Tekstil Toptancılığı Yaparak Para Kazanmak – Röportaj

Tekstil, en geniş sözlük anlamıyla dokuma, dokumacılık demektir. Bu bağlamdan baktığımızda dokunabilen her şey tekstil ürünü kategorisine girer. Üstümüze giydiğimiz her türlü giysi, elbise, şapka ve taktığımız birtakım aksesuarlar, tekstil ürünü olarak adlandırılabilir.

Tekstil, hayvansal, bitkisel ve sentetik kaynaklı ürünlerdir. Bu açıdan baktığımızda tekstil piyasasının bu kadar geniş bir alanda olmasının ilk nedeni bu diyebiliriz. Kaynak olarak da tüketim olarak da tekstil, ülkemizde de dünyada da çok geniş bir iş alanıdır.

İnsanoğlu ilk modernleşme hamlesiyle birlikte ”giyinmek” olgusunu keşfetti. Bundan sonraki ikinci akım ise ”sanayileşme” devrimi ile birlikte ”başka başka giyinmek” fikri ortaya çıktı. Milenyum ile birlikte ise ”şık giyinmek” tarzı meydana geldi.

Giyinmek, tek parça, çıplak kalmamak adına giyinmek anlamına geliyordu. Günümüzün en şık elbiselerinin kökeni bir bez parçasına, bir karton parçasına dayanmaktadır. Ancak, insan doğaya hükmedince, üşümemek ya da güneşte fazla kalmamak adına giyinen insan değişmeye başladı.

Sanayi devrimi ile birlikte dokuma tezgahlarını yerini dokuma fabrikalarına bırakmaya başladı. Eski dönemlerde en ufak bir hastalıktan bile kırılan insan, tabiata hükmetmeye başlamış, ilaç sanayisi gelişmiş; sonunda nüfus katlanarak artmaya başlamıştı. Önceden insandan insana, tekten teke giden ticaret, artık kurumdan halka şeklinde dizayn edilmeye başlanmıştır. Savaşlar azaldıkça, hastalıkların bir bir tedavisi bulundukça, günümüzdeki 8 milyara yaklaşan kocaman bir nüfus oluşmuştur.

Röportaj 

Yaklaşık 20 yıldır tekstil toptancılığı yapmakta olan  N. C. ile hem tekstil sektörü üzerine hem de toptancılık üzerine konuştuk. 20 yıllık tecrübeden faydalanmak isteyenler röportajımızı okuyabilir ve toptancılığa dair merak ettiklerini ilk ağızdan öğrenebilir.

– Tekstil sektörü ucu bucağı olmayan sektörlerin başında geliyor. Tıpkı gıda ve sağlık sektörü gibi. Çocuk giyim, kadın, erkek giyim, yazlık – kışlık – mevsimlik gibi onlarca farklı seçeneğe ayrılan bu sektörde toptancılık yapmak dışarıdan görüldüğü kadar kolay olmasa gerek. Bu işe 20 yılınızı vermiş bir emekçi olarak neler demek istersiniz?

– Tekstil işiyle uğraşmak çok zor. Öncelikle bunu zaten bilen biliyor. Ancak perakende satışla karşılaşılan zorlukların belki on, belki yirmi misli zorluk, toptancılıkta sizi bekliyor. Çünkü bu işte, çok fazla seçenek var. Çok fazla seçenek olduğunda mesainizin çoğunu onları ayırmakla, mağazalara ve tekstil atölyelerine sunacağız ürünleri seçmekle uğraşıyorsunuz. Bunun için de kumaşın iyisini, hakikisini anlayacak tecrübe gerek. Mesela kimisi kumaşın rengini beğenir, hiç dokunmaz bile. Oysaki dokunmak gerek. Kumaş ancak dokunulunca belli eder kendini. Bugün tekstil piyasasında binlerce çeşit kumaş üretiliyor. Özellikle iplik ve mikrofiber kumaşların piyasada yaygın olarak kullanılmasından sonra hem ucuz, hem kullanışlı hem de estetik kumaşları seçip ayrıştırmak her zamankinden daha zor oldu.

-Sentetik kumaşlara olan ön yargı dalga dalga büyüyor. Ancak organik kumaşlar da çoğu kişinin aile bütçesine uymayacak kadar pahalı. Bu iki kumaşı dengeleyecek ürünler üretilebilir mi ya da var mı?

– Bakın bu konu hakkında size çok net bir şey söyleyeyim. Şu an piyasada %100 organik pamuk ya da kumaş diye halkın beğenisine sunulan kumaşların yarısından fazlasında sentetik kumaşlar da kullanılıyor. Ama bunu anlamak için uzmanlık gerek. Şimdi çok basit bir muhasebe yapalım. Bugün sentetik kumaş denince akla ilk ne geliyor? Akrilik. Efendim ne söyleyeyim, polyester, lateks, vesaire. Bunlardan biriyle üretilmiş olan bir bluz ya da gömlek 20 lira diyelim. Bir başkası tamamen organik dediği bir bluzu 40 liraya satıyor. Tamamen organik ile sentetik kumaş arasında 20 lira gibi cüzi bir fark olabilir mi? Bu hem inandırıcılıktan hem de iş etiğinden uzak.

– Toptancılığın, perakende satıştan çok daha kârlı olduğuna dair yaygın bir görüş var. Tekstil sektörü için de geçerli mi bu?

– Nerede, hangi zamanda ve kimlerle iş yaptığınıza göre değişir. Bu soruyu bana 10 yıl önce sormuş olsaydınız kesinlikle tekstil toptancılığı altın madeni derdim. Ama bugün hem atölyeler hem de manifaturacılar, mali olarak çok zor bir dönemden geçiyor.  Eskiden 100 top kumaş sipariş eden birçok mağaza, bugün sipariş sayısını ellilere, kırklara düşürdü. Onun da yarısını ya satıyor ya satamıyor. Çünkü insanların öncelikleri değişti. Geçim derdi, geçim sıkıntısına dönüştü. Daha birçok küçük küçük detay, tekstil sektörünün de diğer sektörler kadar bocalamasına neden oldu.

– İnsanların öncelikleri değişti dediniz. Peki birlikte iş yaptığınız manifaturacı ve tekstil atölyelerinin tercihlerinde, önceliklerinde bir değişme oldu mu?

– Tabi ki bir sektörde tek bir şeyin değişmesi bile üreticisinden toptancısına, müşterisinden aracısına kadar her şeyin önceliklerini değiştirir. Artık kimse riske girmek istemiyor. Kumaşta estetik devri sona erdi mesela. Dayanıklı, uzun ömürlü ve ucuz olmasına bakılıyor. Çünkü biliyor ki, gelen müşteri de bu özelliklere bakacak ilkin. Bu nedenle biz de piyasaya yeni bir kumaş geldi mi, önce özelliklerine sonra fiyatına bakıyoruz. Renkmiş, parlaklıkmış, bunlar çok sonraki işler.

Ticaretin ana prensibi, talep ile başlar. Talep olmaza, isterse dünyanın en kaliteli ürününü satın; yine de kar edemezsiniz. Günümüzün dijital medya çağında ise, talebin kendiliğinden oluşmasını beklemekten ziyade talep yaratmak oldukça revaçtadır. Peki. Günümüzde tekstil toptancılığı tüm bu pazar ekonomisinin neresinde durmaktadır? Tekstil toptancılığı, karlı mıdır? Tekstil toptancılığı yapmak isteyenler, giderek büyüyen bu pazarda büyümek için neler yapmalıdır? Meraklıları için birkaç ana başlıkta bunları sıralayabiliriz:

  • Tekstil işi, sanayi devriminden sonra yükselmiş ve yükseliş grafiği hiç aşağı inmemiş bir sektördür. Kural çok basittir: İnsanlar, giyinmek zorundadır. İkinci kural daha da basittir: İnsanlar, çeşit çeşit giyinmek zorundadır. Çeşit çeşit giyinmek isteyen insanlar için üretilen çeşit çeşit tekstil ürünleri, pazara direkt girer. Çünkü talep, bir an olsun azalmaz. Aksine yıldan yılda artar. Bu kadar çok tekstil üreticisinin bu pazarda kendine yer bulmasının birincil sebebi budur. İnsanoğlu, var oldukça tekstil sektörü var olacaktır.
Şu İş İlgini Çekebilir:  Oto Yedek Parça Toptancılığı Yapmak

 

  • Tekstil sektörüne girdiğinizde, tekstil alanında birçok tür olduğunu göreceksiniz. İçinde bulunduğunuz ülkeye ya da satış yapmak istediğiniz ülkeye göre tekstil ürünlerinin çeşitlerini belirlemeniz gerekir. Örneğin, İzlanda’da bikini üretmek ve satmak ticari anlamda pek akıl karı değildir. Türkiye’de baş örtüsü, türban vb. üretimler ise mantıklıdır. Çünkü burası, müslüman bir ülkedir ve kadınların yüzde altmışı baş örtüsü, tülbent gibi tekstil ürünleri kullanmaktadır. Ancak aynı üretimi, İngiltere’de yaparsanız sonuç başarısız olabilir. Bu nedenle, satış pazarınızı ve ürün çeşitliliğini çok iyi değerlendirmeli ve gözlemlerinizi sonucunda pazara böyle çıkmalısınız. Her ülkenin, iklim, kültür ve genel alışkanlıklarını kavramalı ”nerede ne gider” sorusunu sürekli olarak sormalısınız.

 

  • Modayı takip etmelisiniz. Ancak, bu moda sadece televizyondaki elitist modacıların başa kakar gibi önerdikleri asri moda olmalıdır. Sokak modası, bu tür pazarlarda daha çok belirleyicidir. Örneğin, 80’lerde İspanyol paça modaydı. Bu akım, önce Avrupa’da, sonra Türkiye’de çığ gibi patlamış, o dönem bu tür pantolon üreten tekstil firmaları, köşeyi dönmüştü. Ancak şimdi böyle bir üretime yeltenirseniz, muhtemelen ilk parti mallar bile elinizde kalır. Şimdi yüksek bel pantolonlar modadır. Sokağa çıktığımızda her 3 -4 kişiden biri bu tür pantolonlar giymektedir. Öyleyse tekstil toptancılığı yapan başarılı bir firma olmak istiyorsanız, çağı yakalamalı, çağ dışında kalmamalı ve iyi birer sokak gözlemcisi olmalısınız.

Tekstil toptancılığı normal tekstilcilikten birkaç noktada ayrılan bir iştir. Bir bakımdan riskli, bir bakımdan ise tamamen risksizdir.

Risksiz olan kısmı şöyle örneklendirebilir: Örneğin eylül ayının ilk günlerindesiniz. Eylül, ilk ve orta öğrenim okullarının açılma zamanıdır. Bu dönemde okul kıyafeti üretmeye başlar ve birkaç perakende satış yapan dükkan ile anlaşırsanız, gani gani kazanırsınız. Çünkü risk sıfırdır ve milyonlarca talep olacaktır. Sadece birinci sınıfa başlayacak, binlerce öğrenci olacaktır.

Ancak siz mayısta bu üretime geçerseniz, mallar büyük ihtimalle elinizde kalacaktır. Verdiğimiz örnek, en sade şekliyle ve akıllarda soru işareti bırakmayacak biçimdedir. Bu ve buna benzer örnek, iyi gözlemlerle sonucu ticari bir kazanca dönüştürülebilir.

Kot pantolon, tekstil toptancılığının kilometre taşıdır diyebiliriz. Yediden yetmişe, kelimenin tam manasıyla babadan oğla herkes kot pantolon sevmekte ve giymektedir. Artık giyim konusunda da giderek hız kazanan bir çağda hız ve pratik olmak önemlidir. Kot pantolon, rahat giyimi, ütü istemeyen yapısı ve konforuyla çok geçmeden toplumların bir numaralı vazgeçilmezi olmuştur.

Tekstil toptancılığında yüksek satışlar için yapılması gerekenleri kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Genel beğeniye hizmet etmek: Kot pantolon ve baş örtüsü örneklerinde de belirttiğimiz üzere, piyasada mevcut olan ve artık kural haline gelmiş belli başlı yapı taşları vardır. Kot pantolon, hem şık hem pratik olan giyim tarzları ve tülbent gibi ürünler, bu piyasanın her zaman çok satış yapan ürünleridir. Bu nedenle genel beğeniyi iyi takip etmeli, marjinal sapmalara kaçılmamalıdır.

 

  • Pazarı ve piyasayı sürekli gözlemlemek. Toplumların beğenileri, medyanın gücüyle beraber sürekli değişmekte, güncellenmektedir. Örneğin yüksel bel pantolonun, 2 yıl önce bir anda ortaya çıkması ve bir anda günümüzde de süregelen bir moda olması, şaşırtıcıdır. O dönem, pazar ve piyasa gözlemini iyi yapan işletmeler, bu tür ürünleri üretmiş, piyasaya sokmuş ve kazanmışlardır.

 

  • Yenilikçi olmak: Risk, her zaman vardır. Tekstil toptancılığı gibi, uçsuz bucaksız bir pazarda ise bu risk her zamankinden daha fazladır. Bu nedenle yenilikçi olmakta fayda var. Bir anlık gazla değil, iyi bir gözlem ve tahlil gücüyle pazarı okumak ve buna göre yenilikçi atılımlar yapmak, geçmişteki birçok örnekte olduğu gibi kazandıracak bir unsurdur.

 

  • Kendi modanı yaratmak: Medya ve reklamın tartışmasız güçlerinin yanı sıra tek başına moda oluşturan tekstil firmaları da vardır. Örneğin, ünlü resimleriyle süslenmiş tişörtler özellikle pazar gibi kamusal ticaret alanlarında on yıllar boyu satmaktadır. Bu pazar ekolü birkaç girişimcinin üretimiyle çıkmış çok geçmeden ülkenin her pazarını sarmıştır.

Peki, tekstil toptancılığı yüksek bir sermaye gerektirir mi? Bu pazarınızın ağına ve ne kadar kazanmak istediğinize bağlıdır biraz da? Küçük bir tekstil atölyesi açacaksanız bu oran minumum 10.000 lira olmalıdır. Ancak küçük bir tekstil atölyesinden, olası bir talep patlamasında nasıl bir toptancılık başarısı sağlayacağınızı da şimdiden düşünmelisiniz.

teks 1 teks 2 teks 3

Büyük bir işletme düşünüyorsanız şayet, minimum sermayeniz 100.000 lira olmalıdır. Bir yerde on bin lira, bir yerde yüz bin lira. Başta da söylediğimiz gibi tekstil sektörü, ucu bucağı olmayan çok geniş bir sektördür ve bu açıdan baktığımızda bu tür sermaye farkları elbette ki doğaldır.

Sermayeniz, kumaşlarınız, atölyeleriniz ve çalışma gücünüz olacaktır. Bütçeniz ne kadarına uygunsa, aşırı riske girmeden ve olabildiğince tedbirli olarak bu sektörde başarıyı yakalamanız dileğiyle! 

Yorum yapın