Memlekette Bağcılık Yaparak Para Kazanılabilir mi?

Türkiye’de bağcılık, garip bir şekilde hak ettiği yerde değil. Garip bir şekilde diyoruz zira; Osmanlı zamanın yüksek gözdesi olan bağcılık, şu an istatistiki olarak da düşüşte. Memleketimizde 2016 yılı itibariyle bağcılık yapmanın düşmesinin nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Köyden kente göçün hızlanması. Sadece bu da değil, kentteki nüfus oranının köy nüfusuna göre kat be kay yoğunlaşması. Sadece İstanbul’da 20 milyona yakın insan yaşıyor. Türkiye’nin nüfusu iyimser bir tahminle 80 milyon desek; bu demektir ki, her 4 kişiden 1’i İstanbul adlı metropolde yaşıyor. Sayılar bunu gösterince, bağcılık gibi tamamen tarıma ve doğaya dayalı bir işin düşük seyirlerde göstermesi kaçınılmaz oluyor.

 

  • Sanayileşmenin had safhada artması. Fabrikaların, teknolojik ürüne dayalı üretimin giderek artması, tarımla uğraşı düşürmüştür. Artık yeni nesil denilen ve her 5 yılda bir yenilenen nüfus, artık hiçbir şekilde tarıma dair bir işe yönelmemiştir. Baba mesleği olarak adlandırılan geleneksel dönüşüm, kendini iptal etmek üzeredir. Bağcılık gibi, birçok sırrı, emek gücü ve planlaması olan bol ölçekli bir işe atılmak ise, ancak çaresizlikten ya da ortam koşulları neticesinde tercih edilen düşük ölçekli bir iş olarak lanse edilmektedir.

Peki bağcılık yaparken dikkat edilmesi gereken incelikler, özen gösterilmesi gereken püf noktalar nelerdir? Şimdi, meraklıları için bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Öncelikli olarak örnek toprak alınıp tahlil edilmesi gerekir. 0 -30 derinliklerinden ayrı toprak, 0.60 derinliğinde ayrı toprak alınmalı ve ziraat mühendislerine tahlil edip bağcılık için uygun olup olmadığına dair tahlil edilmeli, alınan rapor neticesinde işe girişilmelidir. Tarım alanında ön analiz ve inceleme çok önemlidir. Ancak ülkemizde, tıpkı sanayide olduğu gibi tarım işlerinde de acelecilik ön plandadır. Bir an önce işe girişmek, para kazanmak için, alakasız ve işlevsiz topraklarda üretim yapılmaya zorlanmaktadır. Sonuç çoğu zaman tam olarak hüsranla neticelenir. Bunun önüne geçmek için, toprağın ekolojik yönden verimliliği incelenmelidir. Ülkemizde en çok okunan mühendislik alanlarından biri olan ziraat mühendisliği, nedense bu alanda kullanılmamaktadır. Hem tarımla uğraşan insanların bilime olan güvensizliği ve bilimi gereksiz görmeleri, hem de masraftan kısma uğraşları, işi bu noktaya getirmiştir. Toprak, sadece ekolojik yönden değil su kaynakları bakımından da incelenmelidir. Tamamen kurak iklimin yoğun olduğu ya da su kaynaklarına kilometrelerce uzakta bir alana bağ sistemi kurmak, akıl karı değildir. Ancak mantık dışı olmasına rağmen bu türden fevri hatalar, ülkemiz genelinde sıklıkla yapılmakta ve yapılmaya devam etmektedir.

üz 1

  • Fidan, temin ederken ve satın alırken çok fazla dikkatli olmalı ve planlı / programlı davranmalı. Ülkemizin en büyük problemlerinden biri virüsten arındırılmış, temiz ve iyi sonuç veren fidanlar bulmaktadır. Böylesi fidanları tespit etmek ve bu tarz sağlıklı fidan satan kuruluşların takibini yapmalı ve iyice emin olmadan herhangi bir alış-verişe geçilmemelidir. Buna dikkat etmeyen bağcılar, ürün alacakları zamanda çeşitli zorluklar ve mahvolmuş ürünlerle karşılaşmaktadır. Her şeyin sonunda zarar ile karşılaşan bağcıların, o dönemli ürünü kurtarma şansları sıfıra yakındır. Bu nedenle başta temkinli olmalı, adımları dikkatle atmalı ve ilerlemelidir.

 

  • En modern yöntemler kullanılmalı ve çağın arkasından gidilmemelidir. Hele ki bu işte yeniyseniz ve ilk defa bağ tesis ediyorsanız mutlaka daha önce deneyim kazanmış birinden ya da uzman bir bakış açısından yardım almalısınız. Bağcılık, asla amatörlüğü ve deneyimsizliği affeden bir alan değildir. Uzun uğraşlar ve dönemler sonucunda ekin alınacağı için, hiçbir işinizi tesadüfe, şansa, rastgeleliğe bırakmamalısınız. Bağcılık en önemli iki faktör vardır.

Birincisi: Verim. Mümkün olduğunca fazla ürün almak ve böylece karlı bir işletmenin anahtarını elde tutmak.

Şu İş İlgini Çekebilir:  Sarımsak Yetiştirip Satmak Nasıl Bir İş?-Karlı Mıdır?

İkincisi: Kalite. Sadece az fidandan çok ürün elde etmek yetmez. Bir de elde ettiğiniz ürünün maksimum derecede kaliteli olması gerekmektedir. Ürününüz ne derece kaliteli olursa, o üründen o kadar randıman alacak olan alıcılarınız olacak ve ürünlerinize olan rağbet giderek artacaktır.

  • Bir diğer önemli olan nokta asma tercihidir. Asma, bir yıllık bir bitki değildir. Bu ne demektir? Bu, şu demektir ki, bir asmayı uzun yıllar boyunca kullanabilirsiniz. Asmanın ziyan olmaması, böceklenmemesi ve zarar görmemesi için asmanın ekildiği alanın ekolojik yönden, yer yön yönünden ve iklim yönünden asmanın sağlığını tehdit etmeyecek düzeyde olmasıdır.

 

Peki, bağcılıkta kaliteli ve verimli ürünler almak için iklim koşulları nasıl olmalıdır? Şimdi bu sorunun cevabını verelim.

  • İlkbahar ve sonbahar dönemi olmak üzere ikiye ayrılan bir dönemden bahsedebiliriz. Ancak genel olarak bağlar, sıcak havalardan hoşlanır ve bunu ister. Yapılan ilgili araştırmalara göre, bağcılığın tamamıyla sağlıklı yapılabilmesi için o bölgenin yıllık aktif sıcaklığının 1600 derece olması gerekmektedir.

*  Ülkemizde, Karadeniz bölgesi dışında diğer 6 bölge, iklim, su kaynakları ve toprak bakımından bağcılık yapılmaya müsaittir. Asıl sorumuza geri dönecek olursak, memleketimizde bağcılık yaparak para kazanılabilir mi sorusuna verilecek cevap kesinlikle evet olacaktır. Zira tüm doğal alt yapı hali hazırda beklemektedir. zira.

Memleketimizde bağcılık yaparak para kazanılabilir mi? Derinlemesine bir analizle bu sorunun olası cevaplarını irdeleyelim.

Öncelikle bağcılıkla elde edilen üzümlerin ne üzerine üretileceği ve yönlendirileceği üzerinde karar kılınmalıdır.

üz 2

Örneğin, kuru üzüm. Ülkemiz sınırları içerisinde şarkısı bile bulunan kuru üzümü ihracatta dünyanın ilk sıralarındayız. Kuru üzümün hem sağlığa çok iyi gelmesi hem de kolay tüketilebilir şeffaf bir gıda olması pazar payında önemli bir rol oynamasına ve dış ülkelerin bizden ithal etmesine yol açmıştır. Bu yol açışın getirdiği zenginliği fark eden ülkemizde, kuru üzüm üretimine ağırlık vermiştir ve yıldan yıla katlanarak ihracat alanında önemli başarılara imza atmıştır.

Bunun dışında para kazanmak için iki yolunuz var, önünüzde uzanan. Ya sofralık üzüm, ya da şaraplık üzüm olarak karar kılmalısınız.

Bu kadar çok bağ olanağı varken ve toprak da buna müsaitken neden dünya sıralamasında şarapçılık konusunda bu kadar gerilerdeyiz sorusu, akılları karıştırmaktadır. Bir Fransa, bir İtalya şarabı varken Türkiye şarapları dünya piyasasında hak ettiği ya da hak etmek üzere olduğu ilgiyi görememektedir. Kuru üzüm ve sofralık üzüm alanlarında önemli grafik yükselişleri yaşayan ülkemiz, maalesef şarap imalatı ve ihracatı konusunda henüz istenilen başarıyı yakalayamamıştır.

Şarap konusunda da kar elde etmek için yapılabilecek önemli manevralar vardır. Bunlardan birkaçını size şöyle sıralayabiliriz.

  • Şarap tadıcılığı konusunda uzmanlaşmalı ve özellikle Fransa ve İtalya bölgesindeki şarapları bir bir tatmalı, dünyanın neden bu şarapları tercih ettiğinizi bizzat tadarak öğrenmeli. Her zaman ”onlarda fazla olup da bizde eksik olan ne” diye soran bir ülke olduk. Ancak, bu kendi başına kuru, kupkuru bir sorudur. Bu sorunun cevabının peşine düşmek için, Avrupa’daki bağcılığı incelemeli, gezip görmeli, o ürünlerden elde edilen şarapları deneyip işin matematiğini ve inceliklerini öğrenmeliyiz.

üz 3

  • Bizdeki şarapların neden sevilmediğini araştırmalı, öz eleştiriler yapmalı, piyasadaki eleştirileri ve beğenileri de iyice analiz etmeliyiz. Her zaman için belli alanlardaki bilgi alış- verişi, bizi asıl sonuca götürecektir. Kişisel deneyimler, bir yere kadar rahatlık katar. Asıl önemli olan dünya piyasasını öğrenmek, o öğrenimleri kendi piyasamıza uygulamaktır.

Herkese sofralık üzümler kadar tatlı, şaraplık üzümler kadar lezzetli günler dileriz.

Yorum yapın