Şekeri Kısmak Para ve Sağlık Mı Demek?

Söz konusu şeker olunca, pek tatlı bir konu sanmayın sevgili parlak fikirler okurları. Biraz sonra ve belki de hemen şimdi bahsetmeye başladığımız konunun başlığı şeker olsa da, pek keyifli, şeker kıvamında bir yazı olmayacak yazdığımız. İnsanların sağlığını doğrudan ya da dolaylı olarak tehdit eden birçok gizli yüz, gizli silah var maalesef yaşadığımız çağda.

Önceden yaşamak daha risksizdi belki de. Zira dost belliydi, düşman belliydi. Siz hiç yüksek tansiyondan, şeker hastalığından ya da obeziteden ölen bir eski çağ insanı duydunuz mu? Ya da modern yaşamla ilişkisi olmayıp da yine de bu türden bir hastalığa maruz kalmış ilkel kabile haberleri okuyup gördünüz mü? Elbette hayır. Modern çağın uygar insanları bu modern çağın sayısız nimetlerinden yararlanırken çoğu da yine aynı şekilde bize ödül ya da lüks gibi görünen ama arka planında tamamen tuzak ve hile olan unsurlarla mücadele etmek zorunda. Yoksa hastalık, erken ölüm, kalitesiz yaşam düzeyi gibi sıfır derecesinde belalarla uğraşmak zorunda.

Türkiye’de, bayramlarda, akşam oturmalarında, komşu gezmelerinde bir konuya giriş yapılacakken şöyle bir cümle kurulur genelde:

”Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.”

Tatlı yiyelim tatlı konuşalım sözü bile aslında ne kadar yanlış bilgilendirildiğimizi ve yanlış hesaplar peşinde koştuğumuzu bize gösteren önemli bir örnek cümle. Sadece ağızda bırakılan o lezzetli tat ile çok da fazla ileri gidemeyiz. Ağza hoşluk vücuda zarar veren temel elementler, en büyük belamız olarak karşımızda duruyor.

Dünyanın Neden Tasarrufa İhtiyacı Var? adlı makalemizi vücudunuzu bir dünya olarak düşünüp öyle okumanızı tavsiye ederiz. Böylece şekerden kıstığımız zamanlarda dünyamız olan vücutlarımızı nasıl bir zenginliğe, nasıl bir sağlık sıhhate uğurladığımızı da canlı gözlerle görmüş olacağız. Dünyanın tasarrufa bizim de şekeri kısmamıza ihtiyacımız var.

Çocuklarınızı boyalı şekerlerden uzak tutunuz!

Endüstriyel Şeker Ne Zaman İcat Edildi? 

Bakın şimdi öncelikle bu soruyu soruş şeklimizdeki inceliğe önem ve özen göstermenizi istiyorum. Endüstriyel şeker, ne zaman bulundu, ne zaman üretilmeye başlandı, ne zaman yemeklerimize konulmaya başlandı diye sormuyoruz. Ne zaman icat edildi diyoruz? Ve her şeyden daha önemlisi neden icat edildi? Önemli sorular bunlar ve cevapları da bir o kadar önemli.

Endüstriyel şekerin bir diğer adı da mısır şurubudur. Tamamen yapaydı. Kolay üretilir, kolay tüketilir ve anında bağımlılık yapar. Buna yazımızda şekerin insan vücuduna zararları başlığında ek olarak sizlere sunuyor olacağız zaten.

Mısır şurubu tamamen bilim insanları tarafından laboratuvar ortamında icat edildi. Tam icat tarihi konusunda çeşitli şüpheler ve iddialar olsa da 1970 yılında icat edildi diyebiliriz. Temel üretim prensibi mısır nişantasından elde edilme yöntemiyle ifade edilebilir. Tamamen yapay, hani sentetik diyebileceğiz bir aşamalar çizgisi izleyerek, daha fazla satış, daha fazla lezzet ve daha fazla bağımlılık yapmak suretiyle bugün birçok yediğimiz gıdanın içinde endüstriyel şeker, bir başka deyişle mısır şurubu bulunmaktadır.

Toz şekerlere toz ol şeker demeyi öğrenmeli.

Şekerin İnsan Vücuduna Zararları Nelerdir? 

  • Göbek ve bel bölgelerindeki yağların sorumlusu birinci dereceden şekerdir. Ne kadar şekerli şeyler tüketirsek o kadar çok yağlanma belasına gark edilmiş oluruz. Tabi bunun da keskin ayrımları vardır. Örneğin karamelli bir şey tüketmek yerine bitter çikolata yemek, daha güvenli ve insan vücudu için daha dostane olacaktır. Bununla birlikte şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar yemek daha az kilo, daha az yağ demektir.

 

  • İnsan vücuduna yabancı bir şeydir şeker. Bu nedenle tüketilmemesi elzem olup da bu kadar çok tüketilen başka hiçbir şey yoktur herhalde bu modern diye nitelendirdiğimiz çılgın dünyada. Şeker, vücut tarafından kolay sindirilen, boşaltım ve sindirim kanallarına öyle rahat rahat aktarılan bir gıda değildir. Bu nedenle vücut onu kendi bünyesinde tutar. O da yağ olarak bize geri döner. Vücudun yağlanması sebebi ise, kendi direncini kurtarmak ve ileride aç kalma ihtimaline karşı depolamaktır. Şeker, tüketilen, sindirilen, kolay dışarı akıtılan bir gıda olmaktan ziyade depolanan ve bize bolca kilo, bolca yağ olarak geri dönen zararlı bir unsurdur.

 

  • Şeker, kalbe de ciddi oranlarda zarar vermektedir. Sadece bir kutu kola içtiğinde insan vücudunun günlük, bakın günlük diyorum- şeker ihtiyacının 5 -6 katını aldığını biliyor muydunuz? Hal böyle olunca kalp ne yapsın garibim! Kan akışı hızlanır, şekerle mücadele devam etse de kaybeden hem insan bedeni ve sağlığı olur. Şeker, kalp kriz ihtimalini yükseltir. Bununla birlikte kilo da yaptığı için her türlü kalp sorununun ihtimal kapısını da aralamış oluruz böylece.

 

  • Şeker, karaciğerin de bir numaralı düşmanıdır sevgili parlak fikirler okurları. Alkol neden bu kadar zararlıdır diye düşündünüz mü hiç insan vücuduna? Çok fazla şeker ve glikoz barındırdığı için. Bu nedenle şeker ev hanımlarımızın karaciğerlerine, alkol ise bey babalarımızın kara ciğerlerine amansızca saldırmaya devam ediyor.

 

  • Bağışıklık sisteminin direncini kıran temel gıdaların başında da şeker gelir. Şekere hala gizli düşman falan diyorlar ama nafile. Asıl hedefte olması gereken, asıl tam karşımızda durup vücudumuzun ana basınç noktalarına kadar sızan bir numaralı düşmanımızdır şeker.

 

  • Yaşlanmak ve diş çürükleri de bir numaralı düşmanımız olan şekerin marifetlerindendir. Dişlerimiz o kadar sağlam olmasına rağmen şekerin köreltici ve mahvedici etkileri, dişlerde de kendini gösterir. Fazla şeker yeme dişlerin çürür uyarısı, annelerimizin bize sık sık yönelttiği bir uyarıdır. Ve çoğu zaman olduğu gibi annelerimiz bu konuda da epeyce haklıdır. Dişleriniz çürüye çürüye feci şekilde yaşlanmak istemiyorsanız, kendisinden uzak durmanızı önemle rica ederiz.

 

  • Bununla birlikte aşırı şeker tüketiminin insan vücudunun çeşitli yerlerinde, insandan insana farklar gözeterek envai çeşit zararlar verdiğini söyleyebiliriz. Ancak genel geçer zararları bile zaten epey yıkıcıdır.

 

En Sağlıklı 7 İş Fikri madem konumuz sağlık, en sağlıklı iş fikirlerini de sitemizin içindeki bu makalemizi okuyarak öğrenebilir, değerlendirebilir, gelecekte hem bedenen hem de iş fikirleri kapsamında sağlıklı bir şekilde ilerlemeye devam edebilirsiniz.

İçi seni dışı beni yakar şekerleri…

Yoksa Şeker Bir Kapitalizm Tuzağı Mı? 

Elbette bir kapitalizm tuzağıdır. Daha fazla satış, daha fazla bağımlılık gerçekleştirmeyen isteyen belli başlı şirketler, sağlık kısmını perdeleyerek doğrudan her zaman yaptıkları gibi kendi ceplerini tonlarca parayla doldurmak derdindeler. Bizi şekere bağımlı hale getirerek her zaman birer etkin tüketiciye dönüştürmeleri tam da bu nedenledir.

Kapitalizm bizim sağlıklı olmamızla ilgilenmez. Onun için var olan iki şey vardır. Tüketim ve satış. Biz tüketelim de onlar bol bol satmaya başlasın. Amerika’daki obez kitle, tam olarak kapitalizmin öne koyduğu bir kısır döngüdür. Al. Aldıkça şişmanla. Şişmanladıkça al. Böylece sen sağlığını kaybederken onlar da kazançlarını arttırmaya devam etsin.

 

Şeker Tüketiminin Bütçeye Etkisi 

Şimdi şeker deyince sadece toz şeker ve küp şeker anlaşılmamalı. Bununla birlikte bir şeker toplamına aylık bir ailenin ne kadar ödediğini hesap etmemiz mümkün değildir. Ancak şunu kesin bir dille söyleyebiliriz şeker ve şekere bağlı beslenmenin sağlıkta yarattığı tahribat, asıl sağlığa harcanan binlerce lira ile ölçülebilir. Sağlık elden gittikten sonra para hesaplaması yapmak da hiç mantıklı gelmiyor olsa gerek.

Yorum yapın