İzmir – Selçuk İlçesinde Emlak Fiyatları Nasıl Bu Hale Geldi?

Merhaba sevgili Parlak Fikirler okurları. Bir süre önce başladığımız ”Emlak Yazıları” dizisine İzmir’in Selçuk ilçesi ile devam ediyoruz. Foça, Karşıyaka ve Çeşme kadar ünlü olan Selçuk, kültür – tarih turizminin yaşadığı yer. Sadece Efes Antik Kentinin bu ilçenin sınırları içerisinde olması bile bu ilçeyi değerli ve bir o kadar da “pahalı” kılıyor. Geçmişten günümüze sadece tarihi kalıntılar, tiyatrolar, camiler ve kiliseler değil, pahalılık da kalmış oluyor böylece. Zira insanın makus talihinde sadece düşman ordular ve tabiat ile mücadele etmek değil pahalılık ile mücadele de söz konusu. Coğrafi olmasa da tarihi açıdan evrensel bir gerçeklik bu.

Tarihi – Çünkü her zaman pahalılık vardı. Her zaman daireleri, arabaları, gıda ürünlerini vs. pahalı bulan bir kitle vardı ve bu kitle çoğunluktaydı.

Coğrafi değil – Çünkü söz konusu pahalılık, kentler ve ülkeler söz konusu olduğunda göreceli bir kavram oluyor. Ve insanın değer bilmezliği, fiyatlara da otomatik olarak yansıyor. İşte tam da bu nedenle, Selçuk ilçesi, tarihin nabzının ve kalbinin attığı yegane ilçelerden biriyken, emlak piyasası adeta ölü taklidi yapıyor. Peki ya sadece tarihi güzellikleriyle ön planda olan bir yer mi Selçuk? Asla ve kat’a. 317 kilometrekarelik bir alana sahip olan ilçede tarım ve hayvancılık da gelişmiş durumda. Verimli topraklara sahip olan Selçuk’ta başta zeytin ve incir olmak üzere birçok ürün yetiştiriliyor. Bunun yanına yaz ve deniz turizminin de fazlasıyla gelişmiş olduğunu söyleyebiliriz. Selçuk’un gelişme gösteremediği tek alan sanayi. ”Açık Hava Müze” olarak tanımlanan yerde ise emlak piyasası büyük bir duraklama dönemine girmiş durumda. Bu yazımızda Selçuklu ile ilgili merak edilenlerin yanı sıra gayrımenkul sektörünün neden beklenen patlamayı gerçekleştiremediğini de mercek altına alacağız.

Selçuk ilçesi ile neredeyse birebir aynı kaderi paylaşan bir diğer Ege ilçesi Didim hakkındaki yazımıza da buradan ulaşabilirsiniz.

Didim’de Arsa ve Yazlıklar Neden Çok Yükselebilir?

Selçuk Gizli Bir Hazine Mi? 

Biraz önce de belirttiğimiz üzere, Selçuk gizli değil apaçık bir hazine. Yoksa hangi göz inkar edebilir Efes Antik Kentinin mükemmelliğini? Yoksa Bizans Su Kemerleri ve Artemis Kutsal Alanı, insanın gözünden kaçacak kadar küçük yerler mi? Mimar Şamlı Ali’nin ölümsüz eserlerinden biri olan (ölümsüzlüğünü, hala muazzam mimarisini göstererek kanıtlıyor) 3. İsa Bey Cami, gizli saklı değil. Görmek isteyen değil bakmak isteyen bile bu tarihi güzellikleri görebilir. Hal böyle olunca Selçuk ve diğer güzide ilçelere gizli bir hazine demek, sanki bu yapılarda bir sorun varmış imasını sezdiriyor karşı tarafa. Dünya tarihini bırakın kendi tarihinden ve kültüründen bihaber olan insanların sayısı arttıkça, bu yapılara da taş parçası gözüyle bakılıyor elbet. Selçuk’un zaten ayan beyan olan hazinelerini ortaya çıkarmak, onları biraz daha görünür kılmak ise her zamanki gibi sadece insanın elinde. Bu güzelliklerin kıymetini lafta değil icraatta göstermeli ve gerekli adımları atmalıyız. Bu da planlama – yenileme – düzenleme ve tanıtım ile olur.

Selçuk Halkı Kıymet Bilmiyor Mu? 

Sadece Selçuk halkı kıymet bilmiyor demek, kıymet bilmeyen yurdumuz insanına haklılık payesi biçmek olur ki bu da tamamen yanlış. Selçuk halkı kıymet bilmiyor da İstanbul ya da Ankara ya da başka bir şehrin insanı kıymet biliyor mu? Bilmediğimizi tarihi yapılara ve eserlere verdiğimiz zarardan çıkarabiliriz. Sadece halk da değil üstelik. Restorasyon çalışmalarında yüzlerce yıl öncesinin zarafetini berbat eden nice çirkinliklere tanıklık ettik, ediyoruz. Bunu da bu işin okulunu okumuş uzmanlar yapıyor!

Şu İş İlgini Çekebilir:  Evin Bir Odasını Günlük mü Yoksa Aylık mı Kiraya Vermek Daha Mantıklı? - Röportaj

Selçuk Nasıl Uçar? 

Selçuk ilçesinin uçması için öncelikle ciddi bir planlamaya ihtiyacı var. Yeniden yapılandırma! Bu ilçeye kentsel dönüşüm ayarında tarihsel bir dönüşüm şart. Daha sonra tanıtım – reklam çalışmaları ile birlikte Selçuk, hak ettiği turist sayısına kavuşacaktır.

Selçuk’ta Çirkin Gecekondular ve Eski Püskü Apartmanlar Neden Derhal Yıkılmalı? 

Gecekondular bize üç şey gösterir:

1- Patlama olarak nitelendirilen kontrolsüz nüfus artışının en kötü sonuçlarından birini.

2- Çarpık kentleşmenin ve yetersiz belediyeciliğin hazin sonuçlarını.

3- İnsan elinden çıkan her şeyin (mimari gibi) ne kadar güzel / estetik olabiliyorsa bir o kadar da çirkin / kitsch olabileceğini.

Türkiye’deki metropollerde diğer büyük ülkelerin metropolleri ile mukayese edilemeyecek kadar çok fazla çarpık kentleşme var. Tamam bunu tamamen kontrol altına almak mevzu bahis değildir fakat bu denli fazla olmasını önlemek mümkündür. Selçuk’un büyük bir gecekondu problemi var. Bu da özellikle yabancı turistleri buradan uzaklaştırıyor. Çünkü onlar sadece ”yeni” yerler değil ”güzel” yerler de görmek istiyor. Turizm faaliyetleri her zaman estetik ile mündemiç olmuştur. Tarihi bir eser gördüğümüzde ”ooo ne kadar tarihi” değil ”ooo ne kadar güzel” deriz.

İşte böylece çirkinliği dalga dalga yayan gecekondular ve apartmanlar, Selçuk’u geçerken uğranılacak bir yer haline getirdi. Daha da fenası ”vaktimiz kalırsa oraya da bir uğrarız” cümlesindeki ”Orası” – ”Selçuk” oldu. Oysa ki içindeki hazinelerle, Selçuk gizli değil ayan beyan, ülkemizin en önemli, en kadim ilçelerinden biri.

Denebilir ki ”bir yerde gecekondular ve çirkin apartmanlar var diye o yere gitmekten vazgeçilebilir mi?”diye soracak olursanız cevabımız evet olacak. Zira tatil dediğimiz olgu günlük hayatın bir parçası değildir. O nadir olan ya da en azından nadir olması gerekendir. Bir yıldaki 365 günün 350’sini çirkin apartmanların, araba egzozlarının, korna seslerinin ve gözlere an be an işkence eden şehir manzaralarının arasında geçiren insanlar, tatile çıktıklarında güzellikleri yaşamak ve görmek istiyor. Tatilin yarısı yaşamak fiili ile ilgiliyse yarısı da görmek eyleminin bir parçasıdır. Bu nedenle ”X yerini gördük – X Antik Kentini görmeye gidiyoruz” gibi cümleler kurulur. Ama bu sıraladığımız estetikten nasibini almamış binalar, görüş alanını gölgeliyor.

Aynı şey çirkin apartmanlar için de geçerli. Restorasyon yapacağız diye mahvedilen nice yapının yanında, antik dönemden kalma birçok yapının yanına dikilen koca koca binalar, tarihin güzelliğine gölge düşürüyor. Yapılacak olan şey basit: Sağlam bir planlamayla hem gecekondular hem de bu çirkin binalar yıkılmalı. En azından tarihi kalıntıların ve yapıların yakınındaki binalar. Burada yaşayan insanlara yeni yerler verilmeli. İzmir’in güzelliğini ve Selçuk’un önemini arttıracak olan yegane hamle bu olacaktır. Bu yapıldıktan sonra artanın sadece önem ve güzellik gibi soyut kavramlar değil, turist sayısı olduğu da görülecek.

Yorum yapın