Kendi İşini Kurmak İsteyenlere 8 Altın Öneri

Parlak Fikirler ailesi olarak bize ayrılan ve size seslendiğimiz bu bölümde her zaman için yenilik ve orijinal olanı ön planda tutmaya çalışıyoruz. Başka hiçbir yerde okumayacağınız, kimsenin aklına gelmeyen fikirleri sizlerle paylaşıp ekonomik sıkıntılardan kurtulmanızı sağlamak, öncelikli hedefimiz. Bu yazımızda da kendi işini kurmak isteyen genç girişimci arkadaşlara saçmalıklardan arınarak birkaç tavsiye vereceğiz.  Bu tavsiyelere (en azından sizin aklınıza yatanlara) uyduğunuz takdirde çok daha kısa sürede kendi işinizi kurup geliştirebilirsiniz.

gold photo

Büyük çoğunluk için kendi işini kurmak bir heves ile başlar. Patron çilesinden kurtulmak, kimsenin kahrını nazını çekmemek için önemli bir atılımdır bu. Ancak hevesi önce karara sonra plana çevirmek gerekir. Bunun için de belli başlı kurallara riayet etmek ve tam anlamıyla profesyonel davranmak gerek. Corona salgını ile birlikte büyük oranda sakatlanan dünya ekonomisi uzun bir süre toparlanamayacak gibi görünüyor. Böyle bir dönemde iş kurmak iki kat daha fazla dikkat gerektiriyor.

İşi kurmak kadar istikrarlı hale getirmek de büyük mesele! Bu yüzden belli bir plan program dahilinde hareket etmekte fayda var. Hangi sektöre girilecekse, eş dost akraba, artık kim olursa o sektörde deneyim sahibi olan kişilerden fikir almaktan gocunmayın. Sektöre, sektörün cahili olarak girmek, en büyük risklerden biri çünkü. ”Dersi dersi öğrenebilirsiniz” fakat bazı işleri işte değil işten önce öğrenmeniz gerekir. Hangi mal nereden getirtilir, hangisi markalar ucuz ve güvenli gibi birçok soruyu cevaplamadan sektöre atılmayın. Bunun için mümkünse birkaç farklı kafadan fikir almaya bakın. Ama bu kafaların ”kafadan atmadıklarına da” emin olun. Biliyorsunuz gibi bizim toplumumuzda çoğunluk fazla işgüzar. Onu öyle değil böyle yaparsan paraya para demezsiniz – şeklinde konuşan o kadar çok tip var ki, evvela onlardan uzak durun. Tam bir profesyonel gibi hareket etmek için fikir alırken de ortaklık kurarken de sadece profesyonellerle çalışın.

“Olmuyor işte, hangi lanet işe girsem bir türlü dikiş tutturamıyorum” diyenlerdenseniz kendi işinizi kurmak sizin için artık vazgeçilmez bir hal almış olabilir. Nitekim bazı insanlar artık doğasından mıdır, yaşam felsefesi ve tarzından mıdır, yaradılıştan mıdır bilinmez, bir türlü başkasının işini yaparken kendini veremezler. Bir çeşit esaretin yarattığı baskı onların yaratıcılıklarına dem vurur ve gerçek kimliklerini, yaratıcılık ve üretkenliklerini ortaya çıkarmalarına engel olur…

İsterseniz onları altına, elmasa ve paraya boğun yine de fayda etmez. Zira o altınlar, altından bir kafes; elmaslar demir parmaklık; paralar ise onların elini kolunu bağlayan koli bandı gibidir.

Onlar ki; her zaman girişimci olmak zorunda kalan ve ruhlarında özgürlük kanı taşıyanların ta kendileridir…

Arkadaşlar; gelin buraya, artık boşa kürek çekmeyi bırakın. Zira sizden o işe yaramaz, şirkette bir halt olmaz. Siz orada kölelik yapmak için biçilmiş kaftan değilsiniz. Orası size yüksek ihtimalle epey dar. Patronunuz ne kadar iyi olursa olsun sizin için her daim bir zorba olacaktır. Ruhunuzu olmasa da bedeninizi esir almış bir zorba.

Çözüm mü ne?

Çözüm gayet basit; “Kendi işinizi öyle ya da böyle bir şekilde kurmak zorundasınız“. Şimdi bu cümleleri okuyan isyankar, asi dostlarımızdan birisi “iyi de abi yeaa; bizde para yok ki iş kuralım” diye serzenişlere başlayacaktır.

Değerli dostum; sana bu konuda tecrübelerle sabit olan birkaç kelamda bulunmak isterim. Evvela “parasızlık” girişim yapmak isteyenler için sanıldığı kadar büyük bir engel değildir. Aksine girişim denilen illetin birçoğu sanılanlardan farklı olarak beş parasız ve sermayesiz kişiler tarafından yapılmaktadır. Zira zaten multimilyon dolarlarla yapılan girişime artık girişimcilik denilmemektedir. Bu türden bir manevralar “büyük çaplı yatırım” statüsüne girmektedir ki “büyük sermayeli yatırımlar“, girişimlerin aksine daha az risk içerir.

Yani büyük çaplı yatırım denilen şey aslında girişimlerin risksiz hale getirilmesi için ortaya para koyulmuş halidir. Para ile riskin azaltılması, satın alınması olayıdır. Zaten bir bölgeye 100 milyon dolar yatırıp da yüklü miktarda zarar eden birisine çok nadir şahit olabilirsiniz. Nitekim bu adamların kaybetmiş hali büyük ihtimalle beklenilenin altında kar etmeleri demektir. Öyle aman aman paralar kaybedilip, ortaya konulan ana paranın uçması gibi bir şey bu adamlar için sıkça söz konusu olamaz.

Girişimlerin ise büyük çaplı yatırımların aksine en büyük avantajları; İLKLERDEN OLMALARI ve de DAHA AZ SERMAYE GEREKTİRMELERİDİR. Belki inanamayacaksınız ama; “Amazon” gibi bir dünya devi e-ticaret girişimi ilk yıllarında doğru düzgün reklam bile vermeden ürün satabiliyordu. Zira ortada rakip falan yoktu o zamanlarda. Heryer dutluktu anlayacağınız…

Şimdi konuyu fazla dağıtmadan, kendi işini kurmak isteyenlere birkatım tavsiyelerde bulunacağım. Bunlar TECRÜBE sahibi bir kişinin 1. ağızdan dürüstçe yazdıkları olacak. O sebeple internette Türkçe hiçbir kaynakta bu denli saflıkla yazılamayan bu tavsiyelerin kıymetini bilin.

1) “Yaa, iyi diyorsun da; kanki bende para yok ki…”

İş kurma potansiyeline sahip kişilerle epeyce diyaloğa girdiğim için; iş kurmak isteyenlerin birbirleriyle olan münakaşalarının dönüp dolaşıp şu başlıkta belirttiğim “meşhur repliğe” geleceğini çok iyi biliyorum. Hatta bu diyalogların hiçbirinde “parlakfikirler” gibi bir sitede iş kurmak ile ilgili makaleler yazdığımdan bahsetmedim. Yani sıradan bir dost, ahbap ilişkisi içerisinde tüm bu diyalogları sürdürdüm.

Gözlemlerim hiç de iç açıcı olmadı. Herkes tutturmuş “abi bizde para yok ki” tribinde.

Bak sevgili girişimci dostum; yukarıda da belirttiğim üzere senin öyle aman aman paralara ihtiyacın yok. Deli manyak bir sermayeye ihtiyacın yok. En azından başlangıç olarak bu böyle. Ulan birçoğunuzun BOŞU BOŞUNA o yıllarca süründüğünüz okullarda okumak için verdiği paranın 10/1’ini ortaya koysanız birçok girişim için fazlasıyla yeterli bütçeyi derleyebilmiş olursunuz.

Bu arada “Boşu boşuna” diye niteledim o güzelim okullarınızı. Zira daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi; “bir şeyin boş yere olup olmadığı tamamen görecelidir“. Bu sebeple bir girişimci olarak polemik olabilecek bu iddiada bulunuyorum. Hayatındaki en önemli amacı para kazanmak olan birisi için yapabileceği onlarca iş varken gidip yıllarca üniversite okumak, akademik kariyer yapmak boşu boşunadır. He kendinizi bilime adarsınız, okumaktan keyif alırsınız, ortamdan hoşlanırsınız, oyalanma amacınız vardır saygı duyarım, eğer öyle bir durum var ise boşu boşuna okumuyorsunuz… Ancak dediğim gibi çok uzun süre yıllarca okul okumak girişimciler için asla öncelikli amaç olamaz!!

Ya, şu aralar yazarken arada konuyu dağıtıyorum ben de… En son başlıkta “para yok” diyorduk. Yapmanız gereken şey basit; cüzi miktarda sermaye bulmak zorundasınız, artık babanızın yakasına mı yapışırsınız, amcanıza mı yalvarırsınız, sevgilinize mi yüklenirsiniz bilemem. En kötü gidip bir yerde geçici olarak asgari ücretle çalışıp bu “parasızlık” bahanesini bir an evvel ortadan kaldırmak ve “kendi işinizi kurmak zorundasınız

2) Yaratıcı olmak zorundasınız

Aması maması yok bu işin. Daha önce 1 zrilyon defa denenmiş bir işi yaparak da para kazanabilirsiniz. Ancak bunun için daha çok sermayeye ihtiyacınız olacak. Zira bu tipten işler, daha az risk içeridiği için daha çok yatırımcı çeker bünyesine bu da daha çok rekabet demektir. Bu yazıyı okuyan siz değerli dostum büyük ihtimalle milyonlarca doların içerisinde yüzmüyor. O sebeple bir şekilde yaratıcı olmak zorundasınız.

Demem o ki; Ahmet’in, İbrahim’in, Mehmet’in yaptığı işi birebir taklit ederek bir yere varamazsınız. Tatmin olamazsınız.

Bakın ben bile bu siteden para kazanırken rakibimden, benden daha önce bu işe girişmiş rakibimden her zaman birkaç adım geriden geliyorum. O bu işe devam ettiği sürece ben her daim ondan daha az kazanmaya mahkumum.

Zira Google şahit ki; o rakibim; ben sokaklarda, cins cins mekanlarda elimde efesle, diğer elimde cigaramla şarkı söylerken; harıl harıl çalışıyordu. O sebeple sonradan aklı başına gelen parlakfikirler admininiz, bu şartlar altında, o rakip bir şekilde ölmediği ya da sıkılıp işi bırakmadığı sürece ondan hep bir adım geriden gelmek zorunda.

İşte başıma gelen olay sizin de başınıza gelsin istemiyorsanız farklı olmaktan kormamak durumundasınız. Yaratıcı olmanın, ilk olmanın sağladığı avantajı iyi değerlendirmek zorundasınız.

3) Öyle ya da böyle elinizi işe sürmek ve de çalışmak zorundasınız.

Elindeki kırbacı şakırtarak “Çalışmak zorundasınız!!” diye bağıran gaddar patron benzetmesi aklınıza gelmesin lütfen. Çalışacaksınız dediysem; sırtınızda inşaat artığı molozla günde 80 tane 60 kiloluk çuvalı 20 km götür getir yapmak gibi bir işte çalışmak zorunda değilsiniz. İsveçliler gibi çalışmalısınız. Adamlar günde 4 saatten az çalışarak dünyanın gelmiş geçmiş en yüksek refah seviyesine sahip medeniyetlerinden birinin sahibi oldular. Yani elbette toplam ülke zenginliği olarak ilklerde değiller ama ekonomik olarak orada yaşayan halkların ortalama maddi durumu dünyada 1 numaradadır.

Bunu sebebi basit “ADAMLAR VERİMLİ ÇALIŞIYOR, AYRICA ZAMANINDA DÜNYAYI DA BİRAZ SÖMÜRMÜŞLER O AYRI MEVZU…”

Bakın son zamanlarda rastgelince çok gıcık olduğum ve de insanlarda değişmesini istediğim bir hususu belirteceğim: Adam kalkmış onda var niye bende yok tribine girip hiçbir işe doğru delek kendini vermeden, elini bile sürmeden her şeyin önüne hazır gelmesini bekliyor…

Ben bu tip adamlara buradan şu cevabı bazı kibar arkadaşlarımızdan özür dileyerek vermek istiyorum: “Ulan dallama, sen kimsin de hiç çalışmadan zengin olacaksın, sen kimsin de hiç bir kulpa sap olmadan saygı duyacaksın, sen kimsin de zerre yaratıcılık ortaya sermeden, fikir üretmeden kendini herkesten üstün bir halt zannediyorsun?”. Tekrardan özür dilerim değerli okuyucularım, içimi buradan boşaltmam gerekti bu tiplere. Siz de bu tipten sığırlara, kendini çok bir şey zanneden ukala, kibirli şahsiyetlere gündelik hayatta çokca rastlayacaksınız.

Bakın bu hiç çalışmadan kendini herkesten üstün gören kibir küpü insancıkların en belirgin özelliği de “hasetlikleridir“. Önüne gelen ve kendinden daha başarılı herşeyi kıskanırlar. Zira kendilerinin oturduğu yerden her şeyin en iyisine layık olduklarını ve en üstün olduklarını düşünürler. Niye onda var bende yok hissiyatına kapılırlar her şeyde hemencecik.

Bu yukarıdaki insan tipini burada özellikle bilerekten çokca tasfir ettim ki sizde bir alanda başarıyı yakalamak istiyorsanız bu karaktere bürünmekten sakınmalısınız. Zira şunu asla unutmayın ki; sizden başarılı olanlar, iş ve para yönünden üstün olabilenler her zaman olabilir, olacaktır da, kabullenmek zorundasınız.

Gerçekten verimli ve severek, üretken şekilde ÇALIŞAN kimseler; hayata karşı bu ukalaca, kıskançca, kibirlice bakış açısından uzak dururlar. Zira bilirler ki; herkesin yolu, çizgisi, kaderi kendinedir. Kimse kimseyle tam anlamıyla kıyaslanamaz. Öyle ki; herkes farklı patikalardan geçerek yol alır bu hayatta. Nasıl ki ben kalkıp “Niye Rockerfeller kadar zengin değilim, dünyayı yönetemiyorum” diye tasalanmıyorsam. Siz de bilecek ve kabulleneceksiniz ki “bazı şeyler her ne sebeple olursa olsun o adama/kadına münasiptir”.

Oturduğunuz yerden öyle kendinizi ağa ilan etmek yok bu hayatta. Bazı işleri beğenmeseniz de yapmak zorundasınız. Bazen görüyorum bu tipleri herifler, hem yakınıyor “yeaa iş güç yok” diye. Adama kalkıp iş güç önerince “Yeaaa ben onu yapamam ki” deyip geçiştiriyor. Madem öyle sızlanmayacaksın arkadaşım. Bu dünya senin emrine azade değil, herşey senin istediğin gibi gitmez her dönem. Oturduğun yerden onu bunu kıskanıp; çalışmadan, üretmeden herşeyin en iyisini kendine layık göremezsin!

Sonuç itibariyle kendi işinizi kurmak niyetindeyseniz; kibiri, kendinizi başkalarıyla gereksiz kıyaslamayı, gereksizce gururu bir kenara bırakıp öyle ya da böyle, az ya da çok, bir şekilde çalışmak zorundasınız.

Şu İş İlgini Çekebilir:  Beş Parasız Kendi İşini Kuranların 6 Tipik Özelliği

4) Kendi işinizi kurmak için alışkanlık ve prensip sahibi olacaksınız

Bakın ben mesela; günde 1-1.5 litre yeşil çay tüketir ve 12 km hızlı tempo sahil yürüyüşü yaparım. Amaç mı ne? Kardeş, ben biraz psikopatım, arızayım da ondan bu kadar yürüyüp çay içiyorum:)) Amacım, beynimi zihinsel olarak formda tutmak.

Unutmayın ki; beynin yakıtları: “egzersiz, bol oksijen ve de kateşin(yeşil çayda bulunur), omega 3(balık ve cevizde bulunur) gibi besinlerdir.

Bunlar benim alışkanlıklarımdan biridir. Tabi siz de ne olursa olsun her gece 20 km hızlı tempoda yürümek zorunda değilsiniz. Bünyeden bünyeye değişen bu talepler herkeste kişiliğe, karaktere beyine göre farklı surette belirebilir.

Ayrıca; kurallarınız olmalı, bunlara prensip diyoruz. Mesela “her gün şu saatlerde mutlaka şu işi yapacağım” gibi. Ya da “şunları ve bunları asla yapmayacağım” gibi. Bunlar sizin zihinsel olarak zinde kalmanızı ve odaklanmanızı artıran şeylerdir. Yine bu tipten prensipler sizin hata yapma, yanılma, tongaya düşme, bocalama ihtimalinizi azaltan şeylerdir.

Mesela; insanlara yeri gelince kim olurlarsa olsun, hayır demeyi bilmek önemli bir prensiptir.

Mesela; “paramı asla borsaya yatırmam” diye radikal bir karar almak prensiptir.

Kendi işimi kurup para kazanana kadar kimseden para istemeyeceğim” demek bir prensiptir.

5) Kimseden medet ummayacaksınız ve özgür olacaksınız!

“Nasolsa babamın, kocamın, dayımın bir sürü malı var, kankilerim çok zengin, bir şekilde geçinirim” gibi kelimeleri ASLA AMA ASLA SARF ETMEYECEKSİNİZ. Bu dünyada “ağaca güvenme eğilir, insana güvenme seni satar” demişler. Babanız bile olsa günü gelince kıçınıza tekmeyi koyabilir. Çok sevdiğiniz eşinizden boşanabilirsiniz, kankanız sizi unutabilir…

En büyük holdinglerde, şirketlerde, ortaklıklarda “denetleyicinin denetleyicisi olan adamı kontrol eden adamı gözleyen eleman” gibi cins cins statülere bile rastlayabilirsiniz ki bu gayet olağandır. Zira belli bir olgunluğa erişmiş olan şirketler ve de büyük sermaye ortaklıkları tecrübeleri sayesinde kimseden medet ummamaları gerektiğini, kimseye tam manasıyla güvenmemeleri gerektiğini iyi bilirler.

Siz de aklınızı başınıza toplayın ve de “kimseye ipleri tam manasıyla teslim etmemeniz gerektiğini aklınızdan çıkarmayın”. Mümkün olduğunca çoğu zaman elinizde kimselerin haberdar olmadığı gizli bir yüksek kartınız olmalı ki ütülmeyesiniz…

En azından “kendi işinizi kurmak için” yola çıktıysanız bu paranoyakça tutum sizin için maalesef çok önemldir. Bu arada yanlış anlamayın, ben size sadece iş hayatında böyle olmalısınız diyorum ki onda da sadece “kendi işini kurmak isteyenelere” bu önerim. Siz kalkıp da sevgilinizi denetleyen adam tutup bide onu denetleyen, gözeten, kontrol eden adam tutarsanız kafayı yemiş sayılırsınız:))

Girişimcilerin sahip olduğu veya olması gereken en önemli karakter veya kişilik özelliği işte bu “özgürlük tutkusudur“.

6) Kendi işinizi kurmadan önce ne istediğinizi iyi kararlaştırın

Bakın arkadaşlar “ağırlıklı olarak para istiyorsanız” ona göre iş kurun; “zevkli ve eğlenceli, rahat bir iş ve buna mukabil daha az para olsa da olur diyorsanız” ona göre iş kurun.

Mesela bazı paragöz uyanıklar “abi senin işte para var yeaaa” diyerekten Parlakfikirler benzeri site açmaya yelteniyorlar. Sonra da aşırı sıkıcı bulup en kötü 1 aya kapatıyorlar. Harcadıkları paraya da yazık oluyor. Neden mi? Benim yaptığım iş onların para hırsına cevap vermemiş oluyor da ondan. Benim yaptığım işin kopyasını yapanların da Google’da sıralamalarda benden sonra geleceği için her daim ikincil olmaya mahkum olacağını da belirtmek isterim. Neyse konuyu dağıtmayayım yine eğer ki en önemli amacınız para kazanmak ise; yapmanız gereken şey basit: “TİCARET YAPMAK”‘tır.

İşi ticarete dökmektir. Kalkıp da burada istemediğiniz işi sırf para için yapmanın alemi yok. Sırf para için istemediğiniz halde 1000’lerce kelimelik yazılar yazmak emin olun sizin için tam bir işkence olacaktır. Ben burada bu yazıları yazıyorsam bunu “gönüllülük esasıyla yaptığım bir çalışma” olarak görüyorum. Hiçbir zaman bu site ile zengin olmayı hayat etmedim ki o kadar da saf değilim. Zira günde birkaç ekonomi konulu makale yazarak süperötesi rakamlar kazanamayacağımın çok iyi farkındayım. Halihazırdaki reklamlar da daha evvelden belirttiğim gibi “editör parası, teknik geliştirme, iyileştirme parası” olarak siteye destek olarak gidiyor…

Kısacası ne istediğinizi iyi bilin ki yaptığınız iş taleplerinize cevap verebilsin ve de sizi mutlu kılabilsin. Tüccar kafalı adamların blog yazmakla işi olmayacağı gibi sanatçı ruhlu yaratıcı adamların da ticarette işi yoktur. Dolayısıyla; kendi işini kurmak isteyen herkes nereye ait olduğunu iyi seçmeli ki beklentileri, umutları boşa çıkmasın…

7) İş kurmak demek özgürlük için sürünmeyi göze almak demektir.

Eğer ki; “halihazırdaki ailemden, dostumdan, eşimden para almadan sırf kendi çabamla düşük sermaye ile kendi işimi kurmak istiyorum” diyorsanız öncelikle bu tipten işlere, girişimlere müdahele eden bir Allah var ise size kolaylıklar versin demek istiyorum. İşiniz yüksek ihtimalle çok ama çok zor olacak. Bankalar size kredi vermeyecek, dostlarınız sizi sallayacak, belki 1 belki de 2 sene çimen yiyerek geçinmek zorunda kalacaksınız… Ancak eğer ki dayanmayı başarabilirseniz tünelin sonunda ışık sizi bekliyor olacak. Zaten o ışığı gördükten sonra da ömrünüz boyunca hiç çalışmadan para kazanan o sinir bozucu tiplere dönüşmüş olacaksınız.

Elbette bir yerlerden sermaye bulabilirseniz, bulduğunuz sermaye ölçüsünde bu “sürünme payı” azalacaktır. Hemen yanıbaşınızda ; hibelerle, teşviklerle size yardımcı olacak arkadaşlarınız bile olsa bu uzun çetrefilli yolda yanlız başınıza başarıya ulaşabilmeniz epey zor olacaktır.

Size yardımcı olması için;

• Bir yerleden gelen minik de olsa ek gelir imkanı

• Çok zamanınızı almadan para kazanabileceğiniz hobi mahiyetindeki bir ek iş

• Yükek faiz içermeyen uzun vadeli bir kredi

• Hibe, teşvik ve devlet desteği

• Kendi işinizi kurma yolunda her daim yanınızda olabilecek bir yoldaş

Çok iyi olabilir…

8) Kendi işinizi kurabilmek için; gereksiz değer yargılarından, basmakalıp dünya görüşlerinden ve tekdüze işe yaramaz ideolojilerden uzak durmalı ve SİZE AİT BİR AMACA SAHİP OLMALISINIZ

Kendi işini kurabilmek demek ayaklarınızın üstünde durabilmek demektir. Artık sürü olmamak demektir. Dolayısıyla şu güne kadar hiçbir halta derman olmamış siyasi, ideolojik tüm düşüncelerden arınıp onları daha da iyileştirip yeni ve işe yarar olanları üretmelisiniz. Bu tavsiye işinizle alakasız görünse de; eğer ki sahiden iddialı iseniz ve çok uzun vadeli olacak şekilde bu girişimcilik işini sürdürmek istiyorsanız sağlam bir ideolojiye, dünya görüşüne ihtiyacınız olacak. Bu da önce size sonra da sizinle beraber çalışanlara bir amaç, tutku, istek ve de mücadele hırsı sağlayacaktır.

“Bol para kazanıp bolca tükettikten sonra bu dünyadan bir an evvel defolup gitmek” gibi sığ, basit, hayvani, işe yaramaz bir dünya görüşüyle dev oluşumlar, işler meydana getirebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

İnsanlık için, dünya için bir ya da birden fazla hedefiniz olmalı ki sadece %3-4’ünü kullanabildiğiniz beyninizin çok daha fazlasına erişebilesiniz. Ben şahsen bundan 2 yıl kadar öncesinde bu sığ, basit dünya görüşüne sahiptim. Günde 1.5 paket Marlbora Light tüketir, cebimde minik 20 cc’lik cep viskileri eksik olmazdı. Elime geçen her bir parayı gereksizce savurur ve de bulduğum her zamanı eğlenceye, tüketmeye, gereksiz savurganlığa harcardım. Ne kadar tüketirsem tüketeyim şu andaki sahip olduğum mutluluğun, azmin, yaşam enerjisinin 10/1’ine sahip değildim. Mutlu, huzulu, enerjik değildim. Habire daha fazlasını tüketmek isteyen bir dallamanın flama bayrakla en önde gideniydim…

Bu içine düştüğüm yanılgıdan, içinden çıkılması zor girdaptan kurtulmam 1.5 sene öncesini bulur. Hayatımı 180 derece değiştiren şeyler bir taneyle sınırlı değil elbette, ona da bir başka yazımda değinmeyi planlıyorum.

Bu bendeki tüketim çılgınlığını ve hayata olan sığ bakış açısını değiştiren en önemi şey bir hayat amacıydı… Ancak bu amaç artık birilerinin bana öğrettiği amaç değil, bizzat benim ürettiğim, dünya için, insanlık için hayırlı için olabilecek bir amaçtı.

-İnsanları esir hale getiren, fanatik köleler yapan, sözde özgürlük vaat edip esirin daniskası haline getiren başkalarının ürettiği amaçlardan daha farklı amaçlara sahip olmalısınız.

– İpin ucunu takip ettiğinizde birilerinin egosunu tatmin ettirmekten başka bir işe yaramayan tüm amaçlardan uzak durmalısınız

-Sizi salt tüketim çılgınlığına iteleyen tüm amaçlardan uzak durmalısınız.

– İnsan olarak hür ve özgür doğanıza aykırı tüm amaçlardan arınmalısınız

Bu amaç ne işe mi yarıyor?

Günde 1.5 litreden aşağı bira tüketmeyen hiçbir halta yaramaz adamı 1.5 litre yeşil çay tüketir hale getirebilecek güce sahiptir amaç denilen şey…

Beyninizi normalden 10’larca kat daha yaratıcı, etkili, verimli çalıştırabilecek güce sahiptir bu amaç denilen şey…

Amaç denilen şey bena bu 3000 kelimelik makaleyi yazabilmemi sağlayan enerjiyi veren şeydir…

Son olarak unutmayın ki; bu hayatta amacı olmayanları amacı olan başkaca birileri kendi kurdukları işlerde esir etmek üzere sahte amaçlarla, ideolojilerle kullanırlar…

Eğer ki; bu bahsettiğim amacı, hedefi kendiniz belirleyemiyorsanız; hedefi ve fikirleri en parlak, en iyi olan, en işe yarar olanların kurdukları işlerde mücadele verin ki; onurlu bir hayat sürmüş olasınız, sonuçta doğa, herkesen süper yaratıcı ve çok güçlü lider olmasını beklemiyor, doğanın düzenine aykırıdır bu durum…

Sevgili “kendi işini kurmak isteyen dostlarım“; kendinize iyi bakın, tekrardan yakın zamanda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Aykırı veya benimle aynı fikirde olduğunuz hususları belirtmeniz bizlerin, beyin fırtınası yapabilmemiz adına çok işimize yaramaktadır.


KISA GÜNCELLEME:

Her beş yıllık periyotta hemen hemen her sektörde çok farklı gelişmeler
yaşanıyor. Batmaz denen sektörler bir bir iflas bayrağını çekerken, sürpriz
projeler beklentilerin çok üstünde bir rağbet oranıyla alıcılardan büyük bir ilgi
görüyor. Hal böyle olunca bu başlıkta öneriler kelimesinden önce ‘güncel
ibaresini koyduk. Sürekli kabuk ve çehre değiştiren piyasa, yeni sürprizlere gebe
çünkü…

Öncelikli olarak dünyayı etkisi altına alan Corona Virüs salgının yaraları yeni
yeni sarılıyor. Bu bağlamda kendi işini kurmak isteyen okurlarımız bu dünya
gerçeğini göz önünde bulundurarak hareket etmeli. Şu anki günlerimiz,
diğerlerinden çok farklı. Dolayısıyla iş hayatında da köklü ve radikal değişim
rüzgarları esiyor. Ekstra dikkatli olunması gereken zamanlardan geçiyoruz.
Yapılan her hatanın kritik, girilen her borcun çok büyük bir risk teşkil ettiği şu
günlerde, kurulacak olan işten tam emin olunmadığı takdirde gerçeğe
taşınmamalı. İnce eleyip sık dokumak deyiminin gerçek anlamda karşılık
bulduğu bir titizlikle hareket etmeli.

Mümkünse aklınızda birden fazla iş fikri olsun. Bu sayede mukayeseli
düşünebilir, karşılaştırma yaparak şu anki mevcut koşullarda elde etmek
istediğiniz kazancı size getirmeye en yakın olan işin hangisi olduğuna karar
verebilirsiniz.

Kazancı başka kişi ya da kişilerle paylaşmak’’ fikri normal zamanlarda cazip
gelmeyebilir lakin bugünkü ortamda olaya daha çok ‘riski başka kişi ya da
kişilerle paylaşmak’ olarak bakmalısınız. Dükkan mı açacaksınız? Batarsa
sadece siz değil birkaç kişi daha batacak. Bu da çok daha az borçlanmak
anlamına geliyor. Ve çok daha kısa bir zaman diliminde toparlanıp yeni bir iş
fikrini denemeniz anlamına da. Aynı zamanda bir ya da birkaç ortakla iş
kurmak, Avrupalıların deyimiyle beyin fırtınası estirmek adına verimli bir iş
ortamının oluşmasını sağlar. Yeter ki ortaklarınız işlerine bağlı, nitelikli ve kısa
yoldan para kazanmanın peşinde koşan kalpazan tipler olmasın.

İş sahasında kalabalık olmak sadece bugün değil her zaman için bir artıdır. İşi
geliştirmek ve daha yüksek noktalara taşımak adına yepyeni ve taze fikirlerle
hareket edebilir, karşılaşacağınız tüm maddi manevi zorluklarla birlikte

mücadele edebilirsiniz. Bu da moral motivasyon açısından son derece besleyici
olacaktır.

Size tavsiye edebileceğimiz son ‘güncel öneri’ bu zamanlarda, en azından 2021
yılına girmeden, yüksek borçlar alarak iş kurmamanız yönünde olacaktır. Zira
bu dönemde alınan borçlar, ileride altından kalkamayacağınız yüklere
dönüşebilir.

Saygılarımla

parlakfikirler admini

“Kendi İşini Kurmak İsteyenlere 8 Altın Öneri” üzerine 8 yorum

  1. Değerli Hocam; yazınızı gerçekten çok beğendim. Hepimizin zaten içten içe bildiği ama belki de hayatımız boyunca telafuz etmeye cesaret edemeyeceği şeyleri ortaya dökmüşsünüz. Elinize kolunuza sağlık. Sizin sayenizde benim de hayata bakış açım değişti vallahi…

    Cevapla
  2. KENDİ İŞİNİ KURMAK İSTEYENLERE YARDIMCI OLUYORUZ SIFIRDAN BAŞLAYAN TELEFON DÜKKANI AÇICAK OLANLAR VE PAZARLARDA AVM STAN YERİ ALICAK OLANLAR BAŞVURABİLİR TOPTANCISINDAN KILIF KIRILMAZ CAM SARJ ALETİ KULAKLIK POWERBANK ARKA DESENLİ KILIF KAPAKLI MAGNUMLAR TAŞLI KILIFLAR TOPLAMDA 400 BİN ADET STOK VARDIR SİLİKON KILIF 1TLDEN ALARAK 5 KATI KARLA STILMAKTADIR KULAKLIK 3TL 10TLDEN SATILMAKTADIR GETİRİSİ KARLI BİR İŞTİR ADRES İZMİT ADLİYE SARAY KARSISI NO23 MODA AKSEUAR GELİN BERABER ÇALIŞALIM

    Cevapla
  3. Yazınız güzel yalnız girişimci bayanları caydırıcı tarzda yaklaşımınız şaşırtıcı geldi.

    Cevapla

Yorum yapın