Taksim’de Ev ve Dükkan Piyasası Niye Perişan Oldu?

Taksim, kadim Osmanlı kültürünün en son temsilcilerinden biriydi. Biri değil biriydi. Geçmiş zamanların kadim aynası Taksim, yüzyıllar öncesinin tarihi gibi silinip gitti. Son 10 yıl içerisinde ha bitti ha bitiyor derken, sonunda el birliğiyle bitirdiler canım ilçeyi.

Taksim’in ev ve dükkan piyasası da diğer tüm kültürel etmenleri gibi perişan oldu. Aslında Beyoğlu ve Perişan kelimelerinin kaderi ortak. Perişan, kelimesi önceden olumlu bir anlama sahipti. Peri ve şan kelimelerinin birleşmesiyle oluşan bu kelime, şanı Periler gibi yüksekte, yukarılarda olan anlamında kullanılıyor. Zaman içerisinde Yükseklik yerini dağınıklığa bıraktı. Artık bir şey ne kadar yüksekte ise, uçuyorsa o kadar dağınık demektir. Ayakları sağlam basmalı, kontrol edilebilir, dizayn edilebilir, yönetilebilir ve idare edilebilir olmalı. Tıpkı Taksim gibi. Bu güzide ilçenin sureti, çehresi değiştirildi. Birtakım belediyecilik faaliyetlerinin altında kültürü ve Osmanlı İmparatorluğu ile olan organik bağı kesildi.

Taksim’de Ne Kayboldu? 

Avrupalıların İstanbul hakkında ‘nokta atışı’ diyebileceğimiz önemli bir tespiti var. ”Türkler İstanbul’u 1453 yılında aldılar fakat hala yerleşemediler.” Tamam, Avrupa kültürünün bize bir hayli uyuz olduğu aşikar ama kimse de bu sözdeki doğruluğu inkar edemez. İstanbul, dev bir metropol olduğu gibi aynı zamanda dev bir inşaat alanı da. Sonsuza kadar sürecekmiş gibi – ki sürüyor da – durmaksızın çalışan iş makinelerinin gürültüsü, şurada bir çukur, bir adım ötede daha derin bir çukur, çalışan matkaplar, gece karanlığında bir uzay aracı gibi görünen dev iş makineleri. Ve her yerde ”Önce İş Güvenliği” yazısı. İşi ve güvenliği öyle bir ön planda tuttuk ki mimariyi ve estetiği unuttuk.

Şimdi önce kendinize sonra etrafınızdakilere İstanbul’un bu halini sorun: Yahu bir şehrin hiç mi düzenlenmesi, restorasyonu bitmez diyenlerin sayısı bir hayli fazla olacaktır. Başka hiçbir şehirde bu kadar çok yenileme – düzenleme çalışması yoktur. Bunun altında bir rant telaşı olduğu çok açık. Bu nedenle İstanbul halkı, genelde ve hangi semtte olursa olsun iş makinelerinin gürültüsünü duymadan tek bir gün bile geçirmiyor, geçiremiyor.

Bundan nasibini alan ilçelerin başında ise Taksim / Beyoğlu geliyor. Vardır ya şöyle tipler: ”Eskiden Taksim’e herkes takım elbiseyle çıkardı, özel hazırlanırdı, en serseri olanının bile bir kravatı olurdu” gibisinden konuşanı. 50 yıl içerisinde ise şöyle diyen tipler çıkabilir: ”Hey gidi günler hey, eskiden şu gördüğün Beyoğlunda iğne atsan yere düşmezdi. Bir de şimdi bak!

Bunun nedeni Taksimin de sürekli yenilenen bir ilçeye dönüştürülmesi. Tarihi binaların üzerinde örtüler, örtülerin üzerinde abidik gubidik levhalar, tanıtım yazıları, reklamlar. Maalesef ülkemizin tarih bilinci birkaç marş ezberlemek ve ezbere Osmanlı padişahı övmek. Ama Osmanlı’dan kalan – ya da artık kalamayan- yapıların korunması söz konusu olduğunda herkes üç maymunu oynuyor.

Taksim’de kaybolan bir diğer unsur ise ”güvenlik.” Taksim’de teröristler tarafından gerçekleştirilen bir dizi eylem, Avrupalı turistlerin buradan çekilmesine neden oldu. Artık Avrupalılar daha çok Muğla ve Antalya gibi güney – batı kesimlerini tercih ediyor. Buradaki tinerciler de ayrı bir güvenlik problemi oluşturuyor. Birkaç anarşistin çektiği Taksim belgeselinde bu çocukların ”aslında zararsız, tamamen masum” gösterilmesi de ayrı bir saçmalık.

Şu İş İlgini Çekebilir:  Kemer'de Gayrımenkul Neden Eskisi Kadar Prim Yapmıyor?

Taksim’de kaybolan şeyi tek bir kelime ile özetleyin derseniz ”Doku” derim. Hani metinlerin bir ana fikri, bir ana duygusu olur ya. Ona tema denir. Bu doku da Taksim’in ana fikri ve temasıydı aslında. Bu güzide ve kadim ilçede dolaşan, havasıyla kokusuyla ben başka türlü bir yerdeyim, burası farklı derdi. Şimdi ise plastik bir atmosfere sahip Beyoğlu. Kapatılan kitapçılar ve yerlerini alan alışveriş merkezleri, kapitalizmin doymak bilmeyen, çok ama çok iştahlı bir obur olduğunu gösteriyor. Öyle ki Kapitalizm dünyanın tamamını yese daha yok mu der. Sonra da gözünü Aya, Mars’a, Jüpiter’e diker. Zaten buralarda da kolonileşme süreci başlamadı mı? Kim bilir belki o zamana kadar kıyamet kopmazsa, örneğin 1000 yıl sonra Mars’ta kurulan ilk koloninin hiç de eskisi gibi olmadığını anlatan başka bir yazı kaleme alınır, bir başka yazar tarafından.

Sevgili Parlak Fikirler okurları, Kadıköy – Taksim karşılaştırması da yaptığımız ve Kadıköy’deki dükkan – arsa- ev fiyatlarının neden patladığına dair veriler sunduğumuz yazıya da buradan ulaşabilir.

Kadıköy’de Ev-Dükkan-Arsa Fiyatları Neden Patladı?

Taksim’i Ünlü Yapan Neydi? 

Medeniyetler çatışır, kültürler ise kaynaşır. Kültürler çatışmayı bilmediği için kültürdür zaten. Taksimi ünlü yapan en önemli unsur Avrupa ile Doğu kültürünün yepyeni bir çehre ile bir ilçede, mekanlara kadar sinen görünümüydü. Fransız, Rum, Türk kültürlerinin iç içe geçtiği, eskilerin deyimiyle meczolduğu bir dünyaydı Beyoğlu. Sadece Galatasaray Üniversitesi ya da Fransa konsolosluğunun orada olmasından dolayı değil. Sonuçta binalar, öyle ya da böyle bir katı yapıdır. Önemli olan o yapıların arasındaki havayı yansıtmak ve yansıtılan havanın içerisinde yepyeni kültürleri an be an üretmek. Taksim’i ünlü yapan buydu işte. Şimdi Ne Fransa ne Türk kültürüne kaldı burası.

Evrensel kültür diye bir şey söz konusu olmaz. Onun adı emperyalist kültürdür. Hamburger kültürü de diyebileceğimiz bu kültür fragmanları, standartlaştırmanın bel kemiğidir, Herkes kendini farklı sanarken tek tiptir aslında. En çılgın olan, sistemin izin verdiği kadar sınırları zorlar. Bugün Taksim’de dolaşan tipler de dünyalıdır, dolayısıyla memleketi yoktur bu insanların. Memleketi olmayanın ise yansıtabileceği herhangi bir tarih ve kültür söz konusu olamaz. İşte Taksim’in de başına gelenler bunlar sevgili Parlak Fikirler okurları. Maalesef ki böyle.

Taksim’de Evler ve Dükkanlar Eskisi Gibi Olur Mu? 

Dükkan ve ev fiyatları eskisi gibi olmaz. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Taksim’in yeniden eski Taksim olması da mümkün değil. O tarihi doku binlerce yılda oluşmuştu ve 10 yılda bitti. Bu da bu güzide ilçeyi geri dönüşsüz bir noktaya getirdi.

Taksim’den Ünlü Dükkanlar Ne Zaman Ayrıldılar? 

Taksim’in menfi anlama değişeceğinin sinyalleri aslında 2000 yıl öncesine dayanıyor. 2010 yılından itibaren ise adeta bir yaprak dökümü yaşandı. Sinema salonlarını da dükkan sayabiliriz. Zira buradan da ekmek yiyen birçok insan vardı. Sadece son on yılda İnci, Emek, Alkazar, Sine – Pop ve Rüya sineması kapandı. Bakın başka bir yere taşınmadı, tamamen gitti. Tarihteki en büyük silindir Avm’lerdir. Bir yere sabitlenmiş gibi görünür bu devasa binalar, lakin tarihi de tarihe bağlı binaları da bir silindir gibi ezer geçer. Kapanmak istemeyen dükkanlar ise başka semtlere taşındı ve Taksim günümüzdeki son halini aldı.

Yorum yapın