Neden Şehirlere Yeni Bina Yerine Yeşillik Gerekiyor?

Bir tanecik dünyamız var sevgili parlak fikirler okurları. İnsanların çoğunluğu ise bu dünyadan başka bir sürü dünyamız daha yedekte içinde yaşamamızı bekliyormuş gibi davranıyor. Bu neyin rahatlığı, neyin aç gözlülüğü, neyin istismarı düşünsek de anlamak güç.

Modern çağda insanlar birçok şeyi kendi çıkarları ve keyifleri için pek ala göz ardı edilebiliyor. Bu geçici körlük ya da trajik körlük değil. Bu, kasti körlük. Eğer insanlar gerçeğin biraz olsun farkında, başımıza gelecek felaket silsilesinin birazcık olsa umurunda olsaydı nasıl paniklerdi! Korkarım ki bu panik, şarj aletini kaybeden genç kızımızın paniğinden biraz daha fazla olurdu. Ya da akıllı telefonu bir yere gelince çekmeyen delikanlı bir arkadaşın korkusu, dünyamızı bekleyen felaketlerin sonucunu önceden görebilseydi eminiz ki daha fazla olurdu.

Dünyayı güzellik kurtaracak demiş bir şair. Bununla birlikte yeşil eşittir güzellik deyip dünyayı yeşillik kurtaracak da diyebiliriz. Önemli olan belli başlı çevresel ve bilimsel gerçeklerin farkına varmak ve ona göre dünyayı şekillendirmek, sektörleri biçimlendirerek dönüştürmek. Bu yazımızın ilk kısmında nasıl iktisadi ve ticari açıdan da dünyayı yeni binaların değil yeşillik kurtaracağını göreceğiz.

Zira durumumuz birkaç sene az kazanacak diye şimdiden yarınını satan bir tüccarın durumuna benziyor. Hayır. Önemli olan şimdinin kaybettirdikleri değil, yarının bize kazandıracaklardır. İnsanlar bu şımarıklıkla ve kasti körlükle devam ederiz görülecek güzel bir yarın kalmayacak çocuklarımıza ya da torunlarımıza.

Yetiştirmesi En Karlı 7 Ağaç Türü adlı makalemiz hem çevreye güzel bir zenginlik katmak hem de kendi kar oranını yükseltmek isteyen genç girişimcilerin ilgisini çekecek türden. Bununla birlikte hem çevreye hem kendi cebine sağlam bir güzellik yapmak isteyenlere en karlı 7 ağaç türünü sunarak büyük sevaba giriyoruz. Bizden söylemesi.

Yeşil bir dünya hayali ve fikri.

Yeşillik Neden Parasal Anlamda İstikrar İçin Şart? 

Bugünkü petrol endüstrisinin hali biraz garip ve tuhaf olsa da ortadadır. Neden tuhaf mı dedik? Cevabı çok basit. Bugün en çok kazanan şirketlerin başında petrol şirketi geliyor. Çünkü bindiğimiz araçlardan gemilere kadar, mazot ve diğer üretim odakları bile petrolle çalışıyor. Şibumi kitabındaki başrol karakterinin de dediği gibi: Dünyayı yöneten petrol ve biz onunla mısır patlatma makinelerimizi çalıştırıyoruz.

Ancak petrol dünyasının bu zenginliği sonsuz değil. Çünkü petrol sınırlı sayıda ve yeniden üretimi var kılınmak için binlerce yıllık bir bekleyiş lazım. Petrol endüstrisi çökecek. Çevre kirliliği çevreye olduğu gibi insanlara da memleketlere de bir şey katmamış olacak.

Halbuki bunun yerine dünyaya gerekli olan yeşillik diyoruz. Yeşillik, neden parasal anlamda istikrar için şart? Çünkü evvela bize oksijenimizi veren şey ağaçlar. Şarj aletleri değil, akıllı telefonlar değil, dizüstü bilgisayarlar değil. Birinin para kazanmak için ilk şartı nedir? Genç olması mı? Girişimci olması mı? Şanslı olması mı? Hayır. Yaşıyor olması.

Bu cevabı beklemiyordunuz değil mi? Ama birinin kökenine indiğinde meselenin, para kazanabilmesi için yaşıyor olması lazım. Allah sağlık versin de gerisi kolay diyen yurdum insanı en azından bunu söylerken dibine kadar haklı. Çünkü sağlık ve dirilik olmadan para kazanmak, para harcamak mümkün değildir.

Aynı zamanda yeşillik demek enerjiden tasarruf demektir. Bugün içine gömüldüğümüz elektrik ve petrol dünyasının aksine örneğin güneş enerjisi diye bir şey var. Üstelik çok kullanışlı. Güneş gezegeninden sıcaklığından ve ışığından faydalanmak için güneş gezegeninde yaşayan ateşten adamlara aylık olarak bir meblağ ödemek zorunda değiliz. Ya da o koca o heybetli o insan canlısı ağaçların enerjilerinden, güzelliğinden, saflığından faydalanmak için de sadece tohuma para vermemiz gerekecek. O da bir kereliğine.

Dünyanın Neden Tasarrufa İhtiyacı Var? yeşillik demek tasarruf demektir sevgili parlak fikirler okurları. Böylesi bir tasarruf yoluyla harekete geçerek dünyamızı kurtarmak, geliştirmek ve zenginleştirmek adına yeni iş fikirlerine göz kırpmak, bir yandan iş yaparken bir yandan dünyanın canına okumaktan kaçınmak demektir. Bu nedenle bu makalemizi okumanızı özenle rica ederiz.

Yeşilin halleri.

Ev ve İş Yeri Fiyatları Neden Uzun Vadede Yeşillikle Doğru Orantılıdır? 

Çünkü ev ve iş yeri fiyatları ne kadar yeşillikte olursa o kadar yükselir. İnsanlar terasına çıktığında daha fazla çatı, kirli ve eski binalar görmek istemezler. Bu ne biçim manzara ulan deyip sigarasını yarısında atarak hemen evlerine, o bodrumlarına, en yukarıdaki katta bile olsa basık olan dairelerine kaçarlar. Bir evi, bir başka evle satamazsınız.

Ha bir de şöyle bir mevzu var ki, hala emlak sektöründe beklenen artış sergilenmedi, gözlemlenmedi. Çünkü şöyle bir yanılgı vardı insanlarda. Ne kadar fazla ev yapılırsa fiyatlar rekabet ortamında otomatik olarak düşer. Ama düşmedi? Düşemedi. Demek ki neymiş? Bir sektör alanında fazla üretim, fiyatların düşmesi ve rağbetin artması demek olmuyormuş her zaman. Bugün emlakçılar kan ağlıyorsa bunun en büyük nedeni herkesin bu sektörde yer alması ve yığılma olması.

İnsanların alım gücü de düşük olunca ister dört tarafı bahçeyle, yeşillikle kaplı olsun, fark etmiyor.

Emlak Piyasası Neden Durgun? Ne Zaman İşler Açılır? adlı makalemiz de hazır konunun üstüne çok yakışacak bir yazı. Bu yazımızı okuduktan sonra emlak piyasasının neden durgun olduğuna dair reel bilgiler alacağınız gibi işlerin ne zaman açılacağına dair teorilerimizi de dinleyerek en azından gelecek günlere kendinizi mental olarak hazırlamış olursunuz.

 

Nefes Almanın Önemi… 

Böyle yazınca şaka gibi geliyor aslında. Nefes almanın önemi. Çoğu zaman arka plana attığımız, kalitesini hiç sorgulamadığımız bir eylemdir nefes almak. Evet nefes almanın da bir kalitesi vardır. Bugün birçoğumuz tıknefes olduysak, kanser illetine yakalanma riskimiz gün be gün artıyorsa bunun en büyük nedeni çevredeki yeşilin azalıp grinin atmasıdır.

O yeşilin azalması ve grinin artmasıdır ki, çeşit çeşit hastalıkları ortaya çıkardı. İnsanlar psikolojik olarak çöküntüye girmiş durumda. Bununla birlikte güne kim keyifli başlıyor? Herkeste bir keyifsizlik, bir yorgunluk, bir huzursuzluk. Hepimiz artık kıyametin kopmasını bekleyen sıkkın kullarız. Etrafımızda manzara orman değil, deniz değil, nehir değil. Etrafımızdaki manzara gökdelenler, reklam panoları ve koca koca billboardlar.

Bunlardan kurtulmak adına nefes almanın önemini kavramalı. Nefes almak önemlidir ya hani? Nefesimiz kesilince oyun bitiyor, biz ölüyor ya hani. O nedenle biraz dikkat etmeye bir an önce başlamalıyız.

Gökdelende Mi Samimi Ev Ortamında Mı Çalışmak Verimlidir? adlı yazımızı okuduktan sonra çalışma sahası olarak kendi eviniz mi daha güzel yoksa gökdelende şık bir ofis mi? Karar vermenizde umarım yardımcı olacaktır.

Bir gecekondu cehennemi!

Gecekondulaşma 

Gecekondulaşmış şehirlerimiz, ilçelerimiz var. Bu şehirler asla kalıcılık barındırmıyor. Bu türden yoz ve çaresizlikten, yeşilin azlığından oluşan yerleşmeler, bir şehri şehir yapmaz. Tıpkı konar göçer yaşayan insanların geçici olarak kullandıkları obalara benzer koca şehir. Önemli olan yaşamaktır sadece gecekondularda. Nasıl olursa olsun.

Gecekondular da gökdelenler de artıyor ve yeşil giderek ölüyor. Buna bir dur diyerek gelecek nesillere güzel bir dünya hediye etmeliyiz. Yoksa kalıcı bir şehrimiz olmayacağı gibi kalıcı bir dünyamız da olmayacak.

Yorum yapın