Satış ortaklığı gerçekten kazançlı mı?

Satış Ortaklığı Neden Her Geçen Gün Yükseliyor?

Satış ortaklığının her geçen gün yükselişe geçmesinin en büyük nedenlerinden biri internetin sadece kişisel olarak değil ticari açıdan da yoğun olarak kullanımı. Artık kişiler kendilerine ait olmayan birçok markanın ortaklığını internet ortamındaki faaliyetlerle üstlenebiliyor. Bu sanal ağların bir sınırı olmadığı gibi her iki taraf için de sınırsız avantajları bir arada sunuyor. Kişi bazında sorumluluk alınsa da risk sıfır. Üstelik komisyon üzerinden alınan paralar da bir hayli doyurucu oluyor. Kurum bazında ise birçok farklı sitede ürünlerinin tanıtılıp pazarlanması mümkün hale geliyor. Üstelik kurumun gelir tablosuna bakıldığında çok uygun fiyatlarla bu finans ağı genişletilebiliyor.

Her iki tarafın da çıkarları doğrultusunda satış ortaklığının gün geçtikçe daha da yükselmesi bekleniyor. Çeşitli bloglar ve sosyal medya hesapları da artık devrede. Her açıdan avantajlı olan satış ortaklıkları Amerika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden sonra Türkiye’de de (özellikle son dört – beş yıldır) zirve noktasına ulaştı.

Türkiye’de Neden Aslında Yeteri Kadar Profesyonel Satıcı Yok? 

Söz konusu pazarlama ve satış gibi konular olduğunda kurum bünyesine kadar sızmış toplumsal bir algı var. ”Ağzı iyi laf yapan” herkes üst düzey bir pazarlamacı olabilir. ‘İkna kabiliyeti yüksek’ herkes bu alanın profesyoneli sayılır. Halbuki gözden kaçırdıkları çok büyük bir realite var. Ekonomi, her şeyden önce bir bilimdir ve Pazarlama da bu bilimin bir alt koludur. Sadece lafazanlıkla, ağzı iyi laf yapmakla, kapı kapı dolaşıp Çin malı ürünler satanlar kadar profesyonel olmak mümkündür.

Ekonomiyi bir bilim olarak görmek ve okumak, satıcılığın ana esaslarından biri oluşturur. Ancak günümüzde büyük çoğunluk, ister kişisel ister kurumsal bazda olsun, günü kurtarmak gailesi ile boğuştuğu için günlük rakamlara ve istatistiklere bakarak satış ve pazarlamayı aşağı seviyelere çekti. Bugün alelade bir iş ilanında istenen niteliklerin başında ‘ikna kabiliyeti yüksek’ olmak yer alıyor. Oysa ki bunun hedef kitlesi belirleme, coğrafya ve iklimin tüketim alışkanlıklarına etkisi, yenilikçi pazarlama yöntemleri, dijital pazarlama gibi birçok alt kolu ve ayrıntısı var. Profesyonel satıcı bunların hepsini bilir ve yeri geldikçe uygular.

Bir üreticinin ürettiği ürünleri satan e-ticaret sitesine ya da reel mağazaya ortak olmanın yegane yolu olan satış ortaklığı sisteminde para kazanmak için efor sarf etseniz de bazen belli başlı şeylerin gerçeleşip gerçekleşmeyeceği biraz şansa bakıyor.

ÖNEMLİ İPUCU: Türkiye’deki satış ortaklığı kültürünün artması ve gelişmesi için firmalara tek tek mail atılmalı ve bu hususta teklif yapılmalıdır. Eninde sonunda sizlere gelip ürünlerini satmanız için yalvaracaklardır.

Kimisi vardır her şeyi yerli yerinde yapar, kusursuz bir disiplinle çalışır, 1 numara olmaması için önünde sebep bile yoktur ancak yine de elle tutulur getiri elde etmesi zordur bunların. Kafaları her şeye bassada başarıyı bir türlü elde edemezler.

Şimdi size bu konu hakkında birtakım öneriler vererek örnekler üzerinden pekiştireceğim.

Aranızda “Tesla ile Edison” hikayesini duymayan yoktur. Bildiğimiz üzere “Edison” denilen adam elektriği icat etmiş, ampulu bulmuştur. Tesla ise onun yardımcısıdır. Rivayetlere göre hatta ne rivayeti doğrudan o dönemde yaşamış ve bu ikisinin başarılarına tanık olmuş kişilerin tanıklığına göre Edison falan başarı sahibi değildi. Yani onun tek başarısı para ile nitelikli beyinleri biraraya getirmek olmuştur. Öyle ki Tesla sabahlara kadar çalışıp elektriği, ampulu, radyoyu hatta bedava elektrik enerjisini bile bulmuştur. Ancak cebinde sermaye olmadığı için tüm bu buluşlarını Edison çatısı altında gerçekleştirmiştir. Nitekim bu Edison denen herif de Tesla dostumuzun buluşlarından işine geleni dünyaya pazarlamış işine gelmeyini hiç yaymamış bile…

Şu İş İlgini Çekebilir:  Satış ortaklığından 1 senede milyoner olunur mu?

Yukarıdaki hikaye düpedüz kapitalizm çarklarının bir özeti konumundadır. Halen daha aynı hikaye tekrar tekrar yinelenmektedir. Amacım burada şikayet etmek değil, ne olması gerektiğini öğretmek de değil. Sadece olanı söylemek!

Şimdi bunun “Satış ortaklığı” ile ne alakası var diye soracak olursanız. Satış ortaklığı da bir nevi parası olmayan adamın ticareti gibi bir şeydir. Tüm pazarlama faaliyetlerini siz yaparsınız ama bu satılan üründen önemli bir payı diğer e-ticaret sitesiyle paylaşırsınız. Neden? Çünkü onun platformuna gönderme yaparak ürünün satın alınmasını sağlamaktasınız. Yani siz pazarlama yapıyorsanız bile “ana e-ticaret sitesi de kendi çapında aracılık ve pazarlama yapmaktadır“. Sadece siz burada paranız ana e-ticaret sitesi kadar olmadığı için onun çatısı alında ürün satımına aracılık etmiş olmaltasınız. Aynı edison, tesla örneğinde olduğu gibi. Onlarca satış sizin sayenizde oluyor ancak tüm bunun namını ana e-ticaret sitesi almış oluyor.

Peki o zaman satış ortaklığı kazançlı değil midir?

Arkadaşlar ana e-ticaret sitesine yönlendirme yapılarak gerçekleştirilmiş satıştan sizin de cebiniz para ile dolmaktadır. Her ne kadar ebay, amazon, hepsiburada gibi devler, onca satışı gerçekleştiriyor gibi görünse de siz kendinize düşen payı almaktasınız. Hatta bu devlerin operasyonel faaliyetlerinin boyutunu bir bilseniz, esasında affiliate yani satış ortaklığı yapan adamın her ne kadar arka planda yer alsa da daha kazançlı ve rahat olabileceği gerçeği ile yüzleşmekteyiz. Yani siz bir satış ortaklığı sitesi kurduğunuz zaman başarılı olmanız her ne kadar şansa bakıyor olsa da bu başarıyı elde ettiğiniz zaman elinize geçecekleri bir daha kaybetmeniz imkansıza yakın!

Bırakın onlar popohlansın, bırakın onlar reklamlarda boy boy gözüksün. Asla unutmayın, onlar batabilir ancak siz batmazsınız, en kötü ortak olduğunuz firmanızı değiştirirsiniz olur biter, onlar ön planda yer alır ancak siz kazanırsınız!! Zaten yabancı forumlar da da bu satış ortaklığı ile ürün satımınına aracılık etmenin geleceğin ticareti olacağı yönünde ezici bir görüş var. Zira ana e-ticaret siteleri ürün hakkında yeterli ve uzman bilgi vermekten aciz, yüz binlerce ürünü genelgeçer açıklamalarla 100 kelimeyle tanıtıp geçiyorlar. Eğer niş bir sektörde uzmanlaşırsanız 1 numara olmamanız için bir sebep yok! Hatta mesela “A ürünü incelemesi” diye bir başlık atıp güzel bir makale yazdığınızda o koca koca e-ticaret sitelerinin Google’daki ürün indexlerini her türlü geçebilirsiniz. Ama nedir? İşte o koca e-ticaret siteleri doğrudan satış yapmak varken bunu istemez tabi…

Yorum yapın