Lüks ve Ucuz Takılabilmek İçin Cingözlükler

Bıçak kemiğe dayandı sevgili dostlar. Neden derseniz? Çünkü çağ öyle bir hale geldi ki artık zenginler kalitesiz rüküş giyimleriyle kendilerinden tiksindirmeyi başarıyorlar. Bununla beraber etrafta her şey garip bir hızla ve biçimde yeni diyebileceğiz bir türde lükslük katıyor kendisine.

Gidiyorsunuz bir lokantaya. Her şey dört dörtlük. Masalar, sandalyeler o biçim. Garsonlara bir baksanız hepsi lacileri çekmiş, sanki çok yıldızlı bir otelin yönetim sorumluları gibi şıklar. Ancak işin rengi, mekanın büyüsü siz siparişi verdikten sonra değişiyor. Gelen çay bayat. Gelen kahve üçüncü sınıf. Yediğiniz yemek plastik tadında. Hesaba bir bakıyorsun acımasız! İşte hal böyle olunca lüks eşittir kalite anlamına gelmediğini bir kere daha anlıyor ve bir kere daha aldatılmış olmanın şaşkınlığıyla ve ezikliğiyle terk ediyoruz söz konusu mekanı.

İnsanlar da yine aynı şekilde. Önceden paspal giyimli insanlardan korkardım ben. Mezarlık kaçkını gibi, serseri gibi giyinen insanların sonradan en azından oldukları gibi göründüklerini ve masum olduklarını anladım.

Artık kendilerini bir marka değeri olarak görüp kendilerini bir reklam unsuru halinde imajlar halinde dışarı pazarlayan insanların, iç yüzleri ile dıştan görünüşlerinin tamamen farklı olduklarını acı ve sıkıntıyla fark ediyor. Goethe bu gibi durumlar için şöyle bir tespitte bulunmuştur: ”Almanya’da kim kibar konuşuyorsa, o yalan söylüyor demektir.”

Günümüzde de şıklık, lüks olma gibi durumlar bir tuzak, bir göz boyama metodu olarak kullanılıyor. Belki de lüks ve ucuz yaşamanın yollarını buldukça lüks ve ucuz insanların o palavracı kimliklerinden de kurtulmayı başarırız.

Hayat pahalılaştıkça insanlar ucuzlaşıyor. Çünkü sanıyorlar ki kalite, lüks dediğimiz şeylerin toplamı para ile elde edilebilir. Öyle olmuyor. Kazın ayağı hiç de göründüğü gibi değil. Lüks demek trilyonluk arabalar alıp evine hizmetçi tutmak demek değildir.

Görgüsüzlük ile lüks tutkusu arasındaki ayrımların farkında olan ve buna uygun olarak yaşayan insanlar ucuz ve lüks takılmanın / yaşamanın yollarını bulmuş demektir. Borsa simsarı bu arkadaş 24 ayardan altından yapılma olan bir gömlek diktirmiş kendisine. Helali hoş olsun. Bizim başkasının malında gözümüz yok. Ama bu borsa simsarı arkadaşa, etrafından birinin acilen o gömleği giymemesi gerektiğini, çünkü son derece sevimsiz ve budalaca gösteriş meraklısı olmaktan ileri gidemediğini söylesin lütfen. Göz var. Göz zevki var. Lütfen ama!

Geçen evlenme hazırlığında olan bir arkadaşla karşılaştık. Sıkıntılı görünüyordu. Nedenini sordum. Nişanlım, evlenince eve hizmetçi almak istiyor dedi. Sonra mutfak için tabak çanak almaya gitmişler. Arkadaş da nişanlısına, nasılsa hizmetçi tutacaksın, senin beğenmene gerek yok o yıkayacak bunları diye laf sokmuş. Bence haklı olarak. Çünkü lüks dediğimiz şey eve hizmetçi tutmak demek değildir. Gösteriş merakı ile lüksü ayırt edebilen insan lüks ve ucuz yaşamanın yollarında önemli yol katetmiş insandır aynı zamanda.

Lüks Süpermarket Açmak sadece insanlar değil çeşitli marketler ve dükkanlar da ucuz ve lüks olarak ayrılır. Ancak lüks süpermarket açmak için o kadar da sermayeye ve maliyete ihtiyacınız olmadığınızda okuduğunuzda şaşıracak ve okumaya devam etmek isteyeceksiniz. Şimdiden keyifli okumalar dileriz.

Şimdi gelin size de diğer yollardan, diğer bakış açılarından lüks ve ucuz yaşamanın adım adım 6 maddesini sıralayalım:

Lüks ve Ucuz Yaşama Taktikleri 

1- Dışarıda takılmak yerine evde takılın: Dışarısı Yerine Evde Takılmak Paranızı Nasıl Koruyor? adlı makalemizi buraya koyarak başlayalım. Yazımızda ayrıntılı dışarısı yerine evde nasıl takılacağınızı ve bunun paranızı nasıl koruyacağınızı madde madde açıklamıştık. Çünkü bunun kışı var bir kere. Bir de cehennem sıcağında geçen yazları. Evde takılmak sadece paranızı değil sağlığınızı da korur. Bunun kalabalığı, trafiği, gürültüsü, uğultusu, bitmek bilmeyen stresi de var. Zira İstanbul gibi büyük metropollerde yaşıyorsanız şayet yolda yürümek, kaldırımda kimseye çarpmadan yürümeye çalışmak bile bir sanat oluyor.

Kavga etmeden bir gün geçirmek, baş ağrısız bir akşamüstü vaktinde eğlenmek ve her şeyden önemlisi bayat bir çaya 10 lira, tatsız tutsuz iki kişilik bir yemeğe 50 lira verip eve dönmek istemiyorsanız evde takılın. Mutluluk ve lüks belki de dairenizin içindedir.

 

2- Evde sinema keyfi: Sinemaya o kadar para verip dandik bir yerden uzun boylu ve koca kafalı bir arkadaşın arkasına denk gelip sinema keyfini zehrine çevirmek yerine evde kalıp film kiralayarak ya da orijinal Dvd’sini alarak sorunsuz ve aslında gayet lüks bir şekilde sinema keyfi yapabilirsiniz. Tuvalete gitmek için arayı beklemek gibi bir zorunluluğunuz olmadığı gibi yine aynı şekilde istediğiniz gibi çay kahve molası da verebilirsiniz. Asıl keyif belki de budur ha ne dersiniz?

Altın kaplama telefon. Öyle dökme falan değil. Bildiğiniz altın. Ama korkmayın görgüsüzlüğün bu kadar şiddetlisi memleketimizde yok. En azından henüz yok. Dubai’de var olan bu telefonları görünce aklıma şu soru geldi. Altın kaplı telefonla aradığın bir sevgiliye ulaşamadıktan sonra kalıyor mu bir değer? Yoksa dandik telefonlarla bile aradığında ulaşabilmek ve sevdiklerin tarafından sık sık aranmak değil midir asıl lüks?

 

3- Ucuz ve şık restoranlar keşfetmek: Vardır böyle restoranlar. Masaları belki öyle cilalı değildir, garsonları belki papyon takmıyordur. Ama önemli olan lezzetli ve temiz yemekler değil mi? İşte lüks ile gösteriş arasındaki fark da böyle gösterir kendini. Adam gibi yemek yemek lükstür. Hesabı çokça gelen ve yediğinden bir şey anlamadığın albenili lokantalardan pişmanlık içinde çıkmak değildir.

4- 2. El Kitaplar almak ve okumak: Harika sahaflarda harika kitaplar sizi bekliyor. O kitapların kokuları bile aşk sebebi üstelik. Normal piyasa değeri 20 lira olan bir kitabı 5 liraya almak size hiçbir şey kaybettirmez. Eski kitapların ayrı bir değeri vardır hem. Asıl lüks fazla para bayılmak değil kitaplar üzerinden nostalji yapmak ve geçmişin mis kokusunu almak diyorsanız 2. el kitaplar tüm enerjileriyle sizleri bekliyor sahaflarda.

İşte harika kitaplarıyla, kitapların büyülü dünyasıyla sizleri bekleyen bir sahaf. Önemli olan kapağı değil içeriği, etiketi değil sayfa kokusu diyorsanız sahaflar sizleri bekliyor.

5- İnternetten alış – veriş yapmak: Günümüzde internetten alışveriş yapmak en makulu, en mantıklısıdır. Bunun için bir kredi kartınız olmasa bile bir arkadaşınızın kartını elden para vererek kendisine kullanabilirsiniz. Mesela ben öyle yapıyorum. Dışarıda gerçek dükkanlarda alacağımın yarısını ödeyip güvenli ve hızlı bir şekilde ürünüme kavuşuyorum.

6- Marka takıntısından kurtulun: Marka ille de lüks demek değildir. Nice pahalı şeyleri biliyoruz ki iki günde ayakta paralanıyor, renkleri soluyor. Bir de bizim toplumda harika bir deyiş var. Ben pazardan giyinecek kadar zengin değilim. Bu aslında markaların dünyasını ifşa eden bir bakış açısıdır. Gizli anlamlarla doludur. Önemli olan üstünüze yakışanı giymek, evinize en yararlı olanı sağlamaktır. Böylece hem işiniz görülür, şık görülürsünüz ki bu da lüks olmak demektir. Hem de mutluluğunuzu ebedi bir şekilde az parayla çok huzurla sağlamış olursunuz.

Bugün zor ekonomik şartlar altında nasıl ucuz ve lüks bir şekilde yaşayabileceğinize dair yol gösterici olmaya çalıştık. Umarım bunda başarılı olmayı başarmışızdır.

Yorum yapın