Kemer’de Gayrımenkul Neden Eskisi Kadar Prim Yapmıyor?

Kemer, Antalya’nın en büyük ilçelerinden biri. Bu, büyüklük sadece yüz ölçümü ile sınırlı değil üstelik. Özellikle 2000’li yılların başında Kemer, turizm alanında planlı ve tamamen sistemli bir şekilde Antalya’nın turizm merkezlerinden biri haline getirildi. Özellikle hizmet ağında gerçekleştirilen profesyonel adımlar, – Tıpkı Bodrum’da olduğu gibi.

Günümüzde daha çok Rusların tercih ettiği Alanya ”şirin bir tatil beldesi” tanımından daha fazlasını hak ediyor. Ancak son yıllarda Didim ve Kuşadası’nda da görülen ”Popülasyonda Azalma Sorunsalı” – kısaca ”PAS”, bu söz konusu ilçeler yavaş yavaş pas geçilmeye başladı. Buna kara yılımız 2020’de gerçekleşen Corona virüs salgını da eklenince Kemer’deki popülasyonun gözle görülür oranda azaldığını görüyoruz. Ancak yine de dünya genelini etkileyen ve Amerika ve nice Avrupa ülkelerini bizden kat be kat daha şiddetli sallayan virüs depremi, İstanbul da dahil birçok mega kenti eski ‘turizm patlamalarının” çok çok gerisine attı.

Bu nedenle özellikle gayrımenkul sektörü gibi ”karmaşık” olmasa da ”çapraşık” bir alan hakkında, virüs salgınının ekonomiyi, turizmi, sanayiyi, insan psikolojisini ve tarımı ve eğitimi ve bilumum şeyleri tepetaklak ettiği bir dönemde sadece önümüzdeki birkaç ay ile yorum yapmak sağlıklı olacaktır.

Antalya Kemeri Ünlü Yapan Nedir? 

Yaklaşık 45.000 dönümlük ormana sahip olan Kemer, tam anlamıyla yeşile doyulacak bir yer. Fakat, Kemer’e gitmeyenler ya da bu ilçe hakkında araştırma yapmayanlar bunu pek bilmiyor. Hatta sadece denizi ve kumsalı için burayı seçen bazı turistler de ormanları uzaktan görüp güneşlenmek için şezlonguna dönüyor.

Esasında Kemer, bir şairin çok güzel aktardığı gibi:

Tabiatın güzelliğine baksana dedim.

Ağaçlardan bir şey göremiyorum dedi.

Bu kıssada ağaçlar Bodrum ve Alanya gibi ”dev” turistik merkezler oluyor. Bu iki deve bakmaktan arkalarındaki asıl tatil güzelliklerini görememe, ıskalama ihtimali yükseliyor. Ancak yine de söz konusu Kemer ise turizm liginde 4 büyüklerden saymalıyız bu ilçeyi. Gezilecek yerleri de azımsanmayacak kadar çok. Likya Uygarlığından kalma antik kentlarin Kemer’e çok yakın olması büyük bir avantaj. Zira deniz ve tarih turizmini bir arada sunan bu tür bölgeler turistlerin çok daha fazla rağbet ettiği tatil merkezlerinin başında geliyor. Bu da Kemer’i, virüs ve diğer ekonomik handikaplardan en az etkilenen ilçelerden biri olmasını sağladı.

M.Ö 75 – 50 arası bir tarihte yapıldığı ön görülen Antik Kent, mistik görünümüyle fazla sayıda Rus ve Alman çekiyor. Kemer’i ünlü yapan diğer yerler arasında Beldibi Mağarası, Tahtalı Dağı ve Adrasan yer alıyor. Emin olun bu yerleri belki Türklerden çok Almanlar ve Ruslar biliyor. Bunun en büyük nedeni maddi imkansızlık. Belki turizme biraz arabesk bir yorum katmak olacak ama biraz düşününce hak vereceksiniz. Türkiye’de birçok insan iki gün denize kaçabiliyorsa o yılı tatil yapmış sayıyor. Bu nedenle refah seviyesi kat be kat iyi durumda olan Avrupalılar bu insanların gidemediği yerlerde uzun uzun konaklayıp hem tatillerini yapmış oluyorlar hem de ”kültürlenmiş” oluyorlar. Türkiye döviz girmiş oluyor evet fakat giren dövizler de bu tür tatil beldelerini hayatı boyunca bir kez olsun görmemiş ve büyük ihtimalle göremeyecek olan insanların yararına olmuyor.

Şu İş İlgini Çekebilir:  En Karlı, Mantıklı ve Akıllıca Gayrımenkul Türü Hangisi?

Bir Bölgenin Tarihi ve Ruhu Neden Önemlidir? 

Bir bölgenin tarihi ve ruhunun olması oranın bir ”karaktere” sahip olduğu anlamına geliyor. ”Tarihi karakter” de diyebileceğimiz bu yarı mistik yarı soyut hava, kendisine insanları çekiyor. Günlük yaşamın hayhuyundan katı gerçekliklerinden sıkılan insanoğlu, kendisini tarihi bir dokuya sahip olan bu mistik alanlara atıyor bir yerde.

Çiğ köfteciler, tütüncüler, tavuk dönerciler ve market zincirleriyle çepeçevre kuşatılmış olan ilçeler ve metropoller bir tarihe değil bir geçmişe sahip olsa olsa. Bu yerler bir ruha değil, trafiğe ve gürültüye sahip. Nasıl ki insanların hepsinde olması gerekiyor iken bazılarında ruh yoksa, en azından ruhsuzmuş gibi davranıyorlarsa, sadece Kemer gibi nadir bölgelerde ruh ve tarih bir arada bulunuyor. Az insan çok huzur mottosunun bir değişiği olarak ”çok tatil çok huzur” mottosunu benimseten yerler çok fazla turist çekiyor. Dileriz salgın bir an önce biter hem gayrımenkul piyasası hem turizm rahatlar.

Kemer’de Ne Yeterince Yok? 

Bakmayın birkaç paragraf antik kent ve kültür turizmi güzellemesi yaptığımıza. Tatile giden, Türkü yabancısı, kadını erkeği, genci yaşlısı, %80’inden fazlası ”eğlence tatili” peşinde.  Müzeler, antik kentler, heykeller işin sos kısmı. Aslolan eğlence olduğuna göre yerli yabancı turistleri çeken asıl nokta gece hayatı! Kemer’de ne yok sorusuna kafadan gece hayatı yok diyebiliriz. Bu ise günümüzde çok büyük bir handikap. Nasıl ki insanlar birbirlerini sırf eğlenceli bulmadıkları için ayrılabiliyorlar, insanlar da eğlenceli bulmadıkları mekanları terk ediyorlar.

Kemer’de Ev Yazlık Almak Mantıklı Mı? 

Böylesi bir dönemde yazlık değil ev ve araba bile almak çok büyük israf ve acelecilik olacaktır. Yatırım yapmak için kesinlikle doğru bir zaman değil. Bunu önümüzdeki küreye değil içinde yaşadığımız ülkeye ve dünyaya bakara rahatlıkla söyleyebiliriz. O nedenle biraz daha beklemenizi, ortalığın yatışmasını ve ona göre bir plan belirlemenizi öneririz.

Yorum yapın