İş Kazalarına Karşı Alınabilecek Önlemler

Gündem konularından biriyle daha baş başayız. Günümüz şartlarının, teknolojinin ve iş alanlarının artmasıyla birlikte maalesef iş kazaları da artış göstermektedir. Türkiye vatandaşı olarak muhakkak her ay iş kazası gerekçesiyle hayatını kaybeden işçilerin haberini maalesef almaktayız. Soma’da kaybettiğimiz canlar ve bilmediğimiz daha nice canlar iş kazası adı altında yitip gitmekte. Bu duruma kimi zaman çalışanın kendi hatası, kimi zaman da işverenin hatası sebep olmakta. Kaza demek her an gerçekleşme olasılığı bulunan, maddi manevi kayba uğramamıza neden olan olumsuzluklar silsilesi. Türkiye’de sigorta kavramının geç gelişmesinin en büyük sebebi kaza ve kader inancıydı. Oluşan kazlara Müslüman kesim olarak boyun eğmek yerine günümüz gelişiminin de katkısıyla önlemler almak zorundayız. Peki, bu kazalar için önlemler alınamaz mı, bu önlemler bir insanın canından daha mı maliyetli? Elbette alınır, elbette hiç bir şey insan canından daha önemli değil ve bu iş kazaları için önlem almak aslında zorunludur, özelliklede özel sektörler için. Aslında iş kazalarının sorumlusu devlet ve ya devlet birimleri değil özel işletmelerin sahipleri veya personel müdürleridir.

Alınacak Önlemler Bir Değil Bin Tane

Yanlış duymadınız, iş kazalarına karşı alınacak önlemler bir tane değil bin tane. Hiç OSGB diye bir şey duydunuz mu? Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi’dir açılımı. Bu birimde çalışan ekipler belli tecrübelerde kişiler olup, sınavlara, eğitim kademelerine tabi tutularak üç gruba ayrılırlar. A sınıfı, B sınıfı, C sınıfı. En riskli ortamlarda (inşaat gibi) A sınıfı OSGB görevlileri çalışır. Orta derece riskli ortamlarda (iç dekorasyon gibi) B sınıfı OSGB görevlileri çalışır. Risksiz alanlarda ise (danışmanlık bürosu gibi) C sınıfı OSGB görevlileri çalışır. Bakın bir yapı inşa etmek çok riskli, o yapının içini dekore etmek daha az riskli ve sonunda o yapı bir büroya dönüşmüşse artık neredeyse hiç riski kalmamış demektir. OSGB görevlileri ne yapar diye sorarsanız her iş sahasına sınıf olarak uygun OSGB görevlisi yönlendirilir ve o görevli, ortamın risk analizini yapar. İşe, işin bulunduğu konuma, iklime, kullanılan malzemeye, sektöre, vs. o alanla ilgili her şeye dikkat eder, inceler, doğa bilecek riskleri ortaya koyar. Daha sonra bu risklerin analizini, alınması gereken önlemleri raporlar halinde sunar.

inşaat kazası
inşaat kazası

Her şey bir sıralama içerisinde olmakta, OSGB görevlileri işini yaptıktan sonra uygun görünen yerlere uyarı tabelaları asılmak zorundadır. Örneğin bir plazada çalışıyorsunuz, OSGB görevlileri gelip size alanla ilgili bir sürü önlem yöntemi anlattı. Sizi bilgilendirdi, yöneticinizi bilgilendirdi, temizlik personelini bilgilendirdi. Toplantı halinde temizlik personeline dedi ki; “yerleri paspasladıktan sonra ‘ıslak zemin’ uyarı tabelasını asmak zorundasın, eğer asmazsan düşen herhangi bir kimse sana dava açabilir.” Bu uyarı cümlesinin üzerine temizlik personeli gerekli uyarı tabelasını asar ve böyle bir kaza yaşanırsa kazayı geçiren personel, ne OSGB görevlisine, ne temizlik personeline nede yöneticisine tazminat davası açamaz. Bu verilebilecek en basit örnekti. Devlet her işletmenin belli aralıklarla OSGB görevlileri tarafından risk analizinin yapılmasını zorunlu tutuyor ama özel işletmeler bu prosedüre ne kadar uyuyor yine bir sorgulanması gerekir!

Şu İş İlgini Çekebilir:  BAŞARILI OLABİLMEK İÇİN DİNLENMENİN ÖNEMİ...:)

En çok inşaat örneğiyle karşımıza çıkan iş kazaları az önceki plaza örneğimiz kadar basit değil maalesef. Çok daha büyük kayıplar ve ölümlerle sonuçlanıyor. Daha sıkı önlemler almakla birlikte, özel işletmeler masraftan kaçınmayıp çalıştırdıkları her elamana yasal olarak SGK güvencesi sunmak zorundalar. Bu maliyetin altına girmemek için yaşanan kazalarda ve ölümlerde mağdurun ailesine belli bir miktar para vererek dava açılmasını önlemeye çalışıyorlar. İhtiyacı olan var olmayan var, boyun eğen var eğmeyen var. Herkes sorumluluğunu yerine getirirse aslında illegal bir durum ortaya çıkmaz. İşverenler sağlık sigortasını ve gerekli özel sigortaları hem çalışanlarına hem kendilerine yaptırmalılar.

Çalışılan iş her ne ise bununla ilgili günlük önlemler var. Mesela inşaat işçileri baret takmak zorunda. OSGB görevlilerini dinleyip önlemini alan yönetici, elemanına gerekli teminatı (SGK, baret, halat) sunan yönetici hiçbir şekilde tazminat vb. davalarda sorumlulukla yükümlü değildir. Hep yöneticilerin, işletme sahiplerinin alması gereken önlemlerden bahsettik fakat çalışanlarda üstlerine düşen görevleri yerine getirmeyip bir kaza geçirdiklerinde, yöneticilerini suçlayıp dava açamazlar. Gerekli denetlemeler yapılır ve kimse fazladan ne maddi ne manevi ceza ödemez.

kaza grafiği

Meslek Hastalığı

Değinmemiz gereken, gündemde sık sık karşımıza çıkmasa da bir etken, bir gerçek olan meslek hastalığı da aslında önemli bir konudur. Yukarıda örneklendirerek anlattığımız durumlar kadar ağır bir sorumluluk altına sokmaz kişileri. Bu hastalıklar genelde sürekli bilgisayar başında olan çalışanlar için görme bozukluğu, fiziksel etkilerle oluşan meslek hastalıkları, kimyasal nedenler oluşan meslek hastalıkları gibi uzun yıllar sonucunda ortaya çıkan hastalıklardır. Bu hastalıklarda ne işverenin nede çalışanın ihmali söz konusudur. Yine legal bir şekilde çalışan kişilerin sağlık sigortaları veya varsa özel sağlık sigortaları tarafından karşılanırlar. Anlık ve büyük kayıplara sebebiyet vermezler genellikle.

iş kazası

Ama hasar ne olursa olsun insan canı çok önemlidir. Her türlü meslek hastalığı, iş kazası durumları için önceden önlemimizi almalıyız. Hakkımızı aramalı, masraftan kaçınan yöneticilerle canımızı tehlikeye atmamalıyız. Bu konularla alakalı olarak kişisel araştırmalarımızı yapmalı, canımızı korumalıyız! Yöneticiler iş fikirlerinden, dükkanlarından, inşaatlarından tonla para kazanacak diye iş kazasına kurban gitmememiz gerekiyor.

Yorum yapın