Hangi bölümü okusam işsiz kalmam?-10 adımda cevabını bul!

“Hangi bölümü ya da fakülteyi okusam daha iyi para kazanırım ve işsizlikten kurtulurum?” diye soran arkadaşlarıma uzman kalemlerden kesin cevap vermek istedik. Zira bu soruyu cevaplarken yılların admininin deneyimlerini siz de tecrübe edeceksiniz. Öyle ki her gün binlerce kişinin kafasındaki bu soruya 10 adımda kesin cevap vermek niyetindeyim.

1) Baba mesleğine ya da işine bir dönüp bakın

“Babanız ne iş yaparsa siz de o işi yapmak zorundasınız” diye bir aristokrasik deyiş vardır. Her ne kadar bu söz çağımıza uygun bir deyiş olmasa da babanınızla aranız harikulade olmasa da az biraz kulak asmanız yerinde olur.

Babanızın yaptığı işi yapmak çocukluktan gelen kulak dolgunluğu ya da el becerisisine sahip olduğunuz mesleği ya da işi yapmak demektir. Dolayısıyla rakiplerinizden 1 adım önde başlamış olacaksınız. Mesela babanız derici diyelim. Siz de dericilik okulunu bitirdiniz. Babası derici olmayan sınıf arkadaşlarınızın aksine siz kafadan “işyeri sahibi” olarak 30 yıl, 40 yıl ileriden başlamış olacaksınız.

Ancak tabi bahsettiğim bu 1. maddedeki baba faktörü şu durumlarda tekrar irdelenmeli;

a) Babanız lağım işçisiyse, sallayın baba mesleğini

b) Babanız ağır ruh hastasıysa yine bu maddeyi boşverin. Ruh hastası babadan gelecek 1 yararın faturasını 10 zarar olarak ödersiniz.

c) Babanızın işleri kötü gitmektedir, yıllardır verilen kallavi mücadelelere rağmen; babanız halen dükkanı doğru düzgün toparlayamamaktadır.

d) Sizin babanızın gölgesinde kalma ihtimaliniz var ise, yine sallayın bu 1. maddeyi.

e) Babanız artık işlerin bokunu çıkarmaktadır. Kendi kafasının keyfine göre yaşamaktadır ve işleri de kapatmaktadır.

2) Baba paranıza bakın

Yine babaya geldik. Bu iş ve meslek tercihi konusunda en gerçekçi ve makul kararı vermeni için muhakkak bu faktörlere göz atmanız gerekmektedir. Yoksa “hangi bölümü okusam” sorusuna cevaben; sizin okulunuzdaki, dershanenizdeki pdr hocanız gibi “En sevdiğin işi yap evladım” deyip geçecek değilim.

Kim ne derse desin, dünyanın her yerinde ve özellikle Türkiye’de .meslek ve iş tercihi okunması gereken bölüm tercihi konusunda baba faktörüne az da olsa illa bir kere dönüp bakmak zorundasınız. Bunu size mesaisini bitirip bir an önce avm’ye gidip topuklu bakma derdindeki sevişken pdr hocanız söylemez. Bunu size anca, kahvedeki yıllanmış amcanız ya admininiz söyler…

Arkadaşlar, babanızın parası varsa her yerde 1-0 değil, 2-0 değil, 3-0 değil 5-0 önde başlarsınız. Ancak tabi babanız pintinin tekiyse ya da 1. maddede bahsettiğim irdelenmesi gereken durumlardan birini ihtiva ediyorsa bu 2. maddeyi de komple sallayın. Yokmuş gibi yolunuza devam edin.

Malum, babanızın size iş bulma ve işsizlikten kurtulma konusunda destek çıkabileceği bir serveti var ise, sizin artık sormanız gereken soru “işsizlikten kurtulmak için hangi bölümü okusam” değil. “En iyi para kazandıracak işi kurmak için hangi bölümü okusam” olmalı. Zira siz iş bulacak olan değil iş kuracak olan olmalısınız. Bu iş böyle arkadaşlar. Ben bu konudaki en sahici gerçekleri siz değerli dostlarıma aktarıyorum.

3) Dönüp bir aynaya bakın

Eğer ki tipiniz; Yıldız Tilbe’yi andırıyorsa satış pazarlama konusundaki kariyer planlarınızı ömrü billah rafa kaldırabilirsiniz.

Demek istediğim “dış görünüş” çok önemlidir. Kimse belirli bir fiziksel görünümün altını televizyon ekranlarında görmek istemez. Görse de maskot ya da maskara olarak görür. Bakın arkadaşlar; demem o ki siz siz olun mesela konservatuat okuyacaksanız dış görünüşünüzün konservatuar bölümü öğrencileriyle boy ölçüşüp ölçüşemediğine dikkat etmeniz gerekmektedir.

Ancak şu da bir gerçek ki; aynaya bakarak çirkin mi, yakışıklı mı olduğunuz hakkında çok fazla fikir sahibi olamayabilirsiniz. Zira bu iş aşırı göreceli olduğundan herkesin kendini beğenme meğilitesi bulunmaktadır. Bu iş biraz “beyinleri pazarda satılığa çıkarmışlar herkes yine kendi beynini satın almış” sözünü andırıyor… O sebeple yapacağınız şey başkalarının bu konudaki sahici, gerçekçi görüşlerini almaktır. Tabi yine gidip de en yakınlarınızdan almayın bu görüşleri. Sizi kırmamak adına tarafızlıklarını kaybetmeleri ve paso olumlu görüşler bildirmeleri işten bile değil.

Arkadaşlar hayatta önemli olanın dış güzellik değil de iç güzellik olduğu görüşü kısmen yalandır. Daha doğrusu çirkin tesellisidir. Öyle olsa idi bugün günümüzde kozmetik diye bir sekörde trilyonlarca dolar dönmezdi. İnsanlar kamu kurum ve kuruluşlarında, büyük ofislerde, şirketlerde smokin, takım tarzı kıyafetlerle sinekkaydı traşla dolaşmaz idi… Mülakatlarda güzel ve yakışıklı diye tabir edilenler 1 adım önde başlamaz idi…

4) Hangi alanda zeki olduğunuz önemli

Lys, ygs gibi sınavlarda matematik ve geometri sınavlarında, fen bilimlerinde ortalama kaç net yaptığınıza bir bakın. Yine aynı şekilde Türkçe, sosyal gibi bilimlerde ortalama kaç net yaptığınıza bir bakın.

Mesela ben admininiz ikisinden de ortalama eşit yapabilen bir adamdım. Ona göre de hayatımı belirleyecek bölümü seçtim.

Bunda gurur yapacak, utanılacak, reddedilecek bir şey yok. Zira; matematikten doğrı düzgün bir şey yapamıyorsanız yapamıyorsunuzdur. Kalkıp da yarı yarıya yanlış olan geometrinizle ODTÜ Uzay bilimleri okumanızın alemi yok. Ya da matematik mühendisliği
veya yazılım mühendisliği
okumanız saçma olur.

Şu İş İlgini Çekebilir:  KONTROL VE OTOMASYON MÜHENDİSLİĞİ İMKANLARI VE OLANAKLARI

Bu arada şunu asla unutmayın ki; dünyada aptal insan diye bir şey yoktur. Henüz yeteneklerini ve zeki olduğu alanı keşfedememiş insan diye bir şey vardır. O sebeple asla kendinizi 1-2 tane tırt sınavda başarısız oldum diye küçümsemeyin!

5) O meslek dalının ülkedeki gidişatına ve geleceğine bir bakın

“Hangi bölümü seçsem daha iyi olur?” diye soranların kesinlikle incelemesi gereken kriterlerden 5.’si de budur. Söz konusu meslek ya da bölüm gelecekte yetersiz kalacak, gereksiz kalacak ya da işe yaramayacak ise 20 yıl sonrasını da düşünerek o bölüme çullanmaya gerek yok.

Gelecek vaad eden bölümlerden bir kaçı şunlardır: “Yazılım mühendisliği, lojistik mühendisliği, endüstri mühendisliği, metarluji mühendisliği

Mesela hemen olmasa da 50 yıl içinde iş olanağı azalacak bölümlerden birkaç tanesi: “Makine mühendisliği, inşaat mühendisliği, ziraat mühendisliği

6) kendi kişisel özelliğinize ve karakterinize bir bakın ve sürdürebilirliğinize göz atın

Arladaşlar “yababilmek” ile “devamlı suretle yapabilmek” arasındaki farkı iyi kavrayın. Siz belki geometriyi becerebiliyorsunuz. Ancak bu bilim ile bir ömür meşgul olabilecek misiniz? Daha doğrusu hayatınızı buna adayabilecek misiniz?

Yıllar geçse de sıkılmadan okuduğunuz bölümdeni bilgileri tekrar tekrar işeleyebilecek misiniz?

Bu konudaki istikrarınızı sürdürebilecek misiniz?

Artık bu maddede ne demek istediğimi anladığınızı varsayıyorum. Sürdürebilirliğin öneminin farkına varın diyorum ve bitiriyorum.

7) Çevrenize, ülkenize, iş olanaklarına bir bakın

Hangi ülkedesiniz ve bu ülkede iş olanaklarınız nasıl inceleyin. Türkiye’nin gelişmiş bir ülke olmadığını aklınızda bulundurun ve belirli bir seviyeden sonra burada iş yürütemeyeceğinizi bilin. Yani demek istediğim yarın öbür gün beyin göçü yapmak zorunda kaldığınızda geride bıraktıklarınız sizsiz yapabilir mi veya sizinle beraber gelebilir mi bir düşünün.

Sonuç olarak ne iş yapsam ya da ne bölümü okusam sorularını sorarken etrafınızdakileri de düşünün.

8) Ne istediğinize iyi bir bakın; saygınlık mı, para mı?

Amacınız milyonlarca dolar kazanmak mı? Herkesin önününüzde düğme ilikleyeceği saygın bir adam olmak mı? Ya da her ikisi birden mi?

Sadece para sahibi olan ve saygın olmayan adamlar çoktur etrafınızda. Mesela o küçümseyerek baktığınız oto tamircilerinin bir çoğu zengindir. Atatürk oto sanayide yazhanesi bulunan Hamza Usta günde 2-3 bin TL net kar etmektedir. Bmw x6’ya binmektedir. Ancak gelen müşteri astrasını park edip: “Laaa, Hamza, şuna bi el atıver laa” diye bağırmaktadır. Yani Hamza Bey, para kazanan bir milyonerdir; ancak saygın falan değildir…

Bir başka örnek: hakim ve savcıları düşünün. Hamza Bey’in aksine günde birkaç bin TL değil de kendisinin ve ailesinin asgari geçimini idame ettirecek kadar 150-200 TL kazanmaktadırlar. Hayat boyu kazançları çok fazla artmamaktadır. Ancak Hamza Bey, Hakim Mustafa Eroğlu’nun odasına girmeden önce düğmesini iliklemek ve kapıyı tıklatmak zorundadır. Odaya girdiğinde ise “bey’li, hanım’lı” konuşmak zorundadır. El pençe divan durmak zorundadır…

Bir başka örnek Mercedes Benz’in CEO’su Steve Cannon’u düşünün…

9) Hayatınızdaki önemli insanların tavsiyelerine az da olsa kulak asın.

Tecrübe denilen şey, parayla satın alınamaz ancak az da olsa aktarılabilir. Bu sebeple iş ve mesleki kariyer konusunda deneyim sahibi büyüklerinize danışmayı asla ihmal etmeyin ve onların yaşanmışlıklarını küçümsemeden dinleyin. Elbette sizin gelecekteki muhtemel hayatınızla tam anlamıyla uyuşmayacaktır bu hikayeler; ancak şunu bilin ki bu eski adamların deneyimleri boşa değildir.

Mesela sık sık kişisel gelişim kitapları okuyun ve hem kendinizi keşfetmeyi hem de kendinizi yönetebilmeyi başarın. Meşhur bir söz vardır: “Kendisini yönetmeyi başarabilen çevresini de yönetebilir“.

“Hangi bölümü seçsem ki?” sorusunu abinize, ablanıza, dayınıza, babanıza, amcanıza yöneltin. Sonradan “Hay aksi; keşke ona da danışsaydım da bu saçma bölüme gelmeseydim” demememiz için bunu yapın.

10) Seçeceğiniz fakülteyi ziyaret edin veya orada okuyanlarla bir şekilde irtibata geçin

Az önce bahsettiğim tecrübe ve deneyimin Allah’ını bu arkadaşlardan öğrenebileceğinizi söylememe gerek yok heralde beyler.

İşsizlikten kurtulmanın, sevebileceğimiz bölümü okumaktan, bir ömür boyu mutluluktan, huzurdan ve keyiften geçen yol bu yukarıda saydığım 10 maddeden geçmektedir. Sizlere benim bu konuda verebileceğim tavsiyeler bu kadardır arladaşlar. Başka yerlerden de bu konudaki tercihinizi nasıl yapabileceğinizi araştırın ve öyle karar verim derim ben.

Son olarak belirtmem gerekir ki; eğer yanlış bir bölümü seçmiş olanlar varsa. Daha da kötüsü yanlış bir bölümü okumuş olanlar varsa onlara diyeceklerim var.

Sevgili bahtsız görünen dostlarım; hayatın sadece fakülteden ibaret olduğunu sanan; “Hangi bölümü tercih etsem işsiz kalmam, bol para kazanırım” sorusuna doğru cevap vermek olduğunu sananlar yanlıyor.

Demek istediğim okuyacağınuz üniversite, bölüm sadece bir başlangıç. Hatta emin olun hayat bundan sonra başlamaktadır. Hatta size şu kadarını bile söyleyebilirim ki; genelde Mercedes Benz’in patronu gibi en saygın kişiler birtakım iş fikirlerini hayata geçirip başarıya ulaştıran kimseler olmaktadır. Hatta bununla da kalmayıp akademik kariyer yapan üniversite mezunu, doktora, yüksek, master, vs… yapmış kişileri emirlerinde çalıştırmaktadır.

Yani isterseniz üniversite sınavlarında ve fakültede bir halta kulp olamayın. Kapılar size hiçbir zaman kapanmış değil.

Sağlıcakla kalın

Saygılarımla
parlakfikirler admininiz

Yorum yapın