Ezik ve Normal Yaşamdan Kurtaracak Anormal Bir Fikir: Organik Makarna Üretmek

Fransız düşünür, yazar, aktivist ve sosyolog Michel Foucault’a veciz bir söz şöyledir: ”Normal insan kurgudur.

Normal en başta sözlük anlamıyla, sonrasında ise çağrıştırdıkları, ima ettikleri ve neden oldukları ile bir sınırlandırma biçimidir. Bu sınırlandırma kişinin kendi kendine yönelttiği bir oto- sansür de olabilir, çeşitli iktidar biçimlerinin önce toplum ve sonra insan üzerinde (fert fert) uyguladıkları tahakküm biçimlerinin bir uzantısı da. Normalin tanımını yapmak aynı zamanda onu dikte etmektir. Sistem, mekanizma, düzenek adıyla isimlendirdiğimiz ”Üst Akıl” dar kalıplarda sunduğu normal tanımı ile birlikte insanları belli ve sınırlı bir alanın içine dahil eder.

İsmet Özel ise ‘el alem ne der‘ adında kahrolası bir put vardır sözüyle meselenin bambaşka bir açıdan ele alınmasını sağlamıştır. Normallik hem olunması gereken hem de olunduğu takdirde onu talep edenlerin ”eziklik” olarak yaftalayacağı son derece ‘anormal‘ bir olgudur esasında. El alem ne  der kaygısndan sonra, medya nasıl yansıtır, gazete nasıl yazar, yakın çevre nasıl bakar gibi endişeler tek tip insanların üretilmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Bu yüzden kendilerini yetersiz, ezik, beceriksiz hisseden insanların sayısında hızlı bir artış konusu. Standart tipler sınırlanmış alanları içerisinde anormal olarak addedilen fikirlere her gün biraz daha aç ve açık olarak yaşayıp giderler.

Parlak Fikirler aynı zamanda anormal olanın, çizgi ve tanım dışında kalan iş fikirlerini okurlarımızla buluşturmaya devam ediyor. Bu yazımızda hem fazlasıyla kazanç getirecek bir iş fikrine dair ayrıntıları öğrenecek hem de anormal – normal ayrımında bir analiz okumuş olacaksınız.

Ezik Bir Yaşam Nasıldır? 

Ezik bir yaşam için en az iki kişi, iki zıt gerekiyor. Yani ezenin ezilenlere nasıl ihtiyacı var ise ezilenin / ezik olanın da böyle tanımlanması için en az bir kişi, bir güç tarafından eziliyor olması gerekmektedir. Günümüzde bu ezici gücün birçok adı, birçok farklı kimliği ve cismi bulunuyor. En büyük güçlerden birini ise ”Ekonomi” adını verdiğimiz otorite oluşturuyor. Bunun tanımı masraflar, ay sonunu zor getiriyoruz, işsizlik, açlık gibi başka kelimelerle detaylandırılabilir. Günümüzde işsizliğin yol açtığı zarar sadece fiziksel değildir. Parasızlığın yanında kendini beceriksiz ve geleceksiz hissetmek ezik bir yaşamın giriş katını oluşturur.

İkinci katta ise yalnızlık yer alıyor. Toplumun karşısında da içinde de yalnız hissetme, herhangi bir aidiyet duygusundan tamamen koparılmış olarak, giderek global bir köyü andıran bu dünyada sonrasız, arkadaşsız kalma hissi.

Üçüncü katta güçsüzlük oturuyor. Son on yıl içerisinde spor salonlarına üye olup ‘bodybuilding’ yaptıranların sayısı ne kadar arttıysa ruhen zayıflayıp manen kas kaybına uğrayanların sayısı da bir o kadar arttı. Doğru orantı. Ancak altında çok büyük yanlışların kol gezdiği bir bir doğru orantı. Belli bir yaşa gelmiş olmasına rağmen hala ailesiyle yaşamak durumunda kalan, ne kadar istese de evlenemeyen, maaşı değil harçlığı olan ya da daha kötüsü harçlık kadar maaş alabilen genç nüfusun da giderek artması ezikliğin tanımlarını olduğu gibi sınırlarını da genişletiyor.

Normal Olmak mı Yoksa Anormal Olmak mı Yeğdir? 

Normal olmak toplum tarafından kabul görmenin ön kabulü. Ancak artık bir işe girmek, istediğin hayat standartlarını tutturmak için asla yeterli bir ‘oluş‘ hali değil. Yine de tarihin hala güncelliğini koruyan hadiselerine ve karakterlerine baktığımızda zamanında ya da tüm hayatı boyunca ‘anormal’ olarak tanımlanmış kişilerin açtığı ufuklarda yüründüğünü, icat ettikleri şeylerle bilim ve teknoloji alanında ilerlendiğini, kaleme aldıkları eserlerle dünyanın çok daha ‘bilinçli’ bir yer olduğunu görüyoruz. Bugün ‘dünyanın en akıllı insanı‘ olarak görülen Albert Einstein, zamanında okulda anormal davranışlar sergilediği gerekçesiyle öğretmenleri tarafından sık sık uyarılır ve hatta okuldan atılma tehlikesi bile yaşar. Aynı minvalde bir dizi olay elektrik ampulünün mucidi olan Thomas Edison’un da başına gelmiştir. Öğretmenleri sıklıkla Edison’un ‘anormal, uyumsuz‘ olarak tanımlıyor ve bu şikayetlerini sıklıkla ailesine kadar taşıyordu.

Bu önemli karakterler, birer sima ya da figür değil güçlü birer imza olarak tarihteki yerlerini aldılar. Üstelik bu iki isim tarihteki anormallerden sadece birkaçı. Bunun gibi onlarca, hatta yüzlerce isim saymak mümkün. Demek ki toplum ve yetkili kurumlar tarafından anormal damgası yemek ve anormal muamelesi görmek sanıldığı kadar kötü ve olumsuz bir şey olmayabilir. Bu tetikleyici unsur öncesinde marjinal ve anormal görünen şeylerin zamanı geldiğinde toplum tarafından anlaşılıp değer görmesini sağlayabilir.

Farklı İş Fikirleri Neden Daha Çok Kazandırır? 

Farklı iş fikirleri hem iktisadi hem de işleyiş açısından sürekli tıkanma riski içinde olan piyasaya taze bir soluk verir. Bu yeni soluk sayesinde birçok farklı istihdam alanı yaratır. Farklı iş fikirlerini ilk hayata geçirenler ise hem kazanırlar hem de kazandırırlar. İş fikirlerinin kazanca bu kadar açık olmasının bir diğer nedeni ise rekabet ortamının çok az olmasıdır. Eğer bir iş kolunun ilk başlatıcısı siz olursanız sizden sonra gelecek olanlar uzun bir süre rakibinizden çok taklitçiniz olacaktır.

Hayat Tarzımızı Değiştirmek Çok Mu Zor? 

Yenilikçi olmanın, daha yenilikçi bir ifadeyle ”inovatif” olmanın eskisi kadar zor olmadığı, geçişlerin çok daha yumuşak ve hızlı yaşandığı bir çağa girdik. Hani hız çağı denip duruyor ya işte tam olarak böyle tanımlanmayı hak eden bir döneme girdik. Artık farklı iş kolları sisteme çok daha kolay entegre olabiliyor. Önceleri bu entegrasyon için üzerinden yılların geçmesi gereken farklılıklar için artık birkaç hafta beklemek yeterli oluyor.

Dolayısıyla insanlara sunulan yeni ürünler ve farklı hizmetler de alıcılar tarafından çok daha kolay bir şekilde benimsenebiliyor. Yeni iş kolları bu nedenle altın çağını yaşayacak diyebiliriz. Yeter ki bu fikirler insanların talep ve ihtiyaçlarına çok yönlü olarak cevap verebilsin ve aynı zamanda çağın gerekliliklerini de her açıdan karşılayabilsin. Gerisi çok kolay yani çok hızlı olacaktır.

Organik Makarna Üretmek ve Satmak

Gelelim bu yazımızın başlığında da yer alan organik makarna işine. Her şeyin organik olanına rağbetin giderek arttığı günümüzde organik makarna üretmek ve satmak mümkündür. Mümkün olduğu kadar getireceği kazanç oranı da çok yüksektir. Zira biraz önce de değindiğimiz üzere yeni iş fikirleri hem rekabetin az olması hem de insanların taleplerini karşılaması sonucunda bu işi piyasaya sürenlere inanılmaz büyük meblağlar kazandırabilir. Organik makarna da onlardan biri.

Bir makarnanın organik olabilmesi için katkısız ve tamamen doğal ürünlerle üretilmiş olması yeterli. Gerisi sizin tasarrufunuzda olacaktır. Piyasada az da olsa örnekleri mevcuttur. Sade organik makarnalar dışında havuçlu ve pırasalı gibi çeşitlerini de piyasaya sürebilirsiniz. Tamamen kendi üretiminiz olan bu ürünlerle hem vejetaryen hem de vegan kitleye hitap etme şansınız da bulunuyor. Aynı zamanda tamamen organik olarak üretileceği için diğer makarna türlerine oranla kalorisi çok daha düşük olacaktır. Bu da hem sofradan tok kalkmak hem de formunu korumak isteyen milyonlara sunabileceğiniz bir ürü ile getirisi çok yüksek olan bir üretim / satış işinin içinde olacağınız anlamına geliyor.

 

Yorum yapın