Kafe Açmak İçin En Uygun ve Karlı 6 İstanbul Semti

Ah İstanbul, İstanbul, İstanbul… Adına şarkılar şiirler yazılan, uzaktayken özlenen, tam ortasındayken bıkılan, nankör insanların çoğunlukta olduğu İstanbul. Gecesi gündüzü tam bir kargaşa, yaşanılması zor ama herkesin rüyası İstanbul. Seni yeneceğim İstanbul. Ben görüldüğü üzere İstanbul’u severim. Ama ne kadar bilirim, hiç. Gittiğim belli başlı semtler dışında pek keşfedecek zamanım ve param olmadı. İstanbul’da yanıma yakışanı da bulamayınca belli başlı noktalar arasında mekik dokudum hep. Bugün ki konu beni de aydınlatacak. Hiç gitmediğim, görmediğim yerleri gezeceğiz beraber. Konumuz kafe açmak için en uygun ve karlı 6 İstanbul semti. Bugün burada bende bir turist olacağım aslında. Tabi aklımda birkaç semt var ama… Eğlenceli olacağını düşündüğüm satırlarıma başlıyorum o zaman. Okurken kahve içiyor olmanız dileğimle.

Bu arada şunu da yeni sekmede açın dursun: İstanbul İçin En İyi Yatırım Fırsatları ve Fikirleri

coffe photo

  1. ALT BAŞLIKLAR (istediğinize tıklayıp ışınlanabilirsiniz) :

    Bakırköy

Korkutmadan başlayalım istedim. Bu yüzden Bakırköy. Şimdi açık konuşmak gerekirse Bakırköy’ün yadsınamaz bir enerjisi var. Bence her semtin hitap ettiği kitleler var. Bakırköy bu kitleler arasında en uç noktalara sahip. Yani İncirli Caddesinin sağ arkasındaki sokaklar, emekliye ayrılmış eski İstanbul hanımefendi ve beyefendi kitlesinin sakin yaşam alanı. Fakat tam İncirli Caddesi kafeler yolu. Ve bu yol tam yeni yeni ortamlara akan ne çok zengin ne çok fakir gençlerin uğrak mekanlarını oluşturuyor. İncirli Caddesi üzerinde sayısız kafe var ve hepsi ağzına kadar dolu. Nargile, kahve, tavla gerekli malzemeler arasında ve liseliler bu mekanların genel izleyici kitlesi, bakın izleyici diyorum çünkü ortamı ayakta tuttukları bir gerçek ama şahlandırmıyorlar. Şahlandıranlar daha çok Bakırköy’de büyümüş yeni yerler görmüş ama akşam olunca da uğrayıp bir soluklanalım diyen daha ileri yaşlı gençlerimiz. Mesela benim bir arkadaşım şu an dünyayı geziyor ama doğma büyüme Bakırköylü olduğu için hep en son orada takılı kalıyor. Sadıktır Bakırköylüler elit bir havaları vardır. Ama Bakırköy kabuğundan çıkman için ilk adımdır. Dershaneler sokağında, İstanbul Caddesinde ya da İncili Caddesi üzerinde bir kafen varsa kar etmemen, imkansızdır. Tabi kalitenden ödün vermediğin sürece.

  1. Taksim

Taksim, dünyanın merkezi olmaya aday bir muhit. Ben hep bunu bilir bunu söylerdim. Üniversitede de “ben dünyanın merkezinden geliyorum” diye çok hava atardım. Ama Taksim gibi bir yer, tamam kara geçirir sizi, ama rekabeti zor olan bir yer. Bunun için çok para harcamalısınız, öne geçmek istiyorsanız Taksim seviyesine ulaşıp bir tık üstüne çıkmalısınız. Zor bir yer Taksim. Ama size tam İstiklal değil de Galata tarafında kar edebileceğinizi düşündüğümü belirtmek isterim. Neden böyle düşünüyorum çünkü biz Galata’nın etrafında gidecek mekân ararken gayet te normal, hiçbir özelliği olmayan, aslında özelliği doğal olması olan bir kafeye denk gelmiştik ve inanılmaz iş yapıyordu. Konseptte çok önemli. Ama daha iyi semtler var mı var!

ÖNEMLİ UYARI: Taksim son zamanlarda suriyeli akını ile ciddi derecede konsept değiştirdi. Bu yönde olumlu veya olumsuz yorum yapmayacağım; çünkü sonra “ırkçı” diyebiliyorlar. Sadece bu objjektif ve somut haberi vermekle yetineceğim.

  1. Beyazıt

Taksimden Beyazıt’a geçilir mi diye düşünmeyin. Adı Beyazıt olan bu semtin aslında kapladığı alan çok büyük. Beyazıt demek, Kumkapı demek, Eminönü demek, Şehremini demek. Topkapı Şehremini yolundan Aksaray, Beyazıt bir kaptırdınız mı ne yol yürü yürü biter, nede kafeler bak bak, tat tat biter. Bitmez bitiremezsiniz. Cadde üstü olması, kalabalık olması, ulaşım ağının yaygın olması nedeniyle bu mekanlar hep her türden insanın uğradığı mekanlardır. Beyazıt tramvay durağına geldiğinizde sağda bir büfe göreceksiniz, o sokağa girin. O sokağın ortasında solda bir kafe var. Adı Sarnıç. Sever misiniz, ilk görüşte hayır. O kafe benim bütün gençliğime kan doğradı. Sahaflara, kapalı çarşıya yakın olması kafenin en büyük özelliği, içeriğinde ise hiçbir şey yok, kahvehaneden farksız. Ama ama ama nasıl bir enerjiyse seviliyor. Oturulacak yer bulunamıyor. Bende buna şaşırıyorum. Demek ki konum bir kafenin kar zarar dengesinin en önemli etkisi. Eğlenceli yerler aslında, birazda ürkütücü, her tipten insan görmek mümkün. Siz siz olun eğer bir bayansanız yanınızda güvendiğiniz bir erkek arkadaşınız olmadan kalkıp gitmeyin Beyazıt’ta ki kafelere. Beyazıt Eminönü’nü de kaplar demiştim. İşte bunlar hep manzaradan. Beyazıt’tan yola çıkıp “buralarda İstanbul manzarasını seyredecek terasta kafeler varmış, nerede onlar” diye sora sora sora, Eminönü ile Beyazıt’ın kesiştiği sokağa çıktım. Bir çayın 10 TL olduğu bu sokağın kafelerini kar ettiren sadece İstanbul manzarası. Adamlar İstanbul’umun güzelliğini paraya çevirmiş. Beyazıt başlığı altında aktardım bunu fakat bilirsiniz kapalı çarşı sayesinde Eminönü ve Beyazıt birbirine bağlı semtlerimizdendir.

  1. Beşiktaş

Semt bilgimin sıfırlandığı noktalar işte bu noktalar. Şimdi şöyle bir şey öğrendim ki Osmanbey, Fulya, Beşiktaş ve Ortaköy birbirine çok yakın, aynı güzergâh üzerindeymiş. Bunu başkasından duymakla kalmayıp deneyimledim, gittim. Gittiğiniz yerler birazda yanınızdaki insanlardan kaynaklı yerler. Mesela benim eski erkek arkadaşım Beyazıt’tan çıkmazdı. İlişkimin süresine oranladığınızda 7 yılda yukarıdaki üç semti öğrendim. Çok şükür çok iyi öğrendim hem de. Tam Beyazıt’tan kurtuldum derken yeni bir aşk, yeni bir semt girdi hayatıma Osmanbey, Fulya, Beşiktaş… Güzel üçlü vesselam. Ama 3 ay yetmedi keşfime bende yarıda kaldım. Bu semtler Bakırköy gibi arada kalmış, kafeye gitmek için harçlık biriktirip 10 kişinin döndüğü nargile masalarına yer vermez. Bu semtler artık büyümüş, görmüş geçirmiş, elit insanların olduğu, belli gelir seviyelerinin hitap ettiği semtlerdir. Beşiktaş’a gidiyoruz dendiğinde biz bile bir kılık kıyafetimize, makyajımıza bakarız, eğri durmamak için. Haliyle buradaki kafeler diğer semtlerdeki kafeler kadar rahat, ucuz ve vazgeçilebilir olmuyorlar. Bir kere Osmanbey’de Tatavla diye bir mekâna götürüldüm. Ses yok, seda yok, tek içecek var çeşit yok, küçücük bir yer. Ben bir daha buraya gelmem dedim ama gittim. İnsanı içine çekiyor, bir tedirginlik var kendini oraya ait hissetmiyorsun ama hissediyorsun da. Semtin havasındandır diye düşünüyorum.

Şu İş İlgini Çekebilir:  Kahve Dükkanınız İçin En İyi Eleman Profili Nasıl Olmalı?

Beşiktaş hele. Semte vardığında, yürürken, kafelerin içinden geçerken kendi kendine işte İstanbul diyorsun. Hele ki Beylikdüzü ve Cevizlibağ arası bir semtte yaşıyorsan, Beşiktaş kafelerinde olmak gibi bir zevk yok. Resmen insanlığı buluyorsun, İstanbul daha bir yaşanılır oluyor senin için. Beşiktaş’ın o Arnavut kaldırımlı sokakları, insanlarının saygılı ve ölçülü davranışları seni hafta sonunu geçirmek için kapı önüne masa atmış kafelere itiyor. Hele birde mevsim tatlıysa. Ne sen kötü bir gün geçirirsin ne oradaki kafeler verimsiz bir hafta sonu geçirir. Şimdi bir düşün Zeytinburnu Teras kafe mi Beşiktaş’ta herhangi bir kafe mi?

Güncel durumu belirtmek gerekirse Beşiktaş çarşısı şu anda Taksim’deki kalabalığın ve kitlenin kendisine kayması ile ciddi dönüşüm geçirdi ve “huzur veren elit semt” statüsünü yitirdi. O sebeple buraya lüks katekoride  yatırım yapacaklara naçizane tavsiyem başkaca semtleri tercih etmeleri.

  1. Üsküdar

Ben karşının çocuğu değildim Marmaray hayatıma girene kadar. Bu arada asrın icadı yemin ediyorum. 12 dakikada Üsküdar. Üsküdar’dan Altunizade tarafına giderken yokuş aşağıda çok güzel bir kafe var, önerebilirim ve sapa bir yerde olmasına rağmen inanılmaz popülerdir. Ama sizde Eminönü örneği gibi İstanbul üzerinden para kazanmak istiyorsanız Kızkulesi çevresindeki kafeleri örnek almalısınız. Kurulumu kolay, çok masrafa ihtiyacı yok, manzaraya aşık her birey üzerinden kar edersiniz.

Bu semti biraz daha kozmopolit hale getirerek Taksim konseptini geliştirmek mümkün. Yani doğu ile batının tam karışımı ile kaotik bir kültür sentezi Üsküdar’a çok yakışacaktır. Hele iç taraflarındaki gecekondu mahallerinin kentsel dönüşüm geçirmesi ile elit bir Kadıköy yaratmak mümkün olacaktır. Bu açıdan Üsküdar’ın gecekondu semti dediğimiz iç mahalleleri gelecek vaat ediyor diyebilir.

  1. Kadıköy

Çok zor bir yer. Aman Allah’ım. Ama hayatta bu kadar güzel bir yer var mı bilemiyorum. Var tabi de Kadıköy’de insanı içine çeken bir semt. Benim için karşıda ki Beşiktaş demem yeterli olur sanırım. Kendinizi İstanbul içinde köyden çıkmışta İstanbul’a gelmiş hissettiriyor. Elit, kaliteli, uçuk pahalı olmayan, her kesime hitap eden, eğlenceli, yadırganmayacağınız, sizi siz yapan semtlerden biri. Ee tabi alışveriş sonrası içilen kahveler kafeleri kara geçirmek için yeterli.

Bu yazının ana fikri şu. Semtler İstanbul gibi büyük bir şehirde çok fark diyor. Tabi ki her semtin hitap ettiği kitle farklı. Ben biraz gidilince mutlu eden semtler açısından baktım. Bir kafe açmak istiyorsanız zaten önemli olan bu değil mi? Müşteriyi çekebileceğiniz, müşterinin kendisini rahat, huzurlu, farklı hissedeceği gelmekten keyif alacağı yerler değil mi? Bu duygulara göre nerede kafe açacağınıza siz karar verin.

Yazımızı bitirmeden şu eski ama güncel yazımıza da göz atmanızı isteriz.

DÜKKAN AÇMAK İÇİN EN PAHALI SEMTLER

Yorum yapın