Her Şeyin Çaresi Olduğunu Düşünmenin Psikolojik Faydaları

Her şeyin bir çaresi olduğunu genelde önce babalarımızdan öğreniriz ilkin. Küçükken topumuz patladığında ya da başkasının balkonuna kaçtığında babamız yeni bir top ile gelir ve her şeyin çaresi olduğu ilk ışımayla birlikte küçük zihinlerimizde belirir. Daha sonra ilk gönül yarası vurur bizi. Aşık olduğumuz kız yaz tatilinde pat diye mahalleden taşınır mesela. O balkondan uzun uzun kesişme vakitleri, kalp çarpıntıları artık acıyla birlikte anılır. O söz ise kulaklarda hala yankılanır: ”Oğlum sana kız mı yok?”

Bu soru aslında son derece felsefi ve sosyolojik çıkmazlara da bir son verir. Çünkü içinde yaşadığımız dünya, hele ki modern dizaynla birlikte iyice harmanlanmış dünya, bir alernatifler dünyasıdır. Her şeyin bir yedeği, bir başka parçası, bir üst modeli vardır. Beterin beteri vardır derler ya hani, iyinin de iyisi vardır. Bazen kaybedilen bir güzellik, yerini daha güzel olan bir şeye bırakmak için gitmiş gibidir.

Bu verdiğimiz örnekler elbette ki en ham haliyle, çocukluğun sınırlarına uzanan ilkel ve kaba örneklerdir. Günümüz yetişkinlerin dünyasına geldiğimizde işler çocukluğumuzdan daha katı, daha sert bir şekilde nüfuz eder. Biz büyüdük ve kirlendi dünya şarkısındaki gibi yetişkinlerin dünyası, iş yaşamı olsun, sosyal hayatı olsun, aşk yaşamı olsun giderek daha karmaşık, daha hoyrat, daha beter bir hal alır. Hele ki 21. yüzyıldan bahsediyorsak, bu sertlik de bu hoyratlık da iyice tavan yapmıştır.

Çaresizlik ise psikolojide ikiye ayrılır. Önce bundan bahsedelim sonra diğer konu başlıklarına usul usul geçelim.

Psikolojideki çaresizliğin ilki dayatılmış çaresizliktir. Kişi olayların örgüsüne bağlı olarak öyle karanlık badireler atlatır, öyle belalar görür ki çaresizlik, onun içine siner. Fiziksel olayların ve olguların dayatmasıyla psikolojide uğrattığı yıkım çaresizliğin kaynağını oluşturur. Kişi, giderek kapana kısılmış hisseder. Her hareketi biraz daha zorlaştırır olan biteni. Çaresizlik, bir şey yapamamak ya da yaptığı şeyden herhangi bir sonuç alamamak demektir bu gibi durumlarda.

İkinci çeşit çaresizlik ise öğrenilmiş çaresizliktir. Kişi yapabileceklerini, aşabileceklerini, başarabileceklerini bile içten ve dıştan örülmüş ve kendisine öğretilmiş çaresizlikle bertaraf eder. Bir nevi kendi yaptığı kaleleri kendi elleriyle yıkar sonra da düşmana teslim olur. Öğrenilmiş çaresizlik genelde anne – baba – toplum gibi baskın çevrelerin birey üzerindeki olumsuzluk etkilerinin bir dışa vurumudur. En az dayatılmış çaresizlik kadar zararlı ve yıkıcıdır.

Rakibinizi Psikolojik Olarak Çökertme Teknikleri Kim bilir belki de rakiplerinize siz de birer öğrenilmiş çaresizlik öğretebilirsiniz. En azından yolunuzdan çekilecek kadar. İş dünyasındaki acımasızlık giderek kök salar haldedir. O nedenle merhamet yerine rakibinizi psikolojik olarak çökertme teknikleri konuşulur olmuştur. Sonunda hem maddi hem de psikolojik açıdan çökmek istemiyorsanız rakibize insafınız olmamalı. En azından psikolojik açıdan.

Enseyi karartmayın: Her şeyin bir çaresi vardır!

Psikolojiyi Güçlü Kılma Yolları Nelerdir? 

Psikolojimizin azılı düşmanının çaresiz hissetmek ve düşünmek olduğunu söyleyebiliriz. Eğer vaktimiz kalırsa çaresiz düşünmek ve hissetmek arasındaki farkları da size iletiriz. Peki çaresizlikle nasıl mücadele edeceğiz? Psikolojimizin vitamini tam olarak nelerdir? Şimdi kısaca bunları madde madde inceleyelim ve bize her daim lazım olan reçeteden haberdar olalım.

  • Umutlu Olmak: 

Umut, maalesef ki çarşı pazarda satılan bir değer değildir. Umutlu olmakla bilmemiz gereken tek şey çok kıymetli olduğu ve herkesin ona sahip olamadığıdır. Aynı zamanda insanı düşüren, modunu yerle bir eden bir sürü parametre, umut ölçeğinin de azalmasına neden olur. Az alınmış bir uyku, dengesiz yapılan bir beslenme, kafaya gereksiz şeylere gereksiz takmak gibi fiziksel faktörler bile insanın umut derecesini düşürür.

İş Yaparken Umutlu Olmanın Önemi makalemiz de şöyle bir kenarda dursun o halde. İş yaparken umutlu olmanın önemini kavrayan insanlar, belki aynı önemi hayatının diğer kısımlarında da fark eder ve yollarına apaydınlık bir şekilde devam etmeyi bilirler.

  • Dirayetli olmak: 

Çaresizliğin en sevmediği insan tipi güçlü insanlardır. Çünkü çaresizlik bir mikrop gibi hareket eder. Nasıl ki mikrop, bağışıklık sistemini hem güçten düşürür hem de o güçten düşmüş vücuda girmenin bin bir çeşidini bulursa, çaresizlik olgusu da aynı şekilde nüfuz eder insan belleğine. O, enerjiyle beslenen bir parazittir. İnsanın enerjisini emdikçe daha çok güçlenir. Daha çok güçlendikçe daha çok enerji emer. Bundan kurtulmanın yolu her daim güçlü olmaktır. Hem kafa olarak hem vücut olarak hemde totalde hayata bakış açısı olarak.

  • Pozitif olmak: 

Pozitif olmak Polyanna olmak demek değildir. Önce onu bir anlayalım. Polyanna, her şeyin bir çaresi olduğunu iddia eder, doğru. Ama bunu yapma yolu ve yöntemi çocukçadır. Bacağını köpek ısırsa, olsun en azından köpeğin ısıracağı bir bacağım var der. Bunun da çareler düşünmekle pek bir ilgisi yoktur. O daha çok durumu kurtarmak için yalan süsü verilmiş hayallerle günü kurtarır.

Pozitif olmak ise olayların perde arkasını görebilmek ve her gecenin sonunda güneşin doğacağına inanmaktır.

Bir İş Ortağı İle İyi Geçinmenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Taktik psikolojinizi düzelttim, çareleri buldum derken iş ortağınızla kavga etmeniz ya da gergin dakikalar yaşamanız hiç doğru olmaz. Bu nedenle psikolojinizi kendinizi mutlu edecek şekilde ayarladığınız gibi aynı zamanda başkalarıyla iyi geçinmenizi sağlayacak şekilde de dizayn etmelisiniz. Psikoloji, sadece içe doğru gelişen öznel bir çekirdek değildir çünkü. Dışarı uzanır ve nice psikoloji kendine iyi olan insanların başkalarıyla geçinirken aynı aydınlığı taşıyamadığı görülür. O tip insanlardan biri olmak istemiyorsanız buyurun yazımıza ve on numara taktiklerimize.

İnsan sonradan gülüp geçeceği şeylere öncesinde üzülen bir varlıktır.

Ölümden Öteye Köy Yok… 

Eski zaman insanlarının, hani eski toprak diye tanımlayabileceğimiz insanların sık sık kullandığı bir kalıptır bu. Cem Karaca başta olmak üzere birçok ünlü müzisyen de şarkılarında bu tabiri kullanır.

Başta ölümden bahsettiği ve ”yok” ile bittiği için umutsuzluk gibi algılansa da bilakis umut içerikli bir deyiştir bu. Şimdi bir de başına boş ver ekleyerek söyleyelim. Boş ver yahu, ölümden öteye köy yok. Bakın anlam değişti. Yani bu söz aslında bize bir tek ölümün çaresi olmadığını, geri kalan her şeyin dünyevi dolayısıyla çare içerikli olduğunu ifade etmektedir. Evet sevgili parlak fikirler okurları, ister iş yaşamında, ister aşk hayatlarınızda çaresizlik tıkanması yaşayın, bilmenizi isterim ki bir tek ölümün çaresi yok. Vakti gelince herkes gidecek. Vadesi dolunca herkes bu dünyadan ayrılacak. Onun dışında kalan her şey dünyevi ve insanidir ve yine insan tarafından dünyaya karşı birer çare olarak üretilebilir.

Son Moda: Karamsarlık 

Son olarak şunu da ekleyelim ki karamsarlık, bir moda halinde yayılıyor. Hani tıpkı siyah giyinmenin bir moda haline gelmesi gibi, siyah düşünmenin, siyah hissetmenin ve çaresizliği çok matah bir şeymiş gibi üstümüze giymenin modası geldi. Gençlere bakıyorsanız, hepsi kıyamete ramak kalmış gibi yaşıyor. Karamsarlık, zirve yapmış durumda. Kim daha çok çaresiz, onun yarışması var gibi her yanda.

Bu göz yanılgılarından, bu insanlık hilelerinden uzak durmakta fayda var. Çarenin olmadığı yerde hayat yoktur çünkü.

Yorum yapın