Kendisini Bir Şey Zannedenlerin Asla Başaramayacağı 3 İş Fikri

Piyasadaki belli başlı işler sadece zeka ve çalışkanlık gerektirmiyor. Aynı zamanda psikolojik bir bütünlük ve sağlam karakter gerektiriyor. ‘Kendini bir şey zannetmek’ ise çağımızın en büyük hastalıklarından biri. Yaş ve cinsiyet fark etmeksizin büyük çoğunluk, içine düştükleri büyük illüzyonların içine en başta kendisini ekliyor. Zekasına ve yaptıklarına çok güvenen insanlar ise özel hayatlarında ne kadar başarılı olsalar da iş hayatlarına girdiler mi anyayı Konya’yı görüyorlar.

Yüzlerine çarpan gerçeklerin başında sandıkları kadar zeki ve eşsiz olmadıkları geliyor. Kimse bulunmaz Hint kumaşı değil. Herkesin sayısız tane alternatifi var. Bunu bilerek hareket ettiğimiz takdirde hem yeniden alçak gönüllülüğün bir erdem olduğunu hatırlarız hem de kendimizi bir şey zannetmek yerine, ne isek o olmaya ve olduğumuz şeyi bilmeye devam ediyoruz. Zira ‘bilmek’ eylemi ‘sanmak’ eyleminden her zaman çok daha üstündür.

Egoist ile Kibirli İnsan Arasındaki Farklar Neler? 

Egoist ile kibirli arasında belli başlı nüanslar ve farklar bulunuyor. Beynin çalışma prensibi bile bencilliği ön planda tutar. Önce ben der. Zira bu hayatta kalma güdüsünün bir parçasıdır. Bu da egoizmin belli başlı ölçülerde, aşırı varmamak şartıyla gerekli bir şey olduğu anlamına geliyor. Her insan önce ben der ve kendi güvenliğini, önceliklerini sıralar. Bu eşyanın kanunudur.

Egoist ile kibirli insan arasındaki temel fark da bu noktadan başlar. Diyebiliriz ki egoistler önce ben diyorlar, kibirli insanlar da hep ben diyor. Aynı zamanda kibirli insanlar daimi olarak kendilerine tapınma eğilimi taşırlar. Her ne üretiyorlarsa ürettiklerinin dünyanın en harikası olduğu zannına kapılmaları da vakidir. Egoizm hafif, orta ve yüksek seviyelerde olabilir. Ancak kibirli olma durumu başlı başına aşırı bir olgudur. Aynı zamanda kibirli insanlar sadece kendilerine değil etraflarına da çok zarar verirler. İş ortamında diğer personellere mobing uygulayan kişilerin çoğu da egoist değil kibirlidir.

Neden Bilmediği Halde Bildiğini Zannedenlerden Girişimci Olmaz? 

Bilmediği halde üstelik en iyisini, en doğrusunu kendisinin bildiğini iddia eden kişilerden girişimci olmaz. Onlar ancak girişimci olmak için birtakım girişimlerde bulunurlar ve bu girişimleri de hayal kırıklıklarıyla sonuçlandığı için daha yolun başında elenirler. Girişimcilik her şeyden evvel öğrenme açlığı ile başlayan ve pekişen bir olgudur. Her girişimci yola iki parolayla çıkmalıdır. ‘Bilmiyorum.’ ve ‘Öğrenmeliyim.’ Öğrenmenin sınırı yoktur. Hele ki 2020 yılında yaşıyorsanız, bugünlerde her gün yepyeni gelişmelerin yaşandığını da bilmek ve ön görmek gerekiyor. Dolayısıyla bilmediği halde bildiğini zanneden kişilerin girişimci olmamasının en büyük nedenlerinden biri de yeni gelişmelere kapalı olmasıdır. Bu kapalılık onların herhangi bir girişimden olumlu sonuçlar almasını engeller.

 Yarım Bilgiyle Hareket Etmek Neden İflas Ettirir?

Yarım bilgi en nihayetinde bilgisizliğin bir başka kolu, bir başka şubesidir. Ve bir şeyi tam olarak bilmemekten çok daha tehlikelidir. Neden? Çünkü yarım bilgi, insanın çeşitli illüzyonlar içerisinde deyim yerindeyse kendi kendisini eğlemesine neden olur. Bu ise iş yaşamında ölümcül bir hata, geri dönülemez bir batışın ilk işareti olarak ortaya çıkar. Yarım bilgisini güvenen girişimciler, patronlar ve diğerleri, er ya geç iflas bayrağını çekerler. Hem uzak hem de yakın tarihte bunun birçok örneği görüldü. Zira yarım yamalak iş yapmak, hiç iş yapmamaktan çok daha kötüdür.

Yarım bilgiyle bir şeyleri başarmaya çalışanlar ya kendilerine ya da etrafındaki akıl hocalarına çok güvenirler. Bu ise bir anlamda sonun başlangıcı demektir. Nasıl ki eski zamanlarda padişah kadar vezir de ülke yönetiminde son derece önemli bir rol oynuyorsa, akıl hocalarının, danışmanların, ortakların da rolü çok büyüktür. Ama hem padişah hem de vezir yarım bilgiyle hareket ettikleri takdirde hayırlı bir sonuca ulaşamazlar. Zira iki yarım akıl, bir tam akıl etmez.

Kendisini Bir Şey Zannedenlerin Asla Başaramayacağı 3 İş Fikri 

1- Borsa ile para kazanmak:

Martin Scorsese’in yönetmenliğini üstlendiği 2013 yapımı The Wolf of Wall Street filminin bir sahnesinde Leonardo Di Caprio’nun canlandırdığı karakter kameraya, yani izleyicilere bakarak borsa ile ilgili detaylı ve komplike bilgiler vermeye başlar. Yaklaşık olarak iki dakika boyunca birçok farklı ekonomik kavramla borsanın sadece bir kısmını anlatır. Akabinde “size neden bunlardan bahsediyorum ki nasılsa anlamayacaksınız” minvalinde bir açıklama yapar. Bu, borsanın sadece bir bölümünü, bir yönünü anlatan replikte dahi söz konusu iş fikrinin ne kadar teferruatlı ve karmaşık olduğunu anlarız. Borsa işi hiç de sanıldığı gibi düz ayak ve parası olan herkesin yapabileceği bir iş değildir. Tamamen sayısal verilerle ve birçok ayrıntılı işlemin an be an değiştiği, son derece grafit ve değişken bir platformdur. Bu nedenle kendisini bir şey zannedenlerin asla başaramayacağı işlerden birincisi belki de en önemlisidir.

 

2- Her Türlü Alım Satım İşi:

Yani kısaca ticaret. Ticarette başarılı olmak için sadece dört işlemi bilmek gerekmiyor. Aynı zamanda ‘ticari zeka’ya sahip olmak gerekiyor. Bu ise yarı yarıya doğuştan gelen bir yetenek, mizaç ve yatkınlık ile ilintili bir olgudur. Aynı zamanda kişilerin amiyane tabirle ‘uyanık’ yani gözü açık olması gerekir. Kendini bir şey zannedenler ise kendilerine karşı duydukları sonsuz güven ile birlikte ticaret işinde çoğunlukla bocalar. Aşırı öz güven hatayı beraberinde getirecektir. Zeki görünmek ile zeki olmak arasındaki temel ayrım kendini ticaretin birçok farklı iş kolunda er ya da geç gösterir.

3- Yaratıcı Şekilde Özgün İçerik Üretmek:

Örneğin reklamcılık işini ele alalım. Bu iş asla standart ve kabataslak bir zekanın altından kalkabileceği bir iş değildir. Her gün yepyeni fikirleri hayata geçiren dinamik bir akıl örüntüsüne sahip olmanız gerekir. Yeniliklere açık olmak, kendini kültürel açıdan beslemek de yaratıcı ve özgün içerikler üretmenin başlıca koşullarıdır. Oysa küçük dağları ben yarattım edasında ortalıkta dolaşan kişiler her zaman her şeyi bildiklerini sandıkları için kitap okumazlar, film izlemezler, başkalarının görüşlerini ciddiye almazlar ve hep ben derler. Ancak bu egoizm türünün pratik hayatta herhangi bir karşılığı bulunmamaktadır. Kendini dev aynasında görenler, bir kısır döngü içerisindediler. Bu döngü içinde çoğu zaman başkaları tarafından görünmezler bile. Reklamcılık, senaryo, e-kitap yazarlığı, roman yazarlığı ve diğer tüm sanat dallarındaki iş fikirleri bencilliği ve sanıyı değil bilgiyi ve toplumsallığı ön planda tutar. Alçak gönüllü olmak, empati yapabilmek, yeri geldiği zaman haddini bilmek ve ne oldum değil ne olacağım demek, hem daha mutedil hem de daha yaratıcı olmanın ön koşullarıdır.

 

 

 

 

 

“Kendisini Bir Şey Zannedenlerin Asla Başaramayacağı 3 İş Fikri” üzerine bir yorum

Yorum yapın