Zengin ve Varlıklı Kadınlar Neden Cinsel Olarak Daha Aktif?

Tüm sevgili okurlarımıza yürek dolusu selamlar! Bu yazımızda epey hassas ve marjinal bir konuyla karşınızdayız. Başlığımızdan da anlaşılacağı üzere konumuz kadınlar ve cinsellik. Ve bu iki unsurun çeperinde ekonomik gücün önemi.

Bilindiği üzere ülkemiz coğrafyası gereği hem Avrupa hem Asya ülkesi. Ancak söz konusu cinsellik olunca, anlayış ve ahlaki değerlerin kapsamında kafa yapıları Ortadoğu’ya kadar uzanabilmekte. Bunun nedeni cinselliğin dev bir tabu haline gelmiş olması hiç şüphesiz. Ancak bu tabu biriminde de belli başlı ve gözle görülür bir değişme, bir kural ihlalleri silsilesi göze çarpmakta. Bundan hem Batılı medeniyetlerin edebiyat, sinema ve genel olarak kültür alanında ülkemizde daha özgür bir şekilde hareket alanı kazanmasının etkisi büyük; hem de dijitalleşme çağı ile birlikte bilgi ve deneyim alanında özgürce hareket etme potansiyelinin yükselişe geçmesinin.

ze-1

Ancak yine de söz konusu ülkemiz kadınları oldu mu işin rengi biraz değişiyor. Erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Her kim ki aksini iddia eder, yalan söylemiş olur. Kadınların hem pratik düzlemde hareket alanları hep bir ölçüde kısıtlılık ihtiva eder, hem de utangaçlık, ürkeklik gibi psikolojik durumlar kadınların genel tabiatını oluşturur. Büyüme çağından itibaren belli yasalar ve yasaklar kapsamında elde tutulan kadınlar, büyüdüklerinde de aynı tutuklukla hareket ederler.

Sonuç olarak cinsellik erkekler için daha bir aktif hareket sahası iken, kadınlar için kapalı kutu ve dev bir tabu silsilesidir. Ancak 21. yüzyılın hızla değişen atmosferi ile birlikte artık kadınlar da ”özgür seks” kapsamında cinsel hayatlarını aktif olarak özgürce yaşayabilmektedir.

Ama hangi kadınlar? Kadınlar derken genel bir yargıya varacak olursak tamamen yanılmış ve yanlış yönlendirmiş oluruz. Öncelikli olarak kent yaşamı içerisinde olan kadınlar, cinsel olarak daha aktiftir. Küçük yerlerin ve kırsalların coğrafyasında yaşayan kadınların cinsel olarak düşünmesi bile yasaklanacak hale gelmiştir. Hareket alanları mutfak ile oturma odası olan kadınların aktif olan cinsel hayatları değil yasaklanmış hayatlarıdır. Köy ya da taşra ya da kasaba yaşantısının hem fiziksel hem zihinsel olarak dar bir alana tekabül etmesi, otomatik olarak cinselliğin evlilik ve bakire gibi tabularla örtüşmesini sağlamıştır. Bu bin yıldır böyledir, sanıyoruz ki yüzlerce yıl daha böyle devam edecektir.

 

Kent kadınları da cinsel hayat kapsamında kendi içlerinde ikiye ayrılmaktadır. Örneğin İstanbul’da yaşayan her kadının aktif ve özgür bir cinsel hayatı vardır desek, düpedüz zırvalamış oluruz. Bu nedenle buradaki ayrım da ekonomik temellidir. İktisadi açıdan güçlü ve varlıklı olan kadınların cinselliklerini aktif olarak yaşadıkları barizdir. Bu konuda üniversiteler ve çeşitli kurumlarda yapılan akademik araştırmalar da hep aynı belirgin sonuç ortaya çıkmıştır. Bariz bir şekilde ortadadır ki ekonomik gücün, özellikle kadınların cinsel hayatında etkin şekilde rol oynayan bir değiştirici gücü vardır. Erkeğin halihazırda var olan cinsel hayatı, bu noktada da kadınların da hayatına sıçramıştır. Şimdi bunun nedenlerini madde madde inceleyeceğiz.

Zengin ve Varlıklı Kadınlar Neden Cinsel Olarak Daha Aktif? 

  • Birinci neden olarak Türkiye’deki evlilik sebeplerini bulmamızla başlar. Evlilik demek tek eşlilik demek. Akademik adıyla monogami. Peki kadınlarımızın yüzde ellisinden fazlasının evlenme sebebi, ekonomik odaklı olarak düşünülürse. Zira ülkemizde evlenen kadınların yüzde ellisinden fazlası çalışmamakta, ev işlerine bakmakta, çocuk büyütmekte. Bir kariyer merdiveni olmayan kadınlar, kendilerine verilen toplumsal görevleri yerine getirmek zorunda. Hal böyle olunca ekonomik açıdan güçlü olmayan kadınların – ya da bir başka deyişle bir ekonomisi olmayan kadınların, hayatta kalmak ve yaşamaya devam etmek adına evlendiklerini, evlenmeye zorlandıklarını rahatlıkla ifade edebiliriz. Şimdi sorumuzun cevabı yavaş yavaş aydınlanıyor. Öyleyse zengin ve varlıklı kadınlar, bu toplumsal kodlanmaların ve zorlanmaların hışmına uğramak zorunda değiller. Cüzdanlarındaki dolgunluk, toplumun kuralları itibariyle üstlerinde baskı oluşturmasını engeller. İktisadi kuvvetleri bir kalkan görevi üstlenir. Bu nedenle 20li yaşlarına geldiklerinde aile evinden çıkmak üzere biriyle, muhtemelen herhangi biriyle evlenmek zorunda kalmazlar. Zorundalıkların öldüğü yerde özgürlükler başlar. Özgürlüğün başladığı yerde de algılar yıkılır. Bir tarafta ancak evlenince cinsel hayatları başlayan ve aktif değil düpedüz sönük olan kadınlar. Bir tarafta da aktif bir cinsel hayat için evlenmeyi gerekli görmeyen hür kadınlar. Türkiye birçok açıdan olduğu gibi, algı ve cinsellik olarak da kadınlar kapsamında ikiye ayrılmış durumdadır. Türkiye, hem doğu hem de batı ülkesidir. Bu nedenle kadınların cinsel hayatı da batı ve doğu olarak ikiye ayrılmış durumdadır.
Şu İş İlgini Çekebilir:  Dışarısı Yerine Evde Takılmak Paranızı Nasıl Koruyor?

ze-3

  • İkinci neden hiç şüphesiz bilinç odaklıdır. Bir kadın ne kadar varlıklı ve zengin ise, okuduğu kitaplar izlediği filmler gittiği oyunlar da çeşitlilik kazanacaktır. Sahi ortalama bir ev kadını ya da ev kızı, hayatında kaç kitap okur, kaç film izler? Edebiyat ve sinema gibi doğrudan algıyı ve hayata bakış açısını değiştiren temel dinamikler, bir kadının cinselliğe olan bakış açısını da değiştirecektir. Aynı şekilde erkeklere ve hayata karşı da. Bilinçsel bir aydınlanmayla beraber, zaten öz hayatında özgür olan kadınlar, kendilerini önce bir varlık sonra bir kadın olarak da özgür hissetmeye başlar. Bu özgür hissediş, hayatın temel noktalarında bir bir kendini gösterir. İş yaşantısında, ev yaşantısında, insan ilişkilerinde ve en nihayetinde cinsel yaşamlarında.

 

  • Ekonomi belirleyici unsurdur. İki farklı kadını ele alalım. Biri, evine alacağı çay için bile bir başkasının, ailesinin ya da kocasının eline bakmakta. Bu kadının, sosyal statüsü hiç şüphesiz en diplerde olacaktır. Çağımızda her şeyin kökeni ekonomidir zira. Paranız varsa evden dışarı çıkabilir, insanlarla buluşabilir, seyahat edebilir, kısacası hareket edebilirsiniz! İkinci kadın ise, faturalarını kendi ödeyen, kirasını kendi karşılayan, istediği zaman istediklerini yapan bir kadındır. Yani temel ihtiyaçlarını karşılayan biridir. Temel ihtiyaçlardan sonra hem temel hem de yan ihtiyaç sayılabilecek cinsellikleri giderirler. Amiyane tabirle bir atasözü paylaşalım. ”Aç ayı oynamaz.” Şimdi bu atasözünü konumuza yedirelim. Biri açsa, temel ihtiyaçlarını kendi başına gidermekten yoksunsa, onun için cinsellik, üçüncü, dördüncü planda bir ihtiyaçtır. Zengin ve varlıklı kadınlar ise temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği için ikincil dereceden önemli olan ihtiyaçlarına da vakit ayırabilir ve onların giderilmesini sağlar.

 

  • Bir diğer nokta ise zengin ve varlıklı kadınların hem sosyal yaşamlarında hem de internet ortamında farklı insanlarla tanışma olabilitesinin yüksek olmasıdır. Yaşamları ev, mutfak ve alışveriş marketlerinden ibaret olan bir kadının dar çevresi ile birçok ortama girip çıkan sosyal medyayı aktif olarak kullanan bir kadının çevresi hiçbir surette bir tutulamaz. Bu noktada da hareket alanının önemi ortaya çıkar. Ekonomik açıdan yetersiz ya da muhtaç olan kişilerin çevreleri de aynı şekilde yetersizdir. Diğer yönden zengin ve varlıklı kadınlar, büyük oranda geniş bir sosyal hayata ve iş yaşamına sahiptirler.

 

  • Son olarak psikolojik kökenli bir çıkarımda bulunabilir. O da zengin olmanın insanın içinde duyurduğu güven duygusu. Zengin ve varlıklı kadınlar, kendilerine birçok konuda güvenirler. Güvendikleri konuların başında da cinsellik gelir. Onlar için cinsellik, tıpkı yemek ve uyumak gibi temel hayatta kalma ihtiyaçlarının başında gelir. Bu da onları cinsel hayatlarında etkin ve aktif kılan dinamiklerden biridir.

Yorum yapın