Yerel Ve Geleneksel Öğeleri Pazarlamada Kullanmanın Önemi

Şimdi diyebilirsiniz ki genelde yazılarınızda küreselleşmenin altını çiziyorsunuz. Öyleyse böyle bir başlık atmak da ne ola ki? Hayır. Küreselleşmenin yolu yerel ve geleneksel öğeleri ustalıkla kullanmada ve pazarlamanın içine yerleştirmekte geçiyor. Bu yazımızda bunu yine çeşitli örneklerle ve güncel kodlarla sunacağız size.

Adım Adım Küreselleşme 

Küreselleşme dünyaya oynamak demek. Şimdi bu hususu da en yetkin olduğum alanlardan biriyle, sinemayla örneklendirerek anlatacağım. Bilindiği üzere Nuri Bilge Ceylan, Cannes filmlerinden hep eli ödülle dönen çok başarılı bir yönetmenimiz. En iyi film ödülü dahil en büyük ödülleri toplayıp geldi. Bir Zamanlar Anadolu’da ve Kış Uykusu filmler… İzlemeyenlere önerelim ve izleyenlere de hatırladıkları sahnelerden çağrışım yapmalarını isteyelim.

Dünya sahnesinde, sinemanın en büyük ödüllerini alan bu yönetmenimiz artık küreselleşmiş, yani adını duyurmuş bir yönetmen. Ancak gelen tüm tekliflere rağmen Türkiye’de filmler çekmeye devam ediyor. Çektiği filmlerde ise inanılmaz bir yerellik ve bol kullanımı ile geleneksel öğeler mevcut.

Köylerde geçen filmleri, tamamen bizim insanımızı, bazen şiveleriyle, bazen geleneksel kıyafetleriyle köyüyle, kasabasıyla anlatıyor, gösteriyor. Kaldı ki bir filminin adı da ”Kasaba.” Bu sinema örneğinde de göreceğimiz üzere globalleşmek isteyen önce yerel ve geleneksel öğeleri kullanabilir sanatında da zanaatında da. Şimdi ise koyu ve kısa başlıklar atarak yerel ve geleneksel öğeleri yaptığınız işlerde nasıl kullanacağınızı aktaracağız. Daha sonra da yerel ve geleneksel olmanın çeşitli yararlarını yabancıların ve küreselleşen dünyanın gözündeki önemini ve yararlarını sayacağız.

Önce Kapının Önünü Anlat Sonra Uzaya Çık 

Birinci ilkemiz bu. Ne demek istiyoruz bununla? Şu kastediyoruz ki artık pazarlama uzay boyutuna ulaşmış durumda. Yakında içinde insanların ya da başka canlıların yaşadığı bir gezegen keşfedilse oraya ilk gönderilecek kaşifler, astronotlar daha sonra da pazarlamacılar olacak.

Sonuçta keşfedilen yeni topraklar ve yeni canlılar kapitalizmin üst seviyeye vardığı günümüzde önce merak unsuru sonra birer potansiyel tüketici konumunda olacak.

İşte bu nedenle önce kapının önünü anlat sonra uzaya çık diyoruz. Önce yerel pazar ağını güçlü tutmak zorundasınız. Bunu bir kargo servisi gibi de düşünebilirsiniz. Bir kargo firması kuruyorsunuz. Gözünüzde yüksek hedefler, yüksek emeller var. Ancak daha kendi mahallenize kargo götürürken çeşitli sıkıntılar yaşıyor ve yaşatıyorsunuz diyelim. Eh o zaman nasıl evrensel sahneye oynayabileceksiniz?

Daha kendi sokağında kaybolan bir insan nasıl dünya seyahatine çıkabilir? Daha kendi evindeki sorunları halledemeyen biri mahalleye muhtar olamaz. Mahalleye muhtar olsa bile şehre vali olamaz. İşte bunlar hep zincirleme giden oluşumlardır.

Küreselleşme için ilk adımın yerellikten geçtiğini unutmamalıyız.

Yerel ve geleneksel öğeleri yeteri kadar içkin hale getirip sırıtmadan, eğreti hissettirmeden ürünlerinizde ve hizmetlerinizde kullanırsanız rakamlarınız da grafikleriniz de yükselişe geçecek demektir. Hesap makinesi ve rakamlar ne kadar evrensel olsa da kazanacağınız başarılar sizin kalbinizin zaferi olacaktır en başta. Buna son model arabasıyla yıllar sonra köyüne dönen adam izlenimi ve imajıyla görebilirsiniz. Sonuç olarak ne yapılırsa yapılsın aslında kendi memleketinde üne kavuşmak, kendi ailenin gönlünü okşamak olacaktır.

Gücünü Yerellikten Alan Müzik Grupları 

Bu yazımızda sıkıcı iş kollarından bahsetmek yerine herkesin bildiği ve sevdiği isimlerden bahsetmeye ve onların örneklerinden yola çıkarak konunun daha anlaşılır olmasına çalışacağız. Buna devam ediyoruz. İlk başta dünya çapında ünlü yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan’dan bahsetmiştik.

Şimdi ise bir müzik grubundan bahsedeceğiz: DUMAN. Herhalde sevmeyeniniz az, hayatında bir kez olsun dinlemeyeniniz daha da azdır. Peki duman grubunu bu üstün başarısını tam olarak neye borçlu? Elbette ki yerel ve geleneksel ögeleri müziğine iyice yerleştirmesinden kaynaklı bu üstün başarı.

Bir kere duman grubunun müziğine baktığımızda tamamen bu memlekete ait makamların ve ritmlerin kullanıldığını görürüz. Hicaz makamı! Hafif oynak ve herkesin içini ısıtan, çünkü tanıdık gelen bir sestir bu. Bunun dışında sözleri de tamamen Türk işidir. Hatta bu nedenle Duman’ın solisti Kaan Tangöze bu çağın ozanı denmektedir.

Bu grup aynı zamanda türkülerimizi yeniden yorumlayıp rock versiyonuyla söylüyor. Ve bunu yaparak sadece bu ülkedeki insanların değil yurt dışındaki insanların da dikkatini çekiyor. Bu yazımızdan sonra ”Gurbet” türküsünü bir de onlardan dinleyin.

Sonuç olarak müzik de bir pazarlama ürünüdür. Duman ayarında bir diğer grup olan Replikas ”biz buralıyız, o yüzden buranın müziğini yapıyoruz” diyerek kültür sanat alanında ne vizyonda olduklarını göstermişlerdir.

Duman grubu her ne kadar Amerika’da kurulmuş ve uzun uzun orada çalıp söylemiş bir grup olsa da daha sonra Kaan’ın kararıyla memlekete geri dönüş kararı alınmış. Görüldüğü üzere bugün Duman tüm dünya tarafından dinlenip sevilen bir grup ise bunu Amerika üzerinden değil kendi memleketleri üzerinden yapmıştır. Geleneksel olanı yararlı bir şekilde kullanıp yerel tatları yaptığınız işe güzelce yedirirseniz ne pazarlıyor olursanız olun mutlak surette başarılı olursunuz!

Yerel ve Geleneksel Olmanın Pazarlamaya Yararları 

Bu türden ögeler her zaman için dikkat çekici olacaktır. Hani derler ya pazarlamanın ve reklamın dünyasında. Yeni bir soluk, yeni bir renk! Sizin memleketinize dair olan her öge, her renk, her tarz sizin için tamamen eski ve klasik olabilir. Hatta klişe bile gelebilir size. Ama size böyle gelmesi sizin onun içinde doğmanızdan gelir.

Ancak bu yabancı diller ve bakış açıları için tamamen yeni bir soluk, yeni bir renk olacaktır. Bu da özgün bir sunum ile pazarlayacağınız ürünlerin daha çok ilgi çekeceği anlamına gelir. Daha çok ilgi ise eksiksiz bir matematik ile daha çok müşteri demektir.

Yerel ögeler her zaman için sempatik gelir diğer küresel aygıtlar üzerindeki öznelere göre. Bir kuruma küreselleşme adına taklitlerle, kopyalarla giderseniz girişimini üstlendiğiniz ya da yatırımını yapacağınız her ne ürün ise kapı dışarı edilir, beğenilmez.

Çünkü sektör artık doymuş durumda! Yeni tarzlar, yeni stiller, yeni üsluplar… Rağbet hep yeniye yönelik.

Cem Yılmaz’ın Yahşi Batı adlı filminde Amerika’daki yatırımcı iki Türk’ü izliyoruz. O film aslında bize nasıl yerel ve geleneksel olacağını gösteriyor Orada Amerika’lılara çeşitli şeyler satmaya çalışan Cem Yılmaz karakteri ve arkadaşı var. Bir pazar kuruluyor ve orada Cem Yılmaz bağırıyor: ”Param olsa da ben de alsam” Bu tamamen yerel bir deyiştir. Filmde komik olan, pazarlama sahasında dikkat çekici olabiliyor.

Bu basit örnekten bile yola çıkarak nelere dikkat edeceğinize, nelerden uzak durmanız gerektiğine karar vermelisiniz. Zira küreselleşme demek, hele ki pazarlama alanında dünyayı taklit etmekle değil ona yeni şeyler sunarak başarıyı elde etmek demek.

yerel

Kapitalizm ve pazarlama sahaları artık bize gösteriyor ki dünya küçük ve herkesin birbirini tanıyıp birbirlerinden haberdar olduğu bir global köye dönüştü. O köyde en sağlam pazarlama örneklerini sunup en kazançlı rakamlara ulaşmak için kendi köyünüzün izlerini taşımalı, farklılığınızı kopya ve taklit ile değil öz kimliğinizle ortaya koymalısınız.

Size bu yazımızda bir yönetmenden, bir oyuncudan ve bir müzik grubundan bahsettik. Ancak pazarlanacak ürününüz ne ise siz de bu isimlerin yaptıklarına dikkat ederek hak ettiğiniz kazançları elde etmeye başlayabilirsiniz.

Dijital pazarlama konusunda yllardır firmalara ve şahıslara destek oluyorum. Bu süreçte Parlakfikirler'de sizlere motivasyon ve ilham kazandırmayı misyon edindim.

Yorum yap

Lüften yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz