Hızlı Para Kazanmak Hilesiz, Hak Yemeden Mümkün Müdür?

Sevgili okurlarımız merhaba! Bugünkü yazımızda akıllardan her daim geçen, dost meclislerinde tartışılan, kişinin iç muhakemesinde kendi kendisine sürekli olarak yönelttiği bir soruyu ve cevaplarını sizlere sunacağız. Bu “paradoks mahiyetindeki soruyu” buraya taşıdığımız için bize “komünist, sosyalist” damgası vurmaya kalkanlar da çıkacaktır. Onlara en baştan peşinen bir defaya mahsus cevabımızı vermek isterim:”Hiçbir siyasi görüşün fanatiği değiliz”

Hızlı para kazanmak, hilesiz, hak yemeden mümkün müdür? Sorumuz birçok açıdan çok yönlü olduğu için cevapları da aynı şekilde çok yönlü ve farklı derecelerde olacak.

z-1

Dönemin başbakanı Adnan Menderes zamanında ”her mahalleye bir milyoner” sloganıyla yola çıkmış, bu söz 2016 yılı itibariyle hala unutulmamıştır. Bu sözün çağrıştırdığı şey en az bir mahalleden bir milyoner çıkacağı yönündeydi. Ama aynı şekilde başka bir açıdan da herkesin milyoner olamayacağı gerçeğinin altını çizmekteydi. Zira, bir mahallenin tamamının zengin olması, hem tarihsel hem matematiksel hem de iktisadi açıdan imkansızdı. Bugün de hala öyle. Çünkü evvela işleyen serbest piyasa ekonomisi, buna izin vermez. Bazıları orta sınıfa bazıları ise alt sınıfa ait olmalıdır ki, zenginlik, gerçek ölçütünü yaşayabilsin. Bu ne demektir? Şöyle ki herkesin zengin olduğu bir sistemde herkes aynı olduğu için kimse birbirinden farksız olmayacak, bu doğrultuda herkes eşit seviyede olacaktır. Oysa hızlı para kazanarak zengin olmanın birincil seviyesi, birilerinin üstünde olmaktır. Ekonomi piramidi, daha ekonomi var olmadan önce kendiliğinden oluşmuştur. Bu açıdan baktığımızda rahatlıkla diyebiliriz ki herkes zengin olamaz. Piyasanın aritmetiği de mevcut sosyo kültürel unsurlar da buna izin vermez. Böyle bir ortam oluşturamaz. Dolayısıyla zenginliğin, bir başkalık, bir üst seviye anlamına geldiğini söyleyebiliriz.

Hızlı para kazanmak, nereden baksanız çoğumuzun yabancısı olduğu bir eylemdir. Hilesiz ve hak yemeden çalışan milyonlarımızın çoğu, ancak hayatlarını idame ettirecek kadar para kazanırlar ve yıllar böyle geçer. Çoğumuzun tek zengin olma umudu piyangolar ve şans oyunlarıdır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde şans oyunlarına yöneliminin birinci nedeni budur. Etrafımızda hızlı ve kolay yoldan para kazananları görür ve hayret ederiz. Akabinde bunun ancak böylesi bir talih yoluyla elde edileceğine inanırız. Biz de şansımızı deneriz. Bir gün o rakamlar tutacak, bir gün 6lı tutturup zengin olacağız. İnancımız bu yöndedir. Ancak bu herhangi bir alt yapısı ve dayanağı olmayan görüşler maalesef ki mevcut piyasa şartlarına uygun değildir.

Her mahallede bir milyoner vardır ama nedense o milyoner hiçbir şekilde biz değilizdir. 80 milyonluk bir nüfusta 80 bin tane milyoner olması, hem özendirici hem de usandırıcı bir göstergedir. Yanı başınızda insanların parayla nasıl kolay ve özgürce oynadığını görürüz. Ve bu gözümüze imkansız görünür.

Sonunda ahlak devreye girer. Bu kadar çok para kazanmanın bir illegal yöntemi mi vardır. İşin içinde bir tehlike, bir hile olmasa bu kadar para kazanmak nasıl mümkün olabilirdi. Bu yazımızda, münazara ortamında bu sorunun cevaplarını bazen kaynaklar kullanarak açıklamaya çalışacağız. Şimdi size Fransız edebiyatının köşe taşlarından biri kabul edilen Balzac’ın bir romanından alıntı yapalım:

z3

”Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir.”

Bunu Balzac’ın bir roman karakteri söylüyor. Bu elbette sadece kişisel bir yorum. Ekonomi salt bir bilim olsa da açıklaması matematiksel keskinlikte olamaz. Her rakamın ve değerin bir yorumu vardır. Borsa da serbest piyasa da böyle doğmuştur. Ancak ülkemizde de Balzac’ın roman karakterine destek olacak milyonlarca kişi olduğuna eminiz.

”Bu kadar hızlı para kazandığına göre kesin bir haltlar karıştırıyor.” Hiç bu cümleyi duydunuz mu? Ya da başka bir deyişle böylesi bir cümleyi kurmayanımız var mı? Zengin ve başarılı insanları gördükçe yarı hınç yarı kıskançlıkla böyle cümleler kurarız.

z2

Şimdi tartışma konumuza biraz ara verip çağımızda en hızlı para kazandıran ve herhangi bir hile barındırmayan meslekleri sıralayalım:

  • Müzisyen – Sanatçılık – Şarkıcılık: Liberal ekonominin en önemli avantajlarından biri para kazanma konusunda azami bir sınırı olmamasıdır. Yani devlet de özel kuruluşlar da sana ”en az şu kadar ” kazanacağının garantisini verir. Asgari ücret, bir çalışana en az ne kadar para verileceğinin yasal korumalar çerçevesinde garantiye alınmasıdır. Ama sistemin içinde aynı uyarı ya da yasa ”en fazla da bu kadar alınır ya da verilir” ibaresini sunmaz. Kazanma konusunda bir sınır yoktur. İsteyen ve başaran dakikalar içerisinde milyonların, milyarların sahibi olabilir. Vergi kaçırmadığı ya da yasa dışı bir iş yapmadığı takdirde tabi. Bu yasa dışı olmayan işlerin başında da müzisyenlik ve müzik sektörü gelmektedir. 2013 yılında yapılan bir araştırma ile birlikte dünyanın en zengin 100 müzisyeninin listesi çıkarılmıştı. Bu listenin başında 800 milyon dolarlık servetiyle müzisyen Sir Paul Mccartney ismi çekmektedir. 800 milyon doları, çok ama çok hızlı para kazanarak elde edebilirsiniz. Ve müzik piyasası içinde bulunduğu starlarına bu imkanı sunmaktadır. Türkiye’den örnek olarak ise hepimizin şarkılarını ve konserlerini severek dinleyip takip ettiği Tarkan ismini verebiliriz. En son yapılan birçok habere göre Tarkan’ın 15 milyon dolarlık konser anlaşmaları yapıldığı iddia edildi. Rakamlar biraz fazla ya da az bile olsa hemen hemen bu liralar, dolarlar mevcuttur ve birileri bu servet değerindeki paraları kazanmaktadır.

 

  • Futbol: Spor piyasasında tabiri caizse dönen paraları hepimiz yakından duyar, duydukça şaşırır, tam alıştık derken daha zengin bir futbolcunun ismini duyarak biraz daha şaşırırız. Yapılan bir araştırmaya göre dünyanın en zengin futbolcusu şu an Cristiano Ronaldo. Real Madrid kulübünde forma giyen Ronaldo’nun takriben 210 milyon Euro değerinde bir serveti olduğu iddia edildi. Futbol, her yıl genişleyen bir sektör. Çünkü her sene artan dünya nüfusu ve buna paralel olarak futbol sevdalısı sayesinde katılımcılarını, seyircilerini arttırmaktadır. 200  300 bin kişilik stadyumlar da bunun göstergesi. Aynı zamanda futbolun seyir zevki yüksek bir oyun olması da cabası. Sonuç olarak medya ve reklam kanalları da kullanılarak her yıl yüzlerce milyoner üreten bir alan haline geldi futbol. Türkiye’de de canlı örneklerini görebiliriz.

 

  • Reklam sektörü: Biraz önce futbol konusundan bahsederken de değindiğimiz üzere reklam da, büyük ve hızlı paralar kazanma alanı olarak görülebilir. Sosyologlar ve ekonomistlerin yaptığı bir araştırmaya göre dünyamızda sadece bir yıl boyunca reklama para akıtılmasa, dünyanın tamamındaki açlık tamamen bitecek durumdadır. Her yıl milyar dolarların akıtıldığı reklam piyasası, reklam yıldızlarına ve üretici şirketlerine astronomik rakamlarda ödemeler yapmaktadır. Aynı zamanda televizyon ve sinema sektörü de hızlı para kazanılan diğer iki sektördür.

Bakın şimdi buraya Finans sektöründen “Bankacılık ve Factoring” gibi yüksek faiz oranları ile para kazanılan sektörleri de yazmak isterdim. Ancak bilmenizi isterim ki başlıkta “hızlı para kazanma” sözününün   yanında “hak yemeden” ibaresini de koyduğumuz için kusura bakmayın ama elimiz bu sektörleri buraya yazmaya varmıyor…

 

Bu örnekleri verdik. Çünkü hilesiz, hak yemeden hızlı para kazanma yöntemleri bunlardır. Akıllara şu soru gelebilir: Biz bu kadar yüksek mesai saatlerinde az maaş alırken, bu sektördeki insanların bizden daha az çalışarak bizden binlerce kat daha fazla kazanması hak mıdır? Bu da olayın çift yüzlü tarafını oluşturmaktadır. Yazımızın başında bir piramitten bahsetmiştik. O piramidin tepesinde olanlar, biz aşağıda olduğumuz için mi tepedeler? Ya da onlar ekonomi piramidinin yukarısında olduğu için mi biz aşağıdayız? Ne olursa olsun, hak yemeden ve hile yapmadan, tamamen yüksek çalışma ve çokça şans ile kazananlar elbette vardır. Ancak, bu kadar insanın yoksulluk ve açlık sınırlarının altında yaşadığı bir gezegende, hile ve hak yiyerek servetlerine servet ekleyen kişi ve kurumların sayısı da epeyce fazladır.

Yorum yap

Lüften yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz