Teknoloji İle Büyüyen Çocuklar Düşük Zekalı Mı Oluyor?

Teknolojinin ortalığı görünmez iplerle sardığı bir çağdayız artık. Ben 88 doğumlu biri olarak 90’larda çocukluğumu kısa şortlarla tüm gün dışarıda oyunlar oynayarak, anne ekmek arası yap diye bağırarak geçirdim. Onu da ayrıca bir görsel altında anlatacağım sizlere. Ancak şimdi daha ciddi sorularımız var. Teknoloji ile büyüyen çocuklar düşük zekalı mı oluyor? Önce bu sorunun yanıtını arayacağız.

Daha sonra ise teknolojinin çocuklar üzerindeki belli başlı arızalarını kısa başlıklar halinde sizlere duyuracağız. Bu yazımızı anne babalar ve anne baba olmaya aday insanlar okursun. Zira önemli uyarılar ve bilgiler vereceğiz. Her ne kadar teknoloji bize sürekli olarak iyilik meleği olarak gösterilse de vaktinden önce ve dozundan fazla kullanımı yarardan çok zarar getiriyor.

Hele ki çocuklar gibi zihinsel ve fiziksel olarak büyüme, gelişme aşamasında olan varlıklar için teknolojinin sunduğu avantajlar anında bir karanlığa, bir zararlı etkiye dönüşüyor. Fiziksel olarak zararları, göz sağlığını doğrudan bozması, uyku eksikliği doğurması, dikkat dağınıklığı yaratması ve kafasını karıştırmasıdır. Evet teknoloji dediğimiz şey her şeyi en hızlı şekilde sansürsüz ve süzgeçsiz geçirmesi demektir.

Zira teknoloji şunu sormaz ya da sorgulamaz: Acaba karşımdaki benim sunduğum değerleri anlayacak, algılayacak, hazmedebilecek ve benimseyebilecek düzeyde mi? Hayır yetmiş yaşındaki bir adama da, yirmi yaşındaki genç bir kıza da, 5 yaşındaki küçük bir çocuğa da aynı verileri aynı hızda sunar. Bu da zararlı oluşumların özellikle çocukların hayatında ve algısında vücut bulmasına neden olur.

Televizyon. Kimilerine göre eğlence kutusu, kimilerine göre bilgi kutusu olsa da bazılarımız da biliyoruz ki televizyon bir aptal kutusudur. Ben evinde televizyon olmayan bir adamım. Çok şükür ki. Ancak ayda bir ailemin yanına gittiğimde televizyon sürekli açık duruyor. O dizilerde kullanılan saçma sapan diyaloglar, reklamların insanının beynini yiyen kalitesiz hamurları, düzenlenen evlilik programları, sulu sulu ve vıcık vıcık sunulan yarışmalar. Beynimin bir kısmını sadece 3 -4 gün kaldığım aile evinde bırakıp öyle dönüyorum evime. Bir de bunun sürekli olarak saatlerce izlendiğini düşününce insanın nasıl sistemli bir şekilde televizyon icadı tarafından, düşünmeyen, sorgulamayan, ne olursa olsun sadece izleyen vasıfsız bir canlıya dönüştürüldüğüne şahitlik ediyoruz.

ALT BAŞLIKLAR (istediğinize tıklayıp ışınlanabilirsiniz) :

Toplumsallaşmak ve Çocukların Bundan Uzak Kalışı 

Toplumsallaşmak demek vakti gelince sosyal fobiler yaşamamak ve kendine yeteri kadar güven ile kalabalıklar arasında kalabilmektedir. Annelerimiz buna insan içine karışmak der. Ancak teknoloji ile birlikte insanın insanla teması kesilmiştir. En aza, en asgari olana indirgenmiştir.

Çünkü teknolojinin sunduğu yeni ortam çok daha büyülüdür. Orada kötü kokular ve insanı zorlayan zorunluluklar yoktur. Bununla birlikte gerçeğin sıkıcı tarafları da itina ile törpülenmiştir. Zaten çocukların en çok ilgisi çeken de bu olmuştur. Teknoloji zamanında yarım saat bir saat izlediğimiz çizgi filmleri, o filmlerin büyülü dünyalarını artık başka bir vaat de sunuyor çocuklara. Oynanan oyunlar özellikle bunu yapıyor.

Sonunda çocuklar büyüyünce ve gerçek dünyanın amansız ortamıyla karşılaşınca çizgi film dünyalarına geri kaçmak istiyor. Çünkü oradaki dostları hiçbir zaman iki yüzlü, sıkıcı ya da yalancı değil. Çünkü orada dostları, çocuklar istediği sürece yanlarında. Halbuki gerçek yaşam öyle mi? Halbuki toplum dediğimiz şey tam da teknolojinin bize sundukları ve vaat ettiklerinin zıttı bir görünüm sergiliyor.

Bir gün baba olursam şahsım adına asla böyle bir görüntüye izin vermem. Bazı konularda katı ve despot olmak gerekiyor. Bu yaşta çocukların öğrenecekleri oyunlarla, ikili iletişimlerle ve çeşitli kitaplarla olur. Ama siz daha 5 -6 yaşındaki çocukları bilgisayarların başına oturtursanız bu işte bir hata yapmış olursunuz. Zaten bu da daha fazlasını isteyen kapitalizmin aç gözlü oyunlarından biridir. Çocukların, özellikle 6 -7 yaşındaki çocukların bilgisayara ya da internete ihtiyacı yoktur arkadaşlar. Bu tamamen belli başlı şirketlerin daha fazla laptop, daha fazla akıllı telefon satmak için uydurduğu bir teranedir. Siz anne ve baba olarak bu tuzağa düşmeyin ve vakti gelene kadar çocuklarınızı bu riskli oyuncaklardan uzak tutun.

İletişim Sorunu: 

Çocuk, dünyanın her yerindeki kişilerle konuşabiler internet aracılığıyla. Çin’den bir arkadaşı olabilir. Oh süper. Ama sadece ilk bakışta süper. Çin’den bile arkadaş edinen çocuk, sadece yazılı iletişimde iyidir. Ancak yazılı iletişim de toplum gerçekliğinde sadece belli bir payı işaret eder. Asıl nokta yüz yüze iletişimdir.

Eve bir misafir geldiğinde ona hoş geldin demeye aciz çocukların dünyanın dört bir yerinden arkadaşları olsa da bu ancak sahte bir iletişimin çürük bir meyvesidir. Ya da daha kötüsü çocuk, eve gelen misafire hoş geldiniz demeyiz gereksiz de bulabilir. Utangaçlık, iletişim noksanlığı ya da gereksiz bulma gibi sendromlar sadece eve gelen misafirlere karşı değildir üstelik. Bununla birlikte okulda öğretmenine karşı, sınıfta arkadaşlarına karşı ve evde ailesine karşı da ketum, isteksiz, iletişim konusunda tam bir geri zekalı olur çıkar çocuklar. Zaten etrafa baktığımızda birbirleriyle konuşmak yerine telefonlarına ve bilgisayarlarına gömülen çocukları görmemiz hep bundandır.

İlk başta çok sevimli bir fotoğraf görünse de aslında ne kadar tehlikeli ve riskli bir döneme girdiğimizi özetler niteliğinde bir görüntüdür. Biri en fazla 4 yaşında bir kız çocuğu ile en fazla 6 yaşında bir çocuk. Yaşlarının toplamı 10’u bulmuyor. Ama bu çocuklar birlikte oyun oynamak, şakalaşmak, konuşmak yerine laptoplara gömülmüş durumda. Bu resimden ne anlamalıyız? Bu çocuklar büyüyünce ne olacak? Konuşmak, sohbet etmek, fikir paylaşımında bulunmak uzak bir hayal olarak karşımızda kara geleceğin habercisi halinde yayılıyor.

Amaçsızlık: 

Teknoloji, çocukları eğlenceye, bolca boş vakit geçirmeye boğdu. Bununla birlikte yaratılan hayali dünyalarda artık tüm ihtiyaçların tam tatmini söz konusu. İnternet ortamında her türlü eğlence ve oyun ihtiyacını karşılayan çocuk aynı zamanda iletişim ve diyalog ihtiyacını da tamamlar. Bu da gerçek dünyada tam bir amaçsızlık olarak tezahür eder.

Çocuğum ödevlerini yaptın mı? Ya anne ne gerek var ödev yapmaya? İşte böyle sorular ve böyle verilen cevaplar. ne gerek var, ne lüzum var sorunsalını doğuruyor. Zaten insanlık olarak post modern çağa giriyoruz. Kimin ne yaptığı önemli değil. Nasıl yaptığı önemli. Ne olduğu mühim değil kimsenin. Ne gösterdiği önemli.

Çocuklarımızı birer amaç sahibi kılmak, bir meselenin izinden giden idealistler halinde büyütmek istiyorsak çocuklara sürekli yetinmezlik aşılayan teknolojinin zararlı alanlarından uzak tutmamız gerekiyor. Lamı cimi yok. Başka yolu da yok.

Biz teknoloji bombardımanından sıyrılan son çocuklardır. Sokaklarda saatlerce misket oynardık. Sokağın, insanların arasındaydık. Saatlerce iletişim halinde muhabbet denen güzel bahçelerin içinde kalabalık ve gerçektik.

Ama şimdiki çocuklar sahte bir dünyaya doğru çekiliyorlar. Sırf daha fazla tüketici kaynağı oluşsun diye. Daha fazla teknolojik ürün satılsın diye. Teknolojinin fazla ve aşırı kullanımı çocukları hem geri zekalı, hem kendi toplumundan kopuk, hem iletişim sorunları yaşayan birer sanal canavara dönüştürüyor.

Yazımızı misket oynayan çocuklar resmiyle tamamlıyoruz. Bu nostaljik görüntü belki bir şeyleri bize hatırlatır da bilgisayara karşı oynanan sahte oyunların kıskacından kurtulup insan insana oynanan gerçekliklere yeniden dalarız.

Yorum yapın