İnsanlığın yok olması iyi bir şey mi?

• Düşük Sermayeler İle (2000-3000TL) Yatırım Yapmak Mümkün!-Sanal Parayla Ücretsiz Deneyin!-İlandır

Bugün ölümüne izafi bir soruyla karşınızdayım. Merak etmeyin; çevreci, radikal terör örgütlerinin propogandası yapmayacağım. Sadece ifade özgürlüğü sınırları içerisinde bu soruyu tartışacağım.

50 000 yıllık insanlık tarihinde sadece son 250 sene içerisinde 16 katından fazla nüfusa artışı yaşayarak üstüne de inanılmaz bir ivme ile artan insan populasyonu yaratmasının doğurduğu sorunların birçoğu ortada. Bundan 250 yıl öncesine kadar nüfus grafikleri milim milim artaraktan yukarı doğru yükselirken tarım devriminden sonraki sanayi devrimi ile bir anda korkunç bir ivme ile yukarıya doğru tırmanmaya başlamıştır.

Uzunca bir süre 500 milyonu geçmeyen nüfus kısa süre içerisinde 7 milyar bandını da geçerek kırmızı seviyeleri çoktan aşmıştır.

Bilgi çağına gelindiğine ise bu artış ivmesinde Avrupa ve Kuzey Amerika, Çin halklarının uyguladığı bilinçli nüfus politikaları ile bu ivmede minicik bir nebze de olsa gerileme olmuştur. Ancak Afrika, Hindistan, Güney Amerika ve Orta Doğu sağolsun halen artış devam etmekte…

Bunun sonucunda küresel ısınma, biyolojik çeşitliliğin yok olması, iklim bozulması, kuraklık, kıtlık, çevresel kirlenme, ekosistemin dengesinin bozulması, ozon tabakası delinimi, radyoaktif kirlilik gibi düzinelerce sorun patlak vermiştir.

Tarih boyunca insanların kalabalık ve toplu halde geçtiği, gezdiği, yaşadığı yerlere, arazilere bakıldığında; insanlar gelmeden önce yemyeşil ormanlık iken insanlar geldikten kısa süre sonra çölleştiği aşikar görülmektedir.

Bu sorunlar kısa vadede insanoğlunu aşırı etkilemese de gelecekte nelere kadir olacağını tahmin etmek çok güç olmasa gerek.

İnanılmaz zekamız, teknolojilerimiz, bilgi birikimimiz sayesinde Mars’ta veya Ay’da koloni kurup yaşama planı yapanların; bu sorunların bizlere vız gelip vız gideceği yönündeki düşünceleri de bu tartışmada kayda değer bir argüman olacaktır.

Yani dünya yok olacak ancak biz insanlar buna rağmen evrende süperötesi gelişmiş bilimimiz sayesinde var olmaya devam edeceğiz fikri belki de bizleri bu duyarsızlığa ve umursamazlığa iten bir fikirlerden biri olsa gerek.

—————————–

Evet haklısınız arkadaşlar. Bilim, biz insanların soyunu, dünya dengelerinin bozulması sonucu gezegen yaşanmaz hale gelse bile kurtaracaktır.

Ancak burada bir başka sorun ortaya çıkıyor.

Böylesine yüksek teknolojik gelişmelerin tüm insanlığa BEDAVA dağıtılacağını ve fakir zengin demeden hepsinin toplu olarak kurtulabileceğini zannediyorsanız YANILIYORSUNUZ…

Kurtulan en zenginler olacaktır.

Artan gelir adaletsizliği düşünüldüğünde dünya insanlarının ezici çoğunluğu bu bozulan dengeyi yerine getirmekle boğuşacaktır.

%0,00001’lik maddi birikimi elinde tutan dilim ise yüksek teknoloji sayesinde hiç acı, tasa çekmeden bu felaketlerden kurtulacaktır. Ancak az evvel bahsettiği fütursuzca çoğalıp çevreyi katleden Ortadoğu, Afrika, Güney Amerika, Hindistan gibi bölgelerdeki halkların ezici çoğunluğu böyle devam ederlerse bu acılardan kaçma şansı bulamayacaktır.

Zira nüfus artışı korkunç bir ivme ile artarken “gelir adaletsizliği ve servet dağılımındaki adaletsizlik de” korkunç bir ivme ile halen artmaya devam ediyor olacaktır.

İnsan tabiatının özünde fevkalade bencil olduğunu da hesaba kattığımızda…

Bu verileri birlikte yorumladığımızda dünya halkarının birçoğunu çevresel sorunlar yönünden kapkara bir gelecek tehdidinin beklediğini söyleyebilirim.

————————

İşte bu geleceği bir nebze olsun önlemek için nüfus artışının durması hatta insan popülasyonunun azalması önem arz ettiği ve işlevli olduğu düşünülebilir.

• Düşük Sermayeler İle (2000-3000TL) Yatırım Yapmak Mümkün!-Sanal Parayla Ücretsiz Deneyin!-İlandır

Peki cahil, bilinçsiz yığınların nüfus artış hızını kesebilmek mümkün müdür?

Böyle bir şeyin kendiliğinden olmasını beklemek aptallık. Adı üzerinde “BİLİNÇSİZ İNSAN” denilen mahlukattan çevre ve doğa namına, parlak bir gelecek adına üremeyi, çoğalmayı kesmesini beklemek tam bir gaflet ve komedi olacaktır.

Bu bilinçsiz insanların kontrolsüz üremesi bilinçli insanlar tarafından bir şekilde yasaya uygun şekilde engellenmeli. Bunu yaparken ekonomik sistemlerin işleyişini ve kamu düzenini çökertmeyecek şekilde yapabilmeyi başarmak da ayrı bir tartışmanın konusudur.

Önceki yazılarımla bu bilinçsiz insanların sigara tüketimini eleştiriyordum.

Artık eleştirmiyorum. Bilinçsiz insanların kendi istekleri ile sigara tüketimi; doğa namına, parlak bir gelecek namına işe yarar bir harekettir.

Devletlerin eroin, morfin ve esrardan bile bazı yönleri ile daha zararlı olan bu uyuşturucuyu serbest bırakması ve yasaklamaması; üzülerek söylüyorum ki maalesef gayet yerinde bir hareket…

Öyle ki bilinçsiz insanlara yönelik; aynı anda hem ekonomik sistemleri, bilimsel ilerlemeyi derinden, kökten sarsmayacak hem de nüfus artış hızını azaltacak daha etkili bir araç düşünülemezdi…

Her ne kadar sigaranın çevreye, radyoaktif madde salınımı konusunda zararı olsa da doğadan “bilinçsiz insan” adlı hayvanı, mahlukatı eksilttiği için terazinin diğer tarafına da çok ağır bir menfaat sağlıyor.

Sonuç olarak insanların yavaş yavaş yok olmasının iyi bir şey olduğu bir nebze de olsa kabul edilebilir.

Elbette bunu bir vatandaşın kasıtlı olarak bir başka insana doğrudan yapması suçtur. Ancak suç teorisi tamamen göreceli olan iyi veya kötü kavramları ile ilgilenmez “DÜZEN VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK” ile daha yakından ilgilenir.

Yani bireysel vatandaşların değil de devletlerin insanları toplu halde kontrollü ve dolaylı bir şekilde; üremesini engellemesi pek iç açıcı bir şey değil ama ne yazıkki böylesine çevresel katliamların olduğu bu dünyada bence suç da değil…

Nedense; Sevan Nişanyan’ın şu sözü aklıma geldi: “Öldürme işine gireceksen toplu halde yapacaksın ve büyük oynayacaksın ki katil değil vatansever, kahraman ilan edilesin

Toplu halde insanların kontollü şekilde yok olmasının sağlanması ise devletlerin insan hayatına müdahele etme hakkı olmayacağı, böylesi bir şeyin başkaca müdahelelere gebe olacağı, düzeni bozacağını, insan haklarına aykırılıklar doğuracağı gibi yönlerden kötü olarak değerlendirilebilir. Buna en büyük örnek ise katliam için kendince haklı sebepleri bulunan Hitler’in insanları toplu halde öldürmesi ve bunun yarattığı korkunç travmalar, etkiler gösterilebilir.

Neyin iyi neyin kötü olduğunu tek başınıza düşünmek tabiki de sizin tercihiniz ve hakkınızdır. Bu konular her zaman aşırı göreceli ve izafi olmaya mahkumdur. Ancak elbette neyin suç neyin suç olmadığını belirlemek sizin tek başınıza tercihiniz olamaz. O sebeple kanunlarda suç olarak kabul edilen eylemleri kendinizce haklı, meşru sebepler bile olsa yapmamanızı öneririm. Zira insanların ölmesi iyi bir şey olarak kabul edilse bile bunu sizin yetkisizce yapmanız durumunda kamu düzeni bozulur. Eğer ille doğaya bu şekilde katkıda bulunmak istiyorsanız bol bol fast food yiyiniz. Bu sayede erkenden sağlığınızı bozabilirsiniz 🙂

Gerçi devletlerin de yasalar çıkararak kılıfına uygun şekilde toplu ölümlere davetiye çıkaran sigara, alkol gibi uyuşturuculara “ok” demesi de kimilerine göre Hitler örneği ile kıyaslanabilecek nitelikte ve katiyen yanlış, ahlakdışı olarak değerlendirilebilecek örneklerdir! Zira öldürme eylemi için her zaman bir bahane, kılıf bulunabilir. Her devlet böyle bahanelerin arkasına sığınıp insanları öldürse bu sefer yine düzen ve sürdürülebilirlik bozuluyor…

Not: Lütfen bireysel bir vatandaş olarak çevre namına terör estirmeyin, insanlar öldürmeyin, katliam yapmayın, suç işlemeyin. Çünkü; bireysel, yetkisiz bir vatandaş olarak böyle bir şeyi yaparsanız bunun adı suç olur, terör olur… Devletler yasalar çıkararak bunu kalabalıklar ile toplu halde yaparlar ise işte o zaman sigara örneğinde olduğu gibi sevap olur, hak olur, müsteak olur, kahramanlık olur. Ne güzel dünya be 🙂

• Düşük Sermayeler İle (2000-3000TL) Yatırım Yapmak Mümkün!-Sanal Parayla Ücretsiz Deneyin!-İlandır • 2018 YILININ EN İYİ İŞ FİKRİ: STOKSUZ E-TİCARET!

Yorum yap

Lüften yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz