Stil( moda) satmak nasıl bir iştir?

Başlığımız adını, potansiyel bir meslekten ya da yavaş yavaş meslek olmaya başlamış bir oluşumdan alıyor. Stil satmak. 

Medyanın gücünü yıllar yılı arttırmasıyla ve 2000’lerle beraber milenyumun açtığı pop-star patlamasından sonra medya, kendisinin de tahmin edemediği bir yere ve güce konuştu. Televizyon ekranlarından nispeten masum olan yarışmalar kaldırıldı, yerine moda programları getirildi. İlk aklımıza gelen moda programları şunlardır:

  • Bugün Ne Giysem
  • İşte Benim Stilim
  • Tülin Şahin’le Moda
  • Project Runaway

style photo

Bu ve buna benzer programlarla 2 şey belirlenmiş ve gün yüzüne çıkmış oldu:

1- Moda artık, zengin iş adamlarının ve sosyetenin tekelinde değildi. Televizyon gibi herkesin evlerinde kullandığı bir araç ile moda, bir bakıma tepeden aşağıya indirildi. Asri sınıfın elinde olan moda akımı, Show Tv, Tv 8 gibi ekranlarda gösterilmeye başlandı. Bundan sonra artık modanın sıkı bir takipçisi olabilir.

2- Moda, izlenen kitleden harekete geçirilen bir kitleye dönüşmüş oldu. Artık herkes, giydiğiyle, şık, günün dikkatleri üzerine çeken ismi olabilirdi. Daha da yayılmasıyla birlikte artık herkes potansiyel modacıydı.

Medyanın gücüyle algıda ciddi bir değişim yaşandı. Önceden bilinen örneğin ”kırmızının yanında siyah giyinmek güzel gider” yaklaşımlarının yerini, daha detaycı, daha karmaşık moda tabirleri aldı.

Anlaşılması için kaba / kalın bir örnekle başlayalım. Eskiden, kot pantolonlarının dizler yırtılan bir çocuk, bunu yoksulluğun bir belirtisi olarak alır ve bundan utanırdı. Oysa artık bazı kot pantolon çeşitleri direkt yırtık olarak satılmaktadır. Hal böyle olunca, dünün utancı olan şey moda evreninde bir stil anlamına gelebilir.

Bu nedenle milenyum çağında stil satmak, son derece makul ve çağın hızlı tüketimini yakaladığı için epey mantıklı ve karlı bir iş olabilir.

Kimler stil satın alabilir? 

– Yuvarlak bir cevap verecek olursak: 1- Herkes / 2- Stili olmayan herkes.

Çünkü biliyoruz ki her pazar, kendi tüketicisi yaratır. Çünkü artık medya var. Önceden talep arzı belirlerken, artık arz, talebi değiştirebiliyor. Toplum, neye ihtiyacı olduğunu televizyondan öğreniyor ve neyin ihtiyacını karşılayacağını da yine televizyondan görüyor. Dolayısıyla stil satmak işinde üretim de pazar da televizyon tarafından yapılır hale gelmiştir.

Stil satma işinde olası avantajlar nelerdir?

1- Reklamınız, her daim televizyondan yapılagelmektedir. Zaten birçok reklamda da artık ürünün içeriğinden çok rengi, kapağı, cildi ön plana çıkarılmaktadır. Yani alttan alta verilen toplumsal algı mesajında, artık herkesin bir stile sahip olması gerektiği vurgulanmaktadır. Hem de gün be gün.

2- Stil, bir eşyadan çok soyut bir satış ve tüketim ürünü olduğu için, hiçbir zaman biten, karaborsaya düşen bir ürün olmayacaktır. Doğadaki binlerce çeşit renk olduğu gibi, sizin satacağınız, görücüye çıkaracağınız bin çeşit stil olacaktır.

3- Henüz dünyada ve ülkemizde yeni bir ”iş kolu” olduğu için, tespit edilmesi ve ticaret haline getirmesi uzun zaman olacaktır. O yüzden ne zaman çarşıya çıksanız her köşe başında bir stil dükkanı, bir stil merkezi görmeniz mümkün değildir. Bu nedenle 2016 yılı itibariyle stil üzerine bir işe girişmek, riskli gibi görünse de aslında erken keşfedilmiş bir hamle olacaktır. Erken keşfedilmiş her hamlede, her iş kolunun ilki olmak, uzun vadede kazandırıcı bir ticaret biçimidir.

Andy Warhol, bir kere demişti: Bir gün herkes on beş dakikalığına ünlü olacak. Sene 2016 itibariyle artık bu sözü şöyle değiştirebiliriz: ”Bir gün herkes on beş dakikalığına stil sahibi olacak.”

Peki neleri stil sahibi yapabilir, kimlere ve nelere stil satabiliriz?

  • En başta insanlara. İnsanları, evleri dekore ettiğimiz gibi dekore edebiliriz. Nasıl göründüğüyle ilgili yapılan yorumlar bile stil satmak işinin bir parçası olabilir. Tıpkı 1 saat boyunca dinleyip akabinde 2 cümle söyleyen ve paramızı alan psikiyatrisiler gibi. Öyleyse, en başta insanları, hem de artık orta sınıfa mensup insanları hedef kitlemiz olarak belirleyebiliriz. Bir ev hanımı, kocasına güzel görünmek için baştan aşağı değiştiren programları hepimiz biliyoruz. Göz kaleminden, dişlerin bakımına; ne giyeceğinden pedikürüne kadar yapılan her bakım ve görsel değişim, stil satma işinin bir kolu olarak görülebilir. Çünkü çağımızda çoğu insan, artık kendi başına giyinmeyi bilmemektedir. Bu bağlamdan baktığımızda, her ”normal” insan, sizin potansiyel müşteriniz olabilir.
Şu İş İlgini Çekebilir:  Takım Elbise Satmak İçin 7 Altın Tüyo

 

  • Ev dekorasyonu. İçinde yaşadığımız hanelerimiz ve hatta buna iş yerlerimizi de dahil edebiliriz stil satabileceğimiz diğer alanlardır. Evimizde, misafirleri ağırladığımız yer örneğin. Masa nerede olmalı? Perdeler ne renk olmalı? Sehpalar iç içe mi yan yana mı konmalı? Masa örtüsü olmalı mıdır? Olursa kumaşı neyden olmalıdır? Bu ve buna benzer milyonlarca soru ile evlerini renklendirmek ve güzelleştirmek isteyen herkes sizin müşteriniz olabilir. Televizyonlarda gördüğümüz

 

  • Evim Şahane ve benzeri programlar stil satan programlardır örneğin. Bu tür programlara başvuran insanların çoğu, evlerini zorunluluktan değil görsel bir ihtiyaçtan dolayı değiştirmek isterler. Evlere giden televizyoncular ve mimarlar da evin bir odasını, salonunu ya da bahçesini sıfırdan değiştirerek, ev sahiplerine stil satmış olur. Günümüzde pek bilinmese de, iç mimar mesleğindeki insanlar bir nevi stil satmaktadırlar. Sadece evin güvenliği ve elzem standartları değil; evin lüks dekoratif işleri de iç mimarların görevidir. Örneğin, bir kitaplık yaptırılacak. O kitaplık salonda mı oturma odasında mı misafir odasında mı yapılmalıdır? Ne renk olacaktır? Hatta bazen kitaplığa konacak kitapları bile iç mimarlar seçer.

 

  • Arabalara ve vitrinlere yapılacak stiller. Vitrin düzenleyiciliği, pek bilinmese de bazı markaların ve iş yerlerinin istediği ve yaptırdığı bir meslektir. Ürünlerini en güzel, en alıcısı bol şekilde düzenletmek isteyen firmalar, bu işte çalışan biriyle anlaşırlar ya da direkt ürün bünyelerinde bu işi yapacak insanlarla çalışırlar. Birçok büyük markanın vitrin görsellerini düzenlettiği çalışanları vardır.

Markaların ve rekabetin kızıştığı bir noktada, iki ayrı noktadaki iki ayrı ürün aynı kalitede olabilir. Müşterinin bu iki ayrı ürünü deneyip hangisinin daha kaliteli olduğunu karar vermesine ne imkanı ne zamanı vardır. Çünkü artık çağ, hız çağıdır. Üretimin ve tüketimin müthiş bir hızla gerçekleştiği bir dönemde, görsellik çok büyük bir önem kazanır. Kaç kişi bir kitabın kapağına kanıp onu almıştır? Sonunda kitabı okumaya başladığında hayal kırıklığına uğraşmıştır. O kitabın kapağından ötürü satılmasını sağlamak, stil satan kişilerin ve firmaların vazifesidir.

İş sadece yapay ürünlerde, firmalarda, markalarda, şirketlerde bitmiyor. Stil satmak öyle bir iş haline gelmiştir ki artık tükettiğimiz gıdalar bile belli bir stilin ölçeğinde satışa sunuluyor. Meyve ve sebzelerin görünüşündeki parlaklık ve büyüklük bunun en büyük kanıtı. İşte tam da bu noktada stil satmak isteyenlerin dikkat etmesi gereken bir husus karşımıza çıkıyor. İmaj satarken, hile yapmamak, en büyük ilkemiz olmalı. Çilekleri kırmızıya boyayıp hormonlayarak satışa çıkarmak stil satmak değil hile yapmaktır.

Bu ve buna benzer durumlarda ön kapağını yaptığımız bireylerin, kurumların, mekanların ve ürünlerin göz almasını hedef tutmalıyız. Göz boyamasını değil.

Stil satmak, her anlamda yüksek ölçekte bir gözlem ve tahlil gücünü gerektirir. Medyanın ve görsellerin bu kadar yoğun hissedildiği milenyum çağında, stil satmak geleceğin mesleğidir desek yanılmış olmayız. stil 1 stil 2 stil 3

 

 

Yorum yapın