Zorba, Kötü Bir Komşuyla Başa Çıkabilmek İçin

Ah o komşular yok mu o komşular! Çoğu zaman başımıza bela olurlar. Apartmanın da feodal bir kurum gibi çeşitli zorlukları, kuralları ve keskin dişleri vardır. Apartman yönetici ayrı dert, aşağıdaki dükkanın sesleri ayrı dert, üst komşu yan komşu ayrı dert!

İnsanlık, apartmanlarda yaşamak ve buralara tıkılmak için uygun bir formda değil sevgili parlak fikirler okurları. Biz doğaya aitiz. İtiş tıkış apartman binalarına değil. Ama mevcut yaşam formları, nüfus, sanayileşme ve kapitalizm dayatmaları insanları hiç tanımadıkları, tanısalar ya da tanıyınca hiç hoşlanmadıkları insanlarla yan yana tıkılı bir vaziyette yaşamaya mahkum etti.

Apartmanlar yine iyi bir de bu işin banliyö boyutu var. Tamamen teneke kutulardan oluşmuş ve pisliğin, suç oranının, yoksulluğun olduğu banliyöler. Fransa’da ve İngiltere’de çok var bunlardan. Orada komşunu sevmeyince, onunla tartışınca ya da kavgaya tutuşunca direkt çekip vuruyorlar mesela. Bu bir çözüm değil elbet. Ama oranın kanunları öyle.

Şimdi biz yeniden apartmanlarımıza dönelim. Apartmanda son derece sinir bozucu şeyler olabiliyor. Zaten biraz sonra komşunuzla, apartman yöneticinizle ne gibi sorunlar yaşayabileceğinizi size madde madde sıralayacağız.

Siz bu satırları ve cümleleri muhtemelen sıkış tepiş çalışmak zorunda kaldığınız ya da yaşamaya sığmaya çalıştığınız apartman dairenizden okuyorsunuz. İçeri girer çöp kokan şu apartmanlardan. İnsanın sığınağı olmak şöyle dursun kendisini üşümüş ve kimsesiz hissettiren o derme çatma apartman daireleri. Her neyse edebiyatı bırakalım ve kentlerin birer virüs merkezi haline getirdiği apartman dairelerinde komşularınız ya da apartman yöneticileriniz ile ilgili yaşayabileceğiniz tüm sıkıntıları açıklayarak giderelim.

Neden Şehirlere Yeni Bina Yerine Yeşillik Gerekiyor? eskiden tam üstüne bastın ayağını çek diye espri yaparlardı. Şimdi biz de yapalım ve tam da apartman ve türevleri mekanlarda sıkıntıları anlatırken neden şehirlere artık yeni bina yerine yeşillik gerekiyor sorusunun cevaplarını aradığımız gibi bulalım.

Komşu deyince kimsenin aklına böyle bir görüntü gelmiyorsa işimiz bitmiş demektir.

Komşularla Neden Anlaşamayız? 

  • Ahlak sorunu: Aman ha eve kadın misafir, kız misafir almayın yaklaşımı. Sanki 1800’lerin İran’ında yaşıyoruz! Ama bazı komşular sıkı ahlakçıdır ve herkesten de böyle olmasını bekler. Sen dersin fakülteden arkadaşım, birlikte ders çalışmamız gerekiyor, bu soğukta bu parasızlıkta dışarıda mı buluşalım? Nice ahlakçı komşular bir üst perdeden saldırarak ”vereyim parasını, dışarıda çalışın” demeye kadar götürür işi. Bu, işin kara mizah tarafı tabi. Kadınsanız erkek misafire, erkekseniz kadın misafire gram tahammül yoktur. Bu da kendi dairenizde kendi özgürlüğünü tatmin olmadan mahkum duygularla yaşarız.

 

  • Kedi köpek sorunu: Çoğu komşu apartmanda evcil hayvan beslenmesine karşı çıkar. Bazı iş bitirici tayfa bunun için apartman imza toplamaya kadar götürür işi. Bunlardan sakınmak gerek. Kedi yahu. Kime ne kadar zararı olabilir ki diye düşünseniz de toplumumuzda hane içinde hayvan beslemek hem bereketsizlik, hem pislik demektir. Kedi köpeğin olduğu yerde namaz kılınmaz denir bir de. Bu nedenle böyle durumlarda ya gizli gizli hayvan besleme yoluna gideceksiniz. Ya da mücadele verip ana yasal haklarınızın olduğunu ve bunun hakkınız olduğunu dile getirip savaşacaksınız.

 

  • Gürültü sorunu: Siz cumartesi gecesi okuldan ya da iş yerinden arkadaşlarla evinizde toplanırsınız özgür ve hür olduğunuzu sanarak. Cumartesi gecesi müziğin sesini biraz açsanız üç bela gelebilir başınıza. Bir balkondan beyaz atletli bir dayı lan lı lun lu uyarır sizi. Tadınız kaçar. Cumartesi gece 11’de evinde müzik dinleyemeyeceksen ne anlamı kalır ayrı evde yaşamanın? Ya da evinize komşular gelir. Ki bu daha korkunçtur. Ama bazı komşular vardır ki müzik dinleyenleri direkt polise ihbar edecek kadar gözleri dönmüştür. Bizzat benim başıma geldi. Biz kapıyı açtık herhalde söylediğimiz yemek geldi diye. Bir baktık karşımızda iki tane kerli ferli polis. Hakkınızda şikayet var diye de girizgah yapınca biz o gecenin suçluları olduk çıktık.

 

  • Aidat ve apartman toplantısı sorunu: Aidatları iki gün geç ödeseniz kızılca kıyamet kopar. Bir de çok lazımmış gibi her apartman toplantısına katılmanız istenir. Muhtemelen katılmazsınız. Apartman toplantıları gereksizdir ve siz olmasanız da olur zira. Ama gelin bir de bunu sanki kendini orgenaral sanan apartman yöneticisine anlatın! Bir bin uyarı, sitem ve huysuzlukla birlikte apartman hayatı, çoğu zaman cehenneme açılan bir kapı niteliği taşır. Her kul bu azabı er ya da geç tadacaktır!

Nerede o eski komşuluklar?

Zorba, Kötü Bir Komşuyla Başa Çıkabilmek İçin Neler Yapabiliriz? 

  • Anlaşmalar yapın: Her şeyi önceden konuşmak en iyisi ve en temizi olacaktır. O nedenle başta anlaşmalar yapın ve dediği dedik komşuların insafına kalmaktansa demokratik bir anlaşmaya varın. Böylece her iki taraf kendi çıkarlarına uygun hareket edebilecektir. Bayan misafir ve kediye evet diyen komşular, örneğin gürültü konusunda kesin talimatlar verecektir. Zira birçok apartman binası artık incecik duvarlarıyla bir ses geçirgeci gibidir.

 

  • Son çare polise haber verin: Bazen sona bıraktığımız çareler ilk çare olarak da değerlendirilir. O nedenle baktınız gördünüz komşularınız ya da apartman yöneticisi tarafından fiili olarak tehdit ediliyor, gözlem altında tutuluyorsunuz. Mesela gelip kapınızı dinliyorlar ya da siz yokken evinize dalıyorlar. Hiç şaşırmayın bunların hepsi oluyor. Çoğu da benim başımdan geçmiş şeyler. O nedenle yakında bırakıp şehir hayatını kırlara ovalara kaçacağım ama bu makaleleri kim yazacak o zaman?

 

  • Yüz yüze gelmemeye çalışın: Hani derler ya bana uzak Allah’a yakın diye. İşte tam öyle bir hesap. Fazla muhatap olmayın. Ancak giriş çıkışlarda karşılaşırsanız soğuk ve resmi selamlar verin. Aranızdaki mesafeyi bir tutarsanız onlar da her zaman cüretkar ve işgüzar olamayacaklarını anlarlar. Zira karşılarında güçlü ve haklarını bilen bir adam vardır. O nedenle yüz yüze gelmemeye çalışmak en mantıklısı ve en makulu olacaktır. Yeter ki saygınlığınızı korumayı bilin ve onların yüzlerine düşmeyin.

 

  • Sınırları çizin: Yani arkadaş sırf aynı binada yaşamak zorunda bırakılmışsınız diye onlarla dost ya da ahbap olmak zorunda değilsiniz. Bu, dünyanın hiçbir yerinde yok. O nedenle bazı komşular, hayatları da monoton ve sıkıcı ise, yeni gelen komşularının özel hayatlarına kadar burunlarını sokar. Siz, oraya yeni gelen biri olarak piyasaya yeni sürülmüş bir dedektiflik romanı gibi hissettirirsiniz onlara. Merak ederler, akşam yemeklerinde sizin hakkınızda konuşmaya başlarlar. Çocuklarını gözcülük yapsınlar diye sizin yakınlarınıza yollarlar. Çünkü bu insanların bir meseleleri bir amaçları yoktur. Komşu komşunun külünü muhtaç sözünü, o komşulardan biri diğer komşunun evini yaktığı için söylemiş olabilir miyiz acaba?

 

  • Yazılı olmayan komşuluk hukuku ve örfüne uyun: Mesela alt balkonda çamaşırlar asılı ve siz bakmadan halı silkeliyorsunuz. Şimdi bu kural yazılı değildir ama yazılı olmadığı kadar da bir o kadar da örfidir. Teknik bir yaklaşımdır aynı zamanda. Siz, komşunuzun yaşam alanlarına saygı duymak zorundasınız. Eğer böyle bir zorunluluk olmasaydı herkes çöplerini gider başkasının dairesinin önüne koyardı. Sınırları bilmek lazım. Yazılı olmayan komşuluk hukuku ve örfüne uymak lazım.

Yorum yapın