesini taşırlardı. Çünkü iletişim, çok aksayan bir şeydi. Düşünün ki randevulaşmak için bile ev telefonlarına ya da ankesörlü telefonlara ihtiyaç duyuluyordu. Ve o dönem, evin telefonlarını genelde babalar açıyordu! Çöpçatan, iletişim ağının kendisi oluyordu.

Milenyum çağıyla birlikte çöpçatanlar ve çöpçatanlık mesleği boyut atladı. Artık çöpçatanlığı mahallenin teyzeleri, aile dostları veya uzak akrabalar yapmıyor. Artık, çöpçatanlık bir görevden çok bir meslek olarak görülebilecek kadar üst düzey ve profesyonel bir çatı altında. Örneğin; Facebook dev bir iletişim ağı ve dolayısıyla ”modern” bir çöpçatanlık merkezidir. Herkesin herkese arkadaşlık isteği gönderme ve belli kurallar içerisinde mesaj atmaya hakkı ve imkanı vardır. Bunun dışında ”ben Facebook’u sadece haberleşmek için kullanıyorum” diyen yakınlarınıza pek de imtina etmeyin. Facebook ve benzeri sitelerde tanışıp evlenenlerin sayısı, ne demek istediğimin en büyük kanıtıdır.

Dolayısıyla diyebiliriz ki, çöpçatanlık, berberlik gibi ölmeyecek mesleklerin arasında gösterebilir. Çünkü insanın, insana her zaman kalben de fiziken de ihtiyacı olacaktır. Ne kadar makinelerin, aletlerin, teknolojinin içine gömülsek de ruhumuz ve bilincimiz, özetle insan doğamız her zaman bir ”gönül işine” gereksinim duyacaktır. Bu nedenle çöpçatanlıktan para kazanmak her zaman mümkündür.

”Çöpçatanlık” kelimesi toplumumuzda genelde hafif bir olumsuzlanma iması ile kullanır. Sanki düşük seviyede insanların kullanacağı biraz ”adi” bir yöntemdir. Ne olursa olsun çöpçatanlık da fal gibi, hem en çok kötülenen hem de en çok tercih edilen bir yol yordamdır. Hatta çöpçatanlık, ata sporumuzdur desek abartmış sayılmayız. Her mahalle başına iki – üç tane çöpçatan teyze düşmesi, sanıyorum ki bunun en büyük ispatıdır. İki komşu evladı, birbiriyle tanıştırmak ve onların mürüvetlerini görmek isteğiyle yanıp tutuşan mahalle teyzeleri, bu işi genelde gönüllü yaparlar.

Şu İş İlgini Çekebilir:  İnşaat Ameleliği Yapmak Nasıl Bir İştir?

Ama iletişim ağları genişledikçe mahalli iletişim noktaları çökmüştür. Artık üst komşudan iki tane yumurta istemek bile, ciddi bir sorumluluk gerektiren bir eylemdir. İnsanlar, birbirleriyle temel şeyleri konuşup yollarına devam etmeye zorlanmıştır. Günaydın! İyi akşamlar! Kolay gelsin! Kendine iyi bak! Belli başlı iletişim kodlarıyla donatılmış insanın farklı bir şey söylemekten adeta ödü kopar. Her iletişim modeli, yeni bir risktir çünkü artık. Bu yüzden az önce anlattığım gibi, bu sorumluluğu önce makinelere attık. Makineler, bizim yerimize rica etmeye, günaydınlar dilemeye başladı. Mail – denilen sessiz ve kokusuz bir yöntemle, insanlar toplantılarını bile yapmaya başladı. Temassız iletişim, ilişki zorluklarını da beraberinde getirdi. Evlilik, sevgililik gibi kurumlar için önce tanışmak, uygun şartları beklemek ve birbirini tanımaya başlamak gerek. Bunu, makinelere attık ama makineler yetersizdi. Bu noktada ikinci ve büyük bir kol devreye girdi. Medya kolu!

Televizyonlarda, önce sayıları sonra reytingleri giderek atan evlendirme programları, çöpçatanlığın nasıl da iyi bir iş ve para kaynağı olduğunu bize epey zamandır gösteriyor. Gündüz kuşağında, önce yarışmalar, kısa kültür programları ya da sohbet programları olurdu. Ancak artık hemen hemen her büyük kanalda bir evlendirme programı, aynı anda yayına başlayıp aynı anda reklamlara girerek birbiriyle rekabet ediyor. Önceden teyzelerin hakimiyetinde ve bilgisi dahilinde olan çöpçatanlık sanatı, artık medyanın en güçlü kolunda, televizyondadır. Kolayca diyebiliriz ki; çöpçatanlık bu tarz programlarla beraber sektörleşmiştir. Ciddi bir izleyici kitlesi, aynı zamanda ciddi bir müşteri demektir. Programın reklam kazançları, sponsorların inanılmaz büyük desteği ve izlenme oranları, bize gösterdi ki çöpçatanlık, artık çok ciddi bir ticari girişimdir.

Hepimiz biliyoruz ki 50’lerden sonra önce Avrupa’da sonra Türkiye’de yaygınlaşan çöpçatanlık merkezleri vardı. Herkesin, bir fotoğraf, bir rumuz, genel özellikler ve aradığı özelliklerden oluşan küçük bir kataloğu mevcuttu. Bu merkeze başvuran insanlar, nasıl bir eş, bir sevgili, bir partner istediğini söyler; merkez de başvuran kişinin genel özelliklerine ve isteklerine bakarak karşısına uygun adaylar çıkarırdı. Bu müesseseler, kendilerine başvuran insanlardan alınan asgari bir oranla para kazanıyorlardı. Ama artık müşterilerden ekstra para almaya gerek yok. Çöpçatanlık işi, iyice magazinleştirilip kamuoyunun önünde cereyan ettirilerek yeteri kadar takipçiyi çok kısa bir zamanda yakaladı. Artık para, kanalın aldığı reklamlar ve sponsorlar aracılığıyla kazanılıyor. Çöpçatanlık profesyonelce yapıldığı gibi, profesyonelce izlettiriliyor.

İnsanın doğası üremek ve neslini devam ettirmektir. Bu basit biyolojik gerçekten hareketle, çöpçatanlığı çeşitli ambalajlarla süsleyerek kamuoyuna sunmak, oldukça karlı bir iştir. Mahalle teyzelerinin başlattığı bir yöntem, epey uyanık girişimcilerden tarafından fark edilip önce çaktırmadan sonra gözümüzün içine baka baka sektör haline getirilmiştir. Çiftler birbiriyle tanışır, bazen tanışır, bazen tartışırlar. Bazen düğünden önce nişan atılır; bazen birine hiç beklenmeyen biri talip olur. Tüm bunlar olurken biz de izleriz ve birtakım reklam şirketleri para kazanır.

çöpçatanlık

Sözün özü çöpçatanlık, artık hakir görülen bir mahalle arası eylemi değil; sektör haline gelmiş ve büyük bir pazarı olan bir girişimdir. Tüm girişimciler, bu bilgiyi göz ardı etmeden, insanların ve iletişim ağlarında yenilikçi ve yaratıcı işlere imza atabilirler. 

“Çöpçatanlık karlı bir meslek midir?” üzerine bir yorum

  1. Çöpçatanlık hakkında bu denli bilgilendirici, aydınlatıcı, analiz edici başkaca bir makale görmedim.. Yazar arkadaşımıza teşekkürler?

    Cevapla

Yorum yapın