En Karlı, Mantıklı ve Akıllıca Gayrımenkul Türü Hangisi?

Yatırım fırsatları günümüzde yatırım seçeneklerine dönüştü. İnsanın bu seçeneklerden hangisi ileride bir yatırım fırsatına dönüşeceğini önceden kestirmesi gerekiyor. Ve hangi seçeneklerin de hayal kırıklığına dönüşeceğini. Günümüzde dükkan ve daireye yatırım pek akıl karı değil. Globalleşen dünyanın yan etkileri ya da iktisadın kelebek etkisi diyebiliriz buna. Amerika’da bir yer yansa dumanı buralara kadar geliyor.

İlk Soru / Sorun: Ev mi Dükkan mı? 

Ev mi dükkan mı sorusu ise 2020 ve büyük ihtimalle 2021 yılı için de geçersiz durumda. Eskiler birbirinden kötü iki durum arasında seçim yapmaya zorlandıklarında ”bizi kolera ile veba arasında seçim yapmaya zorluyorlar” diye serzenişte bulunurdu. Ne haklı bir serzeniş! Zira bu devirde konuta da dükkana da para aktarmak, tüm sermayenizi boşluğa, belirsizliğe saçmak ile eş değer.

Evi kendiniz için, yani ”içinde yaşamak” gibi net bir realite için almıyorsanız, en değersiz yatırım seçeneklerinden biri. Türkiye’nin 81 ilinde de aylarca boş kalan satılık daireler var. Bazılarının ”satılık daire” yazısı geçen zamanla birlikte silinmiş. Bazı köylerde ve ilçelerde -sizin de kulağınıza çalınmıştır- birtakım evler yıllar boyunca boş kalınca ”perili ev, hayaletli ev” söylentilerinin çıkmasına neden olmuş. Halbuki evin bir suçu ya da hayaleti yok. Sadece alıcı bulamıyor. Ekonomik nedenlerle boş kalan evlerin izahatı metafizik şeylerle yapılıyor.

Evlerle ilgili yapılacak tek doğru hamle kredi çekip satın aldığınız daireyi kiraya vermek. Eğer bir yerden miras kaldıysa ya da elinize toplu para geçtiyse, bir ya da iki daire satın alıp kiralama yoluna gidebilirsiniz. Kira gelirlerini ilk 2 -3 yıl kredinin taksitlerini ödemekte kullanabilirsiniz. Sonraki yıllarda ise (uzun vadeli bir plan olduğu için sabır gerektiren bir süreç) alacağınız kira ücretleri doğrudan size kalır. Bu şekilde geçinen aileler bile var. Tabi son zamanlarda kiracı bulmak da zorlaşıyor. Kale küçük ayı büyük hikayesi gibi daire çok alıcı yok gerçeği var.

Dükkanlara gelecek olursak. onların da durumu pek iç açıcı değil. Dükkanların tutulması, elden geçirilmesi, açılması ve kapanması ışık hızında oluyor. 5 – 10 yıllık bir geçmişe sahip dükkanlar ise artık az çok ”müdavim müşteri” tarafından tercih edildiği için ayakta kalabiliyor. Ama yeni bir dükkanın kendini yeni müşterilere takdim etmesi ve alıştırması pek zor. Bu hem sokak aralarındaki dükkanlar için hem de çarşıdakiler için geçerli. Her sektörün onlarca alternatifi olması da büyük handikap

Tüm bu izlenim ve gerçekliklerde sora ev mi dükkan mı sorusu abesle iştigal. Bu iki seçeneğin de günümüzde ve yakın gelecekte pek parlak bir fikir olmadığını söyleyebiliriz. Geleceği hiç mi hiç parlak olmayan riskli iş fikirleri hakkında daha kapsamlı bilgi sahibi olmak ve bu işlerden uzak durmak için Geleceği Hiç de Parlak Olmayan 4 Riskli İş Fikri yazımıza göz atabilirsiniz.

Şu İş İlgini Çekebilir:  Kuşadası'nda Emlak Bir Zaman Sonra Uçabilir Mi?

İkinci Soru: Arsa mı Tarla mı? 

Bugünün realitesinde sorulan ve sorulması gereken bir diğer soru şu: Arsa mı Tarla mı? Hangisi daha karlı bir yatırım olarak hem bugün hem de gelecekte kazanmamızı sağlar? Arsa satışlarının her zaman için belli bir zorluğu ve sıkıntısı var. Zorluk ekonomi, sıkıntı ise insan kaynaklı. Ayrıca değişip duran iktisadi dengelerin bir yansıması olarak dükkan ve konut piyasasında olduğu gibi arsa piyasasında da inişli çıkışlı bir grafiğe sahip.

Bugünün en karlı ve mantıklı yatırım alanlarından biri tarla diyebiliriz. Tarih her zaman tekerrür eder. Bir zamanlar köyden kente göç eden insanlar, şimdi gerisingeri köylerine dönüyor. Şehir yaşamının kültürü, kaosu bir yana, iktisadi vaatleri de karşılıksız çıktı. İnsanlar şehir yaşamından umduğunu bulamadı. Sadece bir zamanlar köyde olup daha sonra şehrin yolunu tutanlar mı köy yaşamına geri dönüyor peki? Hayır. Doğma büyüme İstanbullu olanlar bile bir anda şehir hayatından vazgeçip başta organik tarım yapmak üzere Ege’nin, Akdeniz’in köylerine akın ediyor.

Devletin de tarımsal üretimi destekleyen birçok teşviki var. Zira tarımsal üretim, neolitik çağdan bu yana insanın temel geçim ve yaşam kaynağı. Ne kadar ileri bir teknolojiye sahip olursak olalım insanların buğdaya, arpaya ihtiyacı var. Bugün sanayi ve teknoloji devi diye lanse edilen Amerika Birleşik Devletlerinin başta Teksas ve Missisipi olmak üzere birçok şehri ve eyaletinin temel geçim kaynağı da tarım. Sanayinin ilerlemesi için tarımsal üretim şart. Hatta diyebiliriz ki endüstrinin ham maddesi tarımdır, yani tarlalardır.

Corona Virüsü salgınından sonra birçok ülkede kıtlık riski baş gösterdi. Yanı başımızdaki Yemen ve Afganistan, bunun en canlı örnekleri. Kıtlığın ilerleyen yıllarda daha geniş coğrafyalara yayılması bekleniyor. Bu da tarlaların çok daha kıymetli olacağının göstergesi. Eğer şimdiden tarlaya yatırım yapacak olursanız, ileride ne kadar isabetli bir karar verdiğinizi görmüş olursunuz. Düşünün ki insanlar artık korku ve paranoyadan dolayı ruj bile sürmüyor. Endüstriyel (paketli) ürünlere olan ilgi ve güven de azaldı. Tüm bunların toplamında tarlaları, gayrımenkul sektörünün yükselen yıldızı olarak nitelendirebiliriz.

Yorum yapın