Takıntılardan, Kuruntulardan, Sanrılardan Kurtulmak İçin

Tıp, ilerledikçe maalesef hastalıklar da ilerliyor. Milenyum çağında bazı şeylerin hızına ve garabetine dayanamayan insan oğlu, yeni hastalıklarla cebelleşmek zorunda kalıyor. Takıntılar almış başını gitmiş, kuruntular sarmış tüm benliği. Sanrılar, halüsinasyonlar o kadar hayatımızın içine sinmiş durumda ki, artık normal bile karşılanıyor. Hatta Vizontele filmine gönderme yapılarak ”peki halüsinasyon da bizi görecek mi” diye şaka bile yapılıyor.

obsessive photo

Zihinsel Ve Psikolojik Rahatsızlıklar Neden Artıyor? 

Zamanında Mustafa Altıoklar adlı bir yönetmen Beyza’nın Kadınları adında müthiş bir film çekmişti. Orada karakter bölünmesi yaşan bir kadının artı – eksi ama her daim zıt uçlarda kendini zamanlı zamansız gösteren karakterlerini hayretle izledik. Daha sonra katıldığı bir televizyon programında yönetmen, gelen soruları cevapladı. Oradan bir izleyici, Türkiye için şizofreni filmi çekmenin son derece saçma ve yersiz olduğunu söyledi. Altıoklar da haklı olarak kızarak, bilmeden konuştuklarını ve Avrupa’da şizofreninin en yaygın olduğu ülkenin Türkiye olduğunu istatistiklere dayanarak söyledi.

Hatta rakamlar öyle şeyleri işaret ediyor ki şizofreni ve belli başlı psikolojik sıkıntılar konusunda Amerika ile yarış içine girmiş durumdayız.

İnsanın huzursuzluğu her geçen yıl biraz daha artıyor. Depresyona düşme yaşı, evden kaçma, yasa dışı maddeler kullanma gibi suç unsuru şeyleri de beraberinde getiriyor. Medya, eğlence kültürü, teknoloji insanı rahatlatmak şöyle dursun, insanın hastalık kıyılarında yeni bucaklar, yeni deltalar açıyorlar.

Bilmek ise en kötü hastalığımız. Birileri ilaç satsın, birileri sözüm ona hasta bakıcılığı vasfını yerine getirsin diye, yoldan on tane rast gele adam seçseniz bile, onların muayene sonrası mutlaka konulmuş bir teşhisi oluyor. Önceden insanların canı bile sıkılmazdı. Akıllı telefonlar, süper uydu antenler ve siber ağlar geldikten sonra insanların can sıkıntı sayısı arttı.

Kim bilir belki de bizi delirten can sıkıntımızı sistematik bir şekilde dizginleyememizden kaynaklanıyordu. Bu yazımızda ayrı ayrı parantezler açıp başlıklar atacağız Çünkü değerlendireceğimiz, analiz edeceğiz her bir konu kendi alanında değerlendirilmeli. Umarım yazımızı okuduktan sonra bu konuda daha bilgili ve aydın olur ve başınıza ya da sevdiklerinizin başına bu tarz kötücül şeyler geldiğinde gerekli yardımları bulunabilirsiniz.

Psikolojik Hastalığı Olanlara İş Önerileri adlı makalemiz de psikolojik rahatsızlıkların birçok şeye engel olmadığı gibi çalışmaya da engel olmadığını bir kez daha hatırlatıyor. İş önerilerimizi okuyup analizini yaptıktan sonra hastalığın iş için engel değil küçük birer çakıl taşı olduğunu ve o taşların birer tekmeyle uzak limanlara savrulacağını görecek, kendinize olan inancınızı kendi ellerinizle arttıracaksınız. Şimdiden keyifli okumalar dileriz!

Takıntılardan Kurtulmak İçin

  • Meşgale edinmek: 

Biraz kocakarı nasihati gibi görünse de çok doğru bir tespittir bu aynı zamanda. Hasta mısın diye sorulduğunda Refik abiye, Refik abi aslında analiz edildiğinde çok derin olan bir söz söyler: ”Bizde hasta olmaya zaman mı var?” Babalarımızın takıntıları, depresyonları oluyor muydu hiç? Annelerimiz, düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var ya, kafam çok karışık gibi cümleler söylüyor mu?

Tabiki de hayır. Aslında çoğu takıntı da tembellikten doğar. Meşgalesi, meşguliyeti olan insanların yakalanacağı en büyük bela, grip olacaktır. Zihin bir şeyler meşgul ise onların takıntı edinecek ne alanı ne zamanı kalır. Bu nedenle meşgale edinmek, eski ama klasik bir yöntemdir.

 

  • Zihni arındırmak: 

Genelde bulanık bir zihin, takıntılar edinir. Öyle takıntılar vardır ki insan bunlarla nasıl başa çıkacağını bilemez. Çünkü kaynağını göremez. Çizgilere basmadan yürüme hastalığı, filmi tam 1 saat olmuşken durdurup kahve yapma hastalığı gibi bir yığın takıntılar silsilesi bizi allak bullak eder. Zihni arındırmanın ve baş ağrısız, az düşünceli, az kaygılı bir hale getirilmesi elzemdir. Meditasyon, yoga gibi yöntemleri de kullanabilir, değerlendirebilirsiniz bu alanda.

 

  • Eğlenceye, kültüre, spora vakit ayırmak: 

İnsan, kendine bazen çok yüklenir. Bu yüklemesinin sonunda da hakkı olan şeyleri bile ödül algısında sanar ve yanılır. Bunu yapmayın. Bu dünyaya manyak bir şekilde acı çekmek için gönderilmediniz. Sınırları aşın istediğiniz kadar. Özgürce eğlenin. Zaman zaman hazcı olun. Gün gelir bastırılan duygular, bizde nevroz ve takıntılar olarak geri döner. Bunun olmasını istemiyorsanız eğlenceye, kültüre, spora gereken vakitleri ayırın her daim.

Sanrılardan Kurtulmak İçin 

  • Bitki çayları yapın ve sağlıklı kalın: 

Nasıl yani bitki çayları içince sanrıdan kurtuluyor muyuz gibi haklı bir tepki gösterebilirsiniz. Ama işin şu boyutu var. Günlük yaşamımız içinde en büyük sanrı, sanrı gördüğümüzü sanmamızdır. Yani aslında çözümü kolay ve basit olan şeyleri yapmadığımız için, bilincimiz bize gözlerimiz üzerinden oynar. Hatta diyebiliriz ki bazı illüzyonlar görmemizin nedeni de gözlerimizdeki optik yanılgılardır.

O nedenle sanrılar size sardıysa evvela göz sağlığınıza dikkat etmeli ve göz doktoruna görünmelisiniz. Bunun dışında bitki çaylarının genelinde bulunan yapıcı ve şifalı maddeler, zihni arındıracak ve daha temiz bakış nişaneleri sağlayacaktır size.

  • Uyuyun ve nadasa çekilin:

Vücudunuzu bol bol dinlendirmeyi ve ona hakkı olan molaları hediye etmeyi unutmayın. Sanrılar, vücudun ve zihnin kaldıramayacağı kadar ağır yükler yüklendiği zaman meydana çıkar genelde. Bunun için uyku sağlığınıza dikkat edin, gerek bedeninizi gerekse zihninizi çok fazla yoracak şeylere takmayın. Fazla da düşünmeyin öyle. Zira filozofluk para getiren bir meslek değil hasta eden bir nevrozdur çağımızda. Bakın hiç düşünmeyenlere. Nasıl da mutlu nasıl da sağlıklılar.

  • İş işten geçmeden uzmana gidin:

Baktınız gördünüz olmuyor. Sanrılar, illüzyon halinden halüsinasyona evriliyor. Lamı cimi yok. Hemen bir doktora görünün. Böyle durumlarda internetten araştırma yaparak ya da makale okuyarak kurtulamazsınız artık. Hastalık akut seviyeye ulaşmıştır ve bir nöroloğa görünmenin vakti geldi de geçiyordur bile. O nedenle sakın ha ihmal etmeyin ve saniye kaybetmeden uzmana görünün.

Dayanıklı ve Dirayetli Olabilmek İçin Tüyolar her zaman için dayanıklı ve dirayetli olmakta fayda var. Psikolojimizin öz yönetimi de hayatımızın dizginleri de bizim elimizde. Ne kadar güçlü ve dayanıklı olursak psikolojimiz de akıl sağlığımız da bir o kadar güçlü olur. O nedenle şimdiden keyifli ve tam yerinde okumalar dileriz.

Kuruntulardan Kurtulmak İçin: 

  • Aynı noktada kilitli kalmayın: 

İnsanı kuruntulu yapan sadece dış faktörler değil. Bununla birlikte insan kendi içini kendi yiyen tek kurt biçimidir adeta. O nedenle düşünsel olarak aynı noktada takılı kalmamaya özen gösterin. Kuruntulara kapılmamızın ana nedeni tam olarak bu. Hiçbir güncelleme yapmadan, ısıtıp ısıtıp aynı konuları, aynı hadiseleri insan kendi önüne koyarsa, sonunda kuruntulu olur çıkar.

 

  • Kaygı ile gerçeğin ayırdına varın: 

Çoğu zaman güttümüz kaygılar, içine düştüğümüz kuruntular, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan şeylerdir. Biz kafamızda kurarız kurarız, gün gelir bin yıllık dosttan bile düşman imal ederiz. Bunun önüne geçmek için farkına varmamız gereken yegane şey dışarıdaki dünya ile kafamızdaki dünyanın tamamen farklı olduğudur. Bunun ayırdına varırsak eğer, ne kuruntulu oluruz ne de kaygılı.

 

Kuruntular, kaygılar, sanrılar sizden uzak dursun, yarın hepimiz için daha sağlıklı bir gün olsun! Görüşmek üzere.

Yorum yapın