Evlere Seyyar Balık Satmak-Karlı Mı?

Herkese merhaba. Bu yazımızda evlere seyyar balık satmanın zorluklarını, avantajlarını ve bu işin günlük şartlar altında devam edip etmeyeceğini analiz edeceğiz.

OKUMANIZ GEREKEN ÇOK ÖNEMLİ NOT: SİZLERDEN İŞ VERME VAADİ İLE TEMİNAT, KAPORA VEYA BENZERİ ÜCRETLER TALEP EDENLERE SAKIN KANMAYIN, BU KİŞİLER İŞ ARAYANLARI DOLANDIRMA AMACI GÜDEN ADİ SAHTEKARLARDIR!! BU DOLANDIRICILARIN VARLIĞINI ARKADAŞLARINIZA DA YAYIN Kİ KİMSE MAĞDUR OLMASIN!

fish photo
Aslında balığı pişirip satmak lazım

Söz konusu gıda türü ”balık” olunca Türkiye insanının bayıldığı bir yemek olduğunu söyleyebiliriz. Ekmek arası balık yemek, herhalde yüzyıldan beri devam eden bir beslenme alışkanlığı. Bir ülkenin mideye dayalı beslenme alışkanlığı ise kolay kolay oturmaz. Biz, Türkiye olarak üç tarafı denizlerle çevrili bir yarım ada olarak, yarı Akdeniz ülkesi olarak kabul ediliriz. Balıkçılık da, en nihayetinde hem iktisadi hem de coğrafi şartlar altında bu ülkenin temel geçim kaynaklarından biri ola gelmiştir.

Öncelikle balıkla yapılan kimi yemeklerin listesini çıkaralım ve neden balığın vazgeçilmez gıdalarımızdan biri olduğunu derinlemesine anlayalım:

  • Hamsili Pilav- İki Türk insanının vazgeçmediği damak tadını ortak noktada birleştiren yemek. Karadeniz mutfağından Türkiye geneline yayılan hamsili pilav, hem güzel bir sentez, hem de epey doyurucu.
  • Fırında Lüfer – Balık denilince aklımıza sadece kızartmak ve tava malzemeleri gelmez. Fırında güzelce pişirilen lüferler de Türk mutfağının en lezzetli öğünlerinden biri olarak sofralarımızı süslemeye devam ediyor.
  • Tuzda Levrek – Tuzda, yumurta ve haşlanmış suyla yapılan tuzda levrek, son on yılda ortaya çıkmış ve yiyenleri mutlu etmiş yeni bir tür balık pişirme tekniğidir. Söz konusu balıksa, her yıl, her zamanda yeni birkaç yemek denenmekte ve başarıyla sunulmaktadır zaten.
  • Izgarada Çipura – Tava, fırın, tuz derken balık denilince bir diğer pişirme yöntemi de elbette ki ızgaradır. Beyaz etlerin baş tacı olan balık, ızgarada mis gibi kızartılarak da Türk insanının midesinde taht kurmuştur.
  • Mantarlı Karides Güveç – Karides ve mantarı güveç kaplarında birleştiren bir başka lezzet. Deniz bize, çeşitli balıkları sunarken biz de zevkle onları doğanın bize sunduğu başka nimetlerle harmanlamaktayız. Balığın her sebze ile iyi gitmesi de bunun en etkili sebeplerinden sadece bir tanesi.
  • Levrek buğulama – Annelerimizin zamanında domates, soğan ile harmanlayıp mutfakları mis gibi kokuttuğu bir başka güzel yemek. Hem yapımı kolay, hem de kocaman bir aileyi keyif vere vere doyuran harika bir fırın yemeği.

Bu balık yemeklerini saymakla bitiremeyiz. Konumuz seyyar olarak balık satmak olduğundan Türkiye’de yapılan bazı balık yemeklerinden örnekler sunmak istedik. Böylece balık satmak isteyenler bu bilgiler ışığı altında hala insanlarımızın balığa ne kadar düşkün olduğunu görüp ona göre hareket edebilirler. Aynı şekilde normal okurlarımız da balıkların hangi tatlara gebe olduğunu hatırlar ve kapılarına kadar gelen seyyar balıkçıları bu bilgiler ışığı altında kabul ederler.

Peki seyyar balık satmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir? Hem iktisadi hem sosyolojik açıdan şu başlıklar altında bunları sıralayabiliriz:

  • Çoğu ev hanımı güne ”bu akşam yemek olarak ne yapsam” diye düşünerek başlar. Bu, gündelik hayatın kadınlar ve evler için tartışmasız bir gerçekliğidir. Peki öğlen saatlerinde siz kapı kapı dolaşıp kah sipariş üstüne kah belirlediğiniz pazar stratejileri olarak rastgele kapıda belirdiğinizde? ”Alayım madem” ile başlayan içeri para almaya giden ev hanımlarını bir düşününüz. Bu çok küçük bir detay gibi görünse de aslında epey makul bir gerekçedir. Akşam yemeği olarak ne yapacaklarını düşünen ev hanımlarına seyyar balıkçılar bir alternatif, bir öneri olarak gelirler. Bu da bu işin en büyük avantajıdır.
  • Seyyar balıkçılık, büyük illerde artık pek mümkün değildir. İstanbul, İzmir, Ankara gibi metropol olarak adlandırılabilecek yerlerde, insanlar bir çeşit şehir bilinciyle kapıya gelen satıcıları hoş karşılamamaktadır. Ve çoğunlukla alışverişlerini semt pazarlarında ve büyük alışveriş marketlerinde yapmayı tercih ederler. Gerek reklamlar, gerekse yıllardır süregelen ayak alışkanlığıyla, alacakları ürünlerin tazeliğini dışarıda arayıp bulurlar. Siz ne kadar taze ürün satarsanız satın asla ikna olamazlar. Ancak ilçelerde ve kasaba yerlerinde seyyar balıkçılık hala yaygın olarak yapılmaktadır. Hatta öyle ki neredeyse her mahallenin bir balıkçısı, bir sütçüsü, bir yumurtacası vardır. İlçelerde gelişen bu özgün bilinç, yılların alışkanlığıyla yerleşmiş bir gelenektir. Siz kapıda belirdiğinizde kimse sizi kovmaz ya da şüphe ile bakmaz. Bu nedenle küçük ilçelerde ve kasabalarda seyyar satıcıların manevi bir değeri mevcuttur.
Şu İş İlgini Çekebilir:  İnternetten Cinsel Ürünler Satan Web-Site Açmak

Seyyar balıkçılık, bir araba ile yapılabilir. Arabaya konulan özel balık kaplarında balıklar, soğuk sularla muhafaza edilir. Balık tutulduktan sonra suda bekletilmesinin sebebi de taze tutmayı hedeflemektedir. Bu nedenle küçük ya da büyük bir aracınızın olması şarttır. Özellikle güneşin kendisini hissettiği zamanlarda, balıkların bozulması, çürümeye başlaması ve tazeliğini yitirmesi saatleri bulur. Bu nedenle güneşten itinayla kaçınılması gerekmektedir. Taze deyip bayat balık satarsanız çok yakında hem müşterilerinizi hem de potansiyel müşterilerinizi kaybedeceksiniz demektir. Satıcılık da ister seyyar olsun ister sabit, dürüstlük en önemlisidir. Dürüst olmayan pazarlamacılar, er ya da geç müşterilerin hafızaları tamamen cezalandırılır.

Şöyle bir cümleye aşinayızdır: ”Oradan almayalım, geçen gün sattıkları bayattı.” Bu tarz cümlelerin muhatabı olmak istemiyorsanız, evvela dürüstlük ilkesini benimsemelisiniz. Aynı zamanda işinizi iyi yapmalı, balıkları iyi tanımalı ve onları satana kadar en iyi, en doğru şekilde muhafaza etmeniz gerekiyor.

Seyyar balıkçılıkta dürüstlük ve tazelik dışında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus daha vardır.

O da ısrarcı olmamaktadır. Seyyar satıcılar bir sokağın başında durur ve beklerler. Bazı durumlarda çok nadir de olsa kapı kapı dolaşmaları da icap etmektedir. Ama ne olursa olsun, seyyar satıcıların bilmesi gereken bir şey vardır ki o da bulundukları yerin kendi dükkanları olmamasıdır. Kendi dükkanlarında ürünlerini satmak için birkaç kere ısrar edilebilir. Ancak insanların sokaklarında, ev önlerinde ısrarcı olmak hiçbir şekilde güzel ya da doğru karşılanmayacaktır. Bu ve benzeri davranış şekillerine dikkat edilmeli ve potansiyel müşterilerin gözünde her daim iyi bir intiba bırakılmalıdır.

Türkiye’de balıkçılık tüm olumsuzluklara rağmen hala karlıdır. Ancak bir elli yıl sonra hala umutla bir yazı kalem almamız imkansız gibi görünüyor. İstatistiklere göre şu anda sofralarımızı süsleyen birçok balık çeşidi, nesli tükenmekte olan balık kategorisine sokulmuştur. İstatistiklerin beyan ettiği rakamlara göre, son on yılda balık sayısında yüzde otuz oranında azalma kaydedilmiştir. Hem kaçak avlanma, hem aşırı avlanma, hem çevresel felaketler, giderek yükselen sanayileşme ve tüketime dayalı toplumla birlikte, balık sayımız da türlerimiz de hızla düşüşe geçmektedir.

Bir başka araştırmaya göre eskiden Karadeniz kesiminde 125 çeşit yenilebilir balık çeşidi vardı. Bu çeşitler şimdi 25’e kadar düştü. Sofralarımızdaki tatlar giderek azalıyor.

Seyyar balıkçılıkta gelecek var mı diye düşünenler için diyebiliriz ki, ister seyyar olsun ister sabit bir dükkanda balık satın, bu doğal felaketler, bu kaçak avlanmalar bu hızla devam ederse 50 yıl içerisinde balık yemek çok lüks bir statü sahibi olacak. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede, balıkçılık tehlikede demek ne kadar hazin olsa da son durum bunu göstermektedir.

Yazın da daha çok balık satmak için avlanan kaçak avcılarını gördüğünüz, tespit ettiğiniz yerde ihbar etmeyi unutmayın. Dünyamız için duyarlı olmazsak, kazancımızdan önce kendi hayatlarımız için endişe edeceğiz.

Hala huzurla hamsili pilav yemek, fırında lüfer pişirmek istiyorsak, bu duyarlılığı tüm çevreye göstermemiz gerekiyor.

 

Yorum yapın