En Karlı 4 Komisyonculuk ve Aracılık Fikri

Günümüzde birçok komisyonculuk çeşidi bulunuyor. Bunların başında – her ne kadar bu sıralar pek kazandırmasa da – emlak komisyonculuğu gelmekte. Karlı mı? Yapıldığı şehre ve yapan adamın ne kadar çalçene olduğuna bağlı. Zira adına simsarlık da denilen komisyonculuk her şeyden evvel bir çenebazlık işi. Bazıları komisyoncular hiçbir şey yapmıyor ama büyük pastayı da onlar götürüyor dese de bir komisyoncu gün içerisinde en az çağrı merkezinde çalışan bir personel kadar çok konuşuyor / konuşmak zorunda.

Bu işi yapanların neden dilbaz olması gerekiyor? Sadece alıcı almaya, satıcıyı da satmaya ikna etmesi için mi? HAYIR. Öncelikle bir güven ortamı oluşturmak için. Hele ki Türkiye gibi ”simsar” kelimesinin genellikle olumsuz anlamda kullanıldığı bir ülkede, bir komisyoncu evvela ne kadar iyi niyetli (?), ne kadar doğru sözlü olduğunu (?) bir şekilde ispatlamak zorunda. ”Vallahi sizin işiniz görülsün diye uğraşıyorum, kazanç falan umurumda değil” tarzı gerçeklikten epey uzak konuşmalar ise alıcı – satıcı arasındaki simsarın o kadar da samimi olmadığını gösterir. Aman dikkat.

Her şeyden evvel komisyonculuk bir aracılık işi. Bu nedenle iki tarafın da gönlünü, cüzdanları üzerinden yapmayı bilmek gerek. Hele ki emlak komisyonculuğu gibi vazgeçme payı çok yüksek olan işlerde. Tek bir harekette ev / dükkan sahibi – satmaktan vazgeçtim, ya da müstakbel alıcı -almıyorum- diyebilir. Simsarlık bir denge kurma ve o denge üzerinden en yüksek karı elde etme sanatıdır. Bu işte yükselmek isteyenler, sayıları her geçen gün artan komisyonculuk kurslarından birine yazılıp sadece birkaç hafta süren derslere katılabilir. Yok ben kendi işimi kendim görürüm diyorsanız çeşitli sitelerden videolar izleyerek meslekle ilgili detayları öğrenme şansınız da var. Zira komisyonculuk sözleşmesi, hakları ve borçları gibi epey muhasebe ve ekonomi bilgisi gerektiren ayrıntılarla dolu bir iş bu. Bu nedenle bodoslama girilecek, bir deneyelim bakalım tarzında bir esnaflık işi değil. Bunu bilerek hareket ederseniz hem mağdur olmazsınız hem de kimsenin mağdur olmasına sebebiyet vermezsiniz.

Emlak komisyonculuğu dışında gümrük, taşıma işleri komisyonculuğu ve meyve – sebze komisyonculuğu da en çok yapılan simsarlık türlerinden. Biz bu yazımızda en karlı olan 4 türünden bahsedeceğiz.

Komisyonculuk uzun zamandır revaçta olan bir iş. Hem risksiz olması hem de herhangi bir değer / emek üretmeden yüksek paralar kazanma imkanı sunması, bunda başlıca etkenler. Bu yazımızda sizlere en karlı 4 komisyonculuk ve aracılık fikrini sunacağız. Ancak öncesinde komisyonculuk ve aracılık hakkında genel bir durum değerlendirmesi de yapacağız.

Sistemin aksayan tarafları olduğu aşikar. Birileri beş kişilik, elli kişilik kazanırken birileri hayatı boyunca kaybediyor. Birlerinin ürettiği ürünler ne kadar kaliteli olursa olsun elinde kalabiliyor, birilerinin sunduğu hizmetler ne kadar gerekli olursa olsun rağbet görmüyor. Bunda belli başlı mesleklerin varlığını tüm görkemiyle sürdürüyor olması da var. Mesela aracı! Üretici – satıcı – alıcı üçgeninde ekstra köşeler üretip (pek tabi köşeyi, köşeleri dönmek için) ekstra kazanç elde eden bu meslek erbapları biz ne kadar eleştirsek de var olmaya devam edecekler. Bunda hem serbest piyasa ekonomisinin katkısı çok büyük hem de ticaret hukukundaki yasal boşluklar.

Neden Komisyoncuların ve Aracıların Sayısı Olabildiğince Artmalı? 

Gücünü serbestliğinden alınan piyasa rekabet ölçeklerini de bazen olumlu bazen olumsuz sonuçlar doğuracak şekilde kullanır. Bazı rekabetler tüketiciye bazıları ise doğrudan doğruya üreticiye olumlu etkiler sunar. Komisyoncuların ve aracıların sayısı azalmamalı, bilakis artmalı. Bu sayede sistemin dinamikleri yerinden oynayabilir ve ilk başta zararlı gibi görünen unsurlar faydalı sonuçlar doğurabilir.

Komisyoncular ve aracılar arasındaki rekabet kızıştıkça ister istemez üreticilerin yüzü gülecektir. Genellikle anlaşmalar ve sözleşmeler sabit fiyat üzerinden yapılmaktadır. Ancak bu iki meslek grubundaki rekabet yüksek seviyelere çıktığında sabit ücretin düşme ihtimali çok yüksektir. Bu da üreticinin aracılara daha az para ödemesi anlamına geliyor. Altı ayda ya da yılda bir yenilenen sözleşmelerde üreticiler, komisyonculara daha az para vermeye başlarsa, tüketiciden talep edilen miktar da ister istemez azalacaktır.

Ticaret alım – satım işinden ibaret değil. Çok basit gibi görünen ilişkiler bile karmaşık çıkarlar yumağı içerisinde yer alıyor. Adına ister liberalizm diyin ister kapitalizm, ancak herkes pastadan payını almak istiyor. Bu durumda haksız rekabetin olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak adına en azından üreticinin yüzü gülmesi gerek. Üreticinin yüzü gülerse ülkelerin alım gücü yükselir. Piyasa hareketlenir ve kazanan aracılar değil üreticiler ve tüketiciler olur.

Şu İş İlgini Çekebilir:  Sadece Duygularını Kontrol Edebilenlerin Becerebileceği 2 Al Sat Fikri

Komisyonculuk ve Aracılık Kan Emicilik mi? 

Başlığın bu kadar sert oluşunu yadırgamayın lütfen. Asıl sert olan piyasa şartları… Daha da sert olan giderek yükselen fiyatlar ve giderek düşen alım gücü. Buradaki kan emicilik tabiri de hakaret etmek için daha çok bir mecaza başvurmak için. Sistemin kanını, insanların, üreticilerin, geçinmeye çalışan dar gelirlilerin yaşamak için ihtiyaç duyduğu kanı emmek, ondan biraz daha biraz daha almak suretiyle sömürmenin mecazı.

Yasalar nasıl kendi boşluğunu oluşturursa ticaret de kendi parazitlerini oluşturur. Sigortalatma, depolama ve ürünleri sözleşme kapsamında koruma gibi çoğu fuzuli olan şeylere harcanan ödenekler üreticilerin belini bükmekte, alıcıların alışveriş keyfini zehre dönüştürmektedir. Elbette herkesin bir şekilde para kazanması, hayatta kalması, ailesini geçindirmesi gerek. Ancak bu kazanımlar başkasının kaybına yol açıyorsa, dahası başkasının kaybetmesi ile mümkün oluyorsa orada bir sorun, hem de çok büyük bir sorun var demektir.

İş öyle bir noktaya geldi ki ya aracılar çok çok büyük sayılara ulaşacak ve rekabet  üreticinin lehine dönüşecek ya da tamamen ortadan kalkacak. Bu sistemi tepeden tırnağa değiştirecek olan şey reformlar değil büyük bir değişim olacaktır. Aksi takdirde aynı tas aynı hamam diyerek birilerinin kanı doymak bilmeyen sivrisinekler tarafından emilmeye devam edecek.

Bir şairin de dediği gibi: Yaşamak kolay, hayatta kalmak zor.

Artık birçoğumuz için yaşamak söz konusu değil. Sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz. Bunda ise kan emicilerin doymak bilmemesi, hiçbir değer ve ürün üretmeden, sadece aracılık yaparak üreticilerden bile daha fazla kazanması önemli bir rol oynuyor. Bu role vampir rolü de diyebilirsiniz sivrisinek rolü de.

Sömürünün Kaynağı Komisyoncular ve Aracılar mı Yoksa Rekabeti Yok Eden Tekeller Mi? 

Bu sorunun çok yönlü cevabı ve cevabımız çok net: Her ikisi de. Ancak belli başlı ve farklı oranlarda. Sömürünün ana kaynağı rekabeti ortadan kaldıran tekellerdir. Sürdürenler ve geliştirenler ise komisyoncular ve aracılar. Eğer tekeller bu kadar palazlanıp güç zehirlenmesi yaşamasaydı ne orta ölçekli firmalar ne küçük işletmeler ve esnaflar bu kadar kan ağlardı. Dahası tekellerin herhangi bir iş ahlakı da söz konusu değildir: Tek bir amaç güderler: Kar, daha fazla kar. Bu ise sömürünün ana ve tek kaynağıdır.

Komisyoncular ve aracılar ise bu kaynağın üstünde yetişen küçük birimlerdir. Onlara suçlu değil suçun azmettirici diyebiliriz. Pastanın büyük dilimleri hep tekeller tarafından yenir. Daha küçük dilimler ise komisyoncular ve aracılar arasında paylaşılır. En küçük dilimler de kala kala üreticilere kalır. Kırıntılar ise fiyat etiketlerine bakıp bakıp ürünleri reyonlara koymak zorunda bırakılan alıcılar içindir.

En Karlı 4 Komisyonculuk ve Aracılık Fikri 

1- Meyve ve Sebze Komisyonculuğu:

Satılan brüt değer üzerinden yüksek oranda kazanç elde eden meyve ve sebze komisyoncuları piyasanın can damarında yer alıyor. Her ülkede, her şehirde bu işe girerek inanılmaz büyük paralar kazanabilirsin. Adına hal komisyonculuğu da denen bu işletme sıklıkla tartışılsa da varlığını sürdürmeye devam ediyor. Yer yer kaldırılması da gündemde ancak şimdilik hala yapılabilecek en karlı komisyonculuk fikirleri arasında yer almaktadır.

2- Tahıl ve Bakliyat Komisyonculuğu:

Türkiye’de yer yer sekteye uğrasa da hala birçok kişi tarafından sürdürülen komisyonculuk türüdür. Üreticiden tüketiciye giden yolda aracılar hem tahılların hem de bakliyatların komisyonculuğunu yaparak yüksek meblağlar kazanabilir. Bu iş kolunda en düşük aylık kazanç bile asgari ücretin üstünde olacaktır.

3- Çin Ürünleri Komisyonculuğu:

Çin ülkesi, inanılmaz bir üretim gücüne sahip. Bunda 1.5 milyarı aşan nüfusun katkısı çok büyük. Ayrıca dayanıksız ama ucuz üretim yapmaları da sektörün lideri olmalarına yol açmış durumda. Çin’den her ülkeye olduğu gibi Türkiye’ye de akın akın ürünler geliyor. Dahası bu ürünler yoksul kesimin dahi satın alabileceği çok uygun fiyatlara sahip. Çin ürünleri komisyonculuğu yapacağınız takdirde doğru hamlelerle çok kısa bir süre içerisinde çok büyük rakamlarda kazanç elde edebilirsiniz.

4- İnşaat Ürünleri Komisyonculuğu:

Size önerebileceğimiz son seçenek inşaat ürünlerinin komisyonculuğunu yapmaktır. Bu işte başarılı olmak istiyorsanız sektörü yakından tanımalı ve aynı şekilde ürünler hakkında da bilgi sahibi olmalısınız.

Yorum yapın